Başkanlık sistemini yanlış tartışıyoruz

Başkanlık sistemini yanlış tartışıyoruz
Başkanlık sistemini yanlış tartışıyoruz
Sürprizle karşılaşmamak bakımından başkanlık demokrasisi tartışmalarının esas olarak ABD örneği bağlamında yapılmasında büyük yarar var.
Haber: Mehmet Merdan HEKİMOĞLU* / Arşivi

Başkanlık sistemi tartışmaları son zamanlarda Türkiye kamuoyunu meşgul eden en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün anayasal görev süresinin bu tarihte dolacak olması nedeniyle 2014’te gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimine her geçen gün daha da yaklaşılması üzerinden giderek artan bir oranda olmak üzere kamuoyunun bu konuyla ilgilenmeye devam etmesi bekleniyor. Bununla birlikte yapılan başkanlık sistemi tartışmalarının doğru bir zeminde cereyan ettiğini ifade etmek henüz mümkün gözükmüyor. Nitekim yapılan değişiklik önerilerinin çoğu defa etkin, istikrarlı ve güçlü bir yönetim oluşturma adına ortaya konulduğu görülüyor. Böylece tek elde toplanacak olan yürütme erkinin güçlendirilmesi üzerinden ‘başarıyla yönetmeye muktedir’ bir demokratik rejim oluşturulması amaçlanıyor. Oysa bahsedilen özelliklere sahip bir demokratik rejimin oluşturulabilmesi, hükümet sistemi uygulamasının çok daha ötesinde olmak üzere, siyasal düzenin üzerine inşa edildiği siyasal sistemin bütününü dikkate alan bir bakış açısıyla konuya yaklaşılmasını gerektiriyor.

Başkanlık demokrasisi

Hükümet sistemi, siyasal sistemin kendisi değil, sadece bir öğesidir. Seçim sistemi, siyasi partiler rejimi, siyasi tarih, siyaset sosyolojisi, siyasi kültür, kurumsal iktidar yapısı, sosyal ayrışma seviyesi gibi bir ülkenin siyasi sistemine etkide bulunabilecek diğer unsurların verileri ihmal edilerek sadece başkanlık hükümet sistemi değişikliği üzerinden ülkenin yönetim zafiyetlerinin giderilebileceğini zannetmek ciddi bir yanılsamadır. Ne yazık ki Türkiye’deki hükümet sistemi tartışmaları büyük ölçüde böyle bir yanılsamayla malul bir zeminde cereyan ediyor.
Dünya üzerinde farklı coğrafyalardaki ülkelerde birbirinden farklı uygulama örnekleri bulunmakla birlikte Türkiye’deki başkanlık hükümeti sistemi tartışmalarında temel ölçüt olarak ABD ’deki başkanlık demokrasisinin esas alınması gerekir. Çünkü bahsi geçen demokrasi türünün hem prototipi hem de en başarılı ve istikrarlı örneği ABD’dir. Bu nedenle başkanlık demokrasisinin ABD örneğindeki ‘olmazsa olmaz’ özelliklerinin dikkatle incelenmesi ve bu modelin ana vasıflarından sapma niteliğindeki önerilerden özenle kaçınılması isabetli bir yaklaşım olacaktır. Başkanlık rejimi ABD’de başarıyla uygulanıyorsa bu ana vasıfların bunu kümülatif olarak birlikte mümkün kılması sayesindedir. Bu bağlamda katı kuvvetler ayrılığına dayanan başkanlık sisteminde yasama ve yürütme erklerinin birbirlerinin varlığına ‘fesih’ veya ‘güvenoyu’ gibi anayasal araçlar üzerinden son verememesi büyük önem taşıyor. Keza yasamanın yürütme, yürütmenin ise yasama organının asli yetkilerini kullanması anlamına gelecek değişikliklerin de bu çerçevede yapılmaması şart. Aksi halde sistem amorf bir yapıya dönüşmüş olacaktır ki böyle bir değişimin ‘içeriği’ ve ‘sonuçları’ itibariyle ülkeyi sonu belirsiz bir maceraya sürüklemek anlamına geleceği aşikârdır.
Bazı kavram, ilke ve kurumların evrensel anlamdaki esaslarının değiştirilerek Türkiye’ye uyarlanmasının genelde bunların ‘içeriğinin’ ve ‘güvence rejiminin’ boşaltılmasıyla sonuçlandığı bol miktardaki deneysel bilgimizle sabit olan bir gerçeği ifade ediyor. Bir şey ya evrensel anlam ve boyutlarıyla vardır veya yoktur. Bu bağlamda ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ gibi önerilere mesafeli yaklaşmak gerekiyor.

Geniş yetkiler vermek

Basında yer alan haberlere göre AK Parti ’nin Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na önerdiği başkanlık sisteminin aşırı bir güç temerküzüne imkân verdiği görülüyor. ABD’deki muadilinden farklı olarak başkanın parlamentoyu feshetme yetkisine sahip olması yanında, hemen her konuda kanun gücünde kararnameler çıkarabilmesi de mümkün. Üstelik yargı dahil olmak üzere üst düzey kamu görevlilerinin atanmasında da başkanın geniş yetkileri mevcut. Başkanlık makamında tecessüm eden bu ölçüdeki bir güç yoğunlaşmasının kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik rejimin kendi içerisindeki ‘fren ve denge’ dinamiklerini işlevsiz hale getirerek istikrarsızlığa yol açması sürpriz bir gelişme olmayacaktır. Böyle kötü bir sürprizle karşılaşmamak bakımından başkanlık demokrasisi tartışmalarının esas olarak ABD örneği bağlamında yapılmasında büyük yarar var. Bu noktada önemli olan, başkanlık sisteminin ABD’deki uygulamasının bu ülkede nasıl istikrarlı ve sağlam bir demokrasiye yol açtığının, hem söz konusu sistemin kendi iç mikro dinamikleri hem de makro siyasal sistemin diğer öğeleri göz önünde bulundurularak incelenmesi ve buradan Türkiye örneği dikkate alınarak karşılaştırmalı bir perspektifle bazı sistemik sonuçlara ulaşılmasıdır. İktidarı döneminde gerçekleştirdiği reformlarla Türkiye’nin ‘yarı demokrasi’ olma utancından kurtarılarak özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiye doğru evrilmesinde büyük hizmetleri bulunan AK Parti yönetiminden beklenen, ‘Türkiye için başkanlık demokrasisi’ önerisini bu çerçevede yapmasıdır.
* İzmir Üni.