Amerika karşı devrime gerek yok dedi

Amerika karşı devrime gerek yok dedi
Amerika karşı devrime gerek yok dedi
Haber: Muhittin DANIŞ / Arşivi

Biri siyah, diğeri beyaz iki polis, seçim günü henüz sandıkların kapanmadığı bir saatte ertesi gün ortaya çıkacak tabloyu tartışıyor. Beyaz biraz tedirgin görünse de 7 Kasım sabahı ABD ’de bir devrim yaşanacağını iddia ediyor. “Devrim 4 yıl önce yapılmadı mı diye” soruyorum. “Hayır, asıl devrim yarın sabah olacak” diyor. Devamında da pek bir şey söylemek istemeyip “Bekleyin, görün” demekle yetiniyor. Belli ki sözünü ettiği bir nevi ‘karşı devrim.’ Siyahi olanı hemen devreye giriyor. Kendinden emin ve gülümseyen bir ses tonuyla “Obama yine kazanacak” yanıtını veriyor.

New York’ta seçim günü hava soğuk, ortam son derece sakin. ABD’nin 4 yıl daha hem ülkeyi yönetecek hem de dünyanın kaderini etkileyecek ismi seçtiğine dair iz yok denecek gibi. Sadece iki büyük televizyon kanalının hazırlığı göze çarpıyor. CNN, Empire State binasını, NBC ise Rockefeller Center’ı üs edinmiş, gece sonunda çıkacak rengi bu merkezlere yansıtmanın hazırlığında. Saatler 19.00’u gösterdiğinde televizyonlar seçim yayınına geçiyor. Times Meydanı da yavaş yavaş dolmaya başlıyor. O andan itibaren seçim havasını solumaya başlıyorsunuz.

İlk saatlerde büyük bir çekişme var. Romney, maça hızlı başlamış görünüyor. Ancak nefesi çok kısa soluklu oluyor. Saat 23.00’e yaklaştığında işin rengi netleşiyor. Obama adım adım zafere gidiyor. ABD’lilerin ‘battleground’ dedikleri eyaletlerde Demokratlar birçoğunda az farkla da olsa önde. Romney’nin kazanması için hem Florida’yı hem Ohio’yu alması gerek. Ancak Ohio tercihini Obama’dan yana net ortaya koyunca gecenin rengi belli oluyor: Mavi. CNN’in Empire State ve NBC’nin Rockefeller’ı gecenin rengine uygun şekilde gece yarısı maviye bürünüyor.

Seçim analistleri ‘battleground’ dedikleri eyaletlerden 4’üne dikkat çekiyor: Ohio, Florida, Virginia ve Pennsylvania. Obama’nın seçimdeki en büyük başarısı bu kritik eyaletlerde kendini gösteriyor. Amerikalılar da buna dikkat çekiyor. Demokratlar, bugüne kadar hiç kimsenin yapmadığı şekilde kritik eyaletlerde seçimlere ağırlık vermiş, hatta kapı kapı dolaşarak oy istemişler. Bunun da sonucunu 6 Kasım gecesi aldılar.Ohio, Colorado, Iowa, Nevada, New Hampshire, Virginia, Wisconsin’de Demokratlar galibiyetlerini ilan ediyor. Sonuçlar kesinleşiyor, mücadelenin sürdüğü ve Obama’nın burun farkıyla önde olduğu Florida’daki sonuçların anlamı kalmıyor. Obama, gerekli 270 delegeyi aşarak gece yarısında 303 delegeyi garantiliyor ve “4 yıl daha Beyaz Saray’da ben varım” diyor.

Ne yaptı da kazandı
Öncelikle herkesin hakkını teslim ettiği üzere iyi bir seçim stratejisi uyguladı. Nerelere yoğunlaşması gerektiğini bilerek çekişmenin yaşanacağı eyaletlere odaklandı. Ve neredeyse tamamında az farkla da olsa galibiyetini ilan etti.

İkincisi, Cumhuriyetçilerin ve Romney’nin ülkeyi ikiye ayıran keskinleştirici politikası prim yapmadı. Her ne kadar orta ve üst sınıf Amerikalıların desteğini alsa da halk, ‘buna gerek yok’ demeyi başardı. Obama’nın özgürlükleri genişletici ve farklı etnik sınıfları kapsayan yaklaşımı puan topladı. Cumhuriyetçiler, Latinleri dışlamanın faturasını ödedi. Latinlerin büyük desteği Obama’nın başarısında etkili oldu. Ekonomi , tabii ki kilit faktördü. Cumhuriyetçilerin zenginden yana tavrının zaten zor günler geçiren geniş halk nezdinde itibar görmesi zordu. Nitekim öyle oldu. Ekonomi zayıf olsa da Obama’nın politikaları ‘şimdilik’ onay aldı. Ancak Başkan’ı bu anlamda zor günlerin beklediği de ortada. Obama’nın zenginlerden daha fazla vergi alması konusunda yaygın bir beklenti olsa da asıl sınav ‘mali uçurum’ konusunda. Ülkede 2012 sonu ve 2013 başında bir dizi mail kural otomatik olarak yürürlüğe girecek. Bunların da bir dizi olumsuz etkisi olacak. Vergi indirimlerinin kalkacak olması ve bütçe kesintisiyle ekonominin kötüye gidecek olması en büyük endişe kaynağı. Obama Cumhuriyetçileri bu konuda ikna etmekte ilk büyük sınavını vermiş olacak.

Sadece başkan seçilmedi
İki partinin kürtaj ve eşcinsel evlilik konusundaki politikaları da seçimlere yansıdı. Obama’nın da desteğiyle ilk kez bir eşcinsel kadın Tammy Baldwin, Wisconsin’dan Senato’ya seçildi. Seçimin bir galibi de kuşkusuz kamuoyu araştırma şirketleri oldu. Neredeyse tamamı hem oy oranlarını hem de partilerin delege sayısını öngörmeyi başardı.Seçim sonrası öne çıkan konu ise ‘birlik’ti. Amerikalılar, her zaman öne çıkardıkları ‘gurur’larıyla yeniden ve tek bir millet olarak birlikte yükseleceklerini belirtiyorlar.