Baharı görmeden iki yıl geldi geçti

Baharı görmeden iki yıl geldi geçti
Baharı görmeden iki yıl geldi geçti
Tunus'ta bir işportacının bedenini yakarak fitilini ateşlediği Arap Baharı ikinci yılını doldurdu. Üç diktatörü deviren değişim süreci çıkmazda.
Haber: MERVE ARKAN / Arşivi

Tunus’ta üniversite mezunu olmasına rağmen bulamadığı için seyyar satıcılık yapmak zorunda kalan Muhammed Buazizi’nin kendini yakarak Arap Baharı’nın fitilini ateşlemesinin üzerinden iki yıl geçti. Ortadoğu ’da siyaseti ve toplumsal hayatı derinden etkileyen süreç hakkında çok şey yazıldı. Tunus’ta başlayıp Mısır’da, Libya’da, Yemen’de onlarca yıllık iktidarları deviren süreci devrim olarak niteleyen de oldu, İslamcıları iktidara getirmek isteyen kimi odakların komplosu olduğunu savunan da.
Tunus’ta ilk kıvılcım yandığında duyulan heyecan artık ilk gündeki kadar büyük bir büyük değil. Gelinen nokta bazı kesimlerde soru işareti ve hayal kırıklığı yaratmış durumda. İşte Arap Baharı ülkelerinde son iki yılın bilançosu: 

TUNUS:
Arap Baharı’nın başlangıç noktası Tunus’ta Buazizi’nin ölümünün hemen ardından artan yoksulluğa ve işsizliğe öfkeli halk haftalarca sokağı terk etmedi. İlk başta gösterileri sert bir şekilde bastıracağını açıklayan Zeynel Abidin bin Ali, şiddetin hızla yükselmesinin ardından 14 Ocak’ta 23 yıllık iktidarından vazgeçerek Suudi Arabistan’a kaçmak zorunda kaldı. Bin Ali, yolsuzluktan gıyabında 35 yıl hapse mahkûm oldu. 17 Ocak’ta kurulan geçici hükümet içinde eski rejimden isimlerin bulunması, tansiyonu daha da yükseltti. 23 Ekim’deki seçimlerde yıllarca yasaklı olan İslamcı Ennahda Partisi, oyların yüzde 41’ini aldı. İslamcıların iktidara yükselişinin laik ve liberal kesimler arasında yarattığı rahatsızlık nedeniyle ülke son aylarda gösterilerin arkası kesilmiyor. 

MISIR:
25 Ocak 2011’de başlayan halk hareketi 30 yıllık Hüsnü Mübarek döneminin sonunu getirdi. Mübarek 12 Şubat’ta yönetimi orduya devretti. İki gün sonra Yüksek Askeri Konsey (YAK) seçimlere kadar yönetime el koydu. 28 Kasım’daki seçimlerde Müslüman Kardeşler büyük zafer kazandı. Hazirandaki cumhurbaşkanlığı seçiminde de zafer partinin adayı Muhammed Mursi’nin oldu. Ama bu defa da yeni iktidarla ordu arasında iktidar mücadelesi patlak verdi. YAK İslamcıların çoğunlukta olduğu meclisi feshetti. Kasımda ise laik, liberal ve Hıristiyanlardan oluşan muhalefet, İslamcıların savunduğu anayasal değişikliklere karşı ayaklandı. Şeriatın etkisini arttıracağı gerekçesiyle tepki çeken anayasa için cumartesi yapılacak 2. tur referandum öncesi gerilim sürüyor. 

LİBYA:
Ayaklanma dalgasının 40 yıllık Muammer Kaddafi iktidarını vurması gecikmedi. BM Güvenlik Konseyi’nin 17 Mart’ta Libya’ya müdahalenin önünü açan kararı sonrası NATO destekli silahlı muhalifler hükümet güçlerine savaş açtı. Muhaliflerin kurduğu Ulusal Geçiş Konseyi, temmuzda uluslararası toplum tarafından Libya’nın meşru hükümeti olarak tanındı. Kaddafi ise 20 Ekim 2011’de kaçarken Sirte’de linç edildi. Ancak silahlı gruplar ile eski rejim yanlıları arasındaki çatışmalar nedeniyle ülke hâlâ istikrarın çok uzağında. Temmuzdaki seçimi liberal ittifak kazanırken, yeni hükümet ancak 4 ay sonra kurulabildi. Bingazi’de ABD Konsolosluğu’na düzenlenen saldırıda Büyükelçi Chris Stevens dahil 4 ABD’linin ölmesi de kaosun boyutlarını ortaya koydu. 

BAHREYN:
Arap Baharı’nın Sünni hanedanın baskısı altındaki Şiileri harekete geçirmesi sürpriz olmadı. Şubat 2011’de başlayan gösterilerin ardından martta Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez ülkeleri Sünni yönetime destek için ülkeye asker gönderdi. Şiddetli çatışmaların ardından muhalefet çok sert bir şekilde bastırıldı. Hanedan İran’ı Şiileri kışkırtmaya çalışmakla suçlarken Bahreyn’de süren gösterilerin etkisiyle, Suudi Arabistan’daki Şiiler de seslerini yükseltmeye başladı. 

YEMEN:
Şii muhalefetin güçlü olduğu Yemen, Ocak 2011’den itibaren on binlerce kişinin sokağa döküldüğü dev gösterilere sahne oldu. Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in istifası talebiyle düzenlenen gösterilerde polisin sert müdahalesi nedeniyle onlarca kişi öldü. Polis şiddetine rağmen muhalefet gösterileri sürdürürken, birçok aşiret lideri, asker ve yetkili yönetimden desteğini çekti. Yine de istifa etmeye yanaşmayan Salih, 3 Haziran 2011’de başkanlık sarayına yönelik saldırıda yaralanarak tedavi için Suudi Arabistan’a gitti. Aylar süren belirsizliğin ardından Salih kasımda iktidar devrini öngören anlaşmayı imzalamayı kabul etti. Geçen şubatta yapılan seçimleri Salih’in yardımcısı Abdurrabu Mansur El Hadi’’in kazanması muhalefeti tatmin etmedi. Ülkede El Kaide’yle çatışmalar da şiddeti arttırıyor. 

SURİYE:
Suriye’nin Dera kentinde Mart 2011’de bir grup gencin duvarlara özgürlük yanlısı graffitiler çizmekten tutuklanması sonrası başlayan gösteriler, ülkede iç savaşın fitilini ateşledi. Muhalifler, güvenlik güçlerinin barışçıl gösterilere ateş açtığını savundu. Devlet Başkanı Beşşar Esad ise olayları ‘İsrail ve ABD komplosu’ olarak niteledi. Saf değiştiren askerlerin ve silahlanan muhaliflerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu Temmuz 2011’de kuruldu. Anayasal değişiklikler ve 40 yıl sonra 7 Mayıs’ta düzenlenen seçim de muhalefete yetmedi. İç savaşa dönüşen çatışmalarda 21 ayda 42 bini aşkın kişi öldü. Askeri müdahale tartışmaları sürerken, BM Güvenlik Konseyi’nde Şam karşıtı üç ayrı tasarı Rusya ve Çin tarafından veto edildi. Kasımda Katar’da kurulan yeni çatı örgütü Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), 130 ülke tarafından Suriye’nin meşru temsilcisi olarak tanındı. Silahlı ve İslamcı muhalifleri terörist olarak gören Esad ise, Arap Baharı’nın ölüm getirdiğini ve laikliği tehdit ettiğini savunuyor.