Berlin'deki 'Küçük İstanbul'...

Berlin'deki 'Küçük İstanbul'...
Berlin'deki 'Küçük İstanbul'...
Kreuzberg semti renkli ortamı ve çok kültürlü yapısıyla her yaştan ve ırktan insanların ilgisini çekiyor

Almanya’nın başkenti Berlin’de ağırlıklı olarak göçmenlerin yaşadığı, yoğun Türk nüfusu nedeniyle "Küçük İstanbul" olarak da bilinen Kreuzberg semti, renkli ortamı ve çok kültürlü  yapısıyla her yaştan ve ırktan insanların ilgisini çekiyor.

Diğer Avrupa başkentlerinde göçmenler genelde kent merkezinden uzak banliyölerde yaşamını sürdürürken, Berlin’deki Türkler şehrin tam merkezinde yaşıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen yabancı kökenlilerin kendi kültürlerini özgürce sergilediği Kreuzberg’de, sokaklardaki Türkçe tabelalar, yan yana sıralanan kebapçılar, Türk marketleri, berber dükkanları, pastaneler ve seyahat acentaları, adeta Avrupa’nın göbeğinde Türk rüzgarı estiriyor.

Kreuzberg göçmenlerin "ilk adresi"

Kreuzberg Müzesi’nde açılan "Göçün 300 Yıllık Tarihi" konulu sergi, Kreuzberg’in Berlin’e gelen göçmenler için yüz yıllardır "ilk adres" olduğunu gözler önüne seriyor. 18. yüzyıldan bu yana, ülkelerindeki baskı ortamından ya da  kötü ekonomik koşullardan uzaklaşmak amacıyla Berlin’e gelen göçmenler, yeni bir başlangıç için hep bu semti seçmiş.

Fransa’daki din baskısından 18. yüz yılda kaçan Hügenotlar ve günümüz Çek Cumhuriyeti topraklarından Protestan oldukları için göç etmek zorunda kalan Bohemyalılar, 19. yüzyılda iş bulma umuduyla kente gelen Prusyalılar, 20. yüzyılda matbaalar başta olmak üzere pek çok iş yeri açan Yahudi asıllı Ruslar,
İkinci Dünya Savaşı sırasında Berlin’deki fabrikalarda çalışmak zorunda bırakılan "köle işçiler", savaşın ardından gelen mülteciler ve 1960’lı yıllarda "iş gücü  göçü" kapsamında Berlin’e ayak basan Türk, Yunan, İspanyol ve Yugoslav göçmenler, ağırlıklı olarak Kreuzberg’e yerleşerek semtin günümüzde sahip olduğu çok kültürlü yapının temelini atmış.

Kreuzberg Müzesi Müdürü Martin Düspohl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Berlin Duvarı’nın inşa edilmesiyle Türk işçilerin Berlin’e gelişi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu söyledi.

Berlin Duvarı inşasının 13 Ağustos 1961 tarihinde başlamasıyla birlikte, Berlin’de yaşayan Alman işçilerin neredeyse yarısının iş yerlerine gidemediğini belirten Düspohl, o tarihten itibaren çok sayıda göçmen işçiye ihtiyaç doğduğunu,
bu nedenle de 1961 yılının Ekim ayında Türkiye ile Almanya arasında "misafir işçi alımı" anlaşmasının imzalandığını ifade etti.

Düspohl, Berlin’e gelen göçmen işçilerin İkinci Dünya Savaşı sırasında ağır hasara uğrayan ve kötü yaşam koşulları nedeniyle Almanlar tarafından terk edilen Kreuzberg semtindeki köhne binalara yerleştiğini anlattı. Düspohl, "İlk  aşamada geçici olarak gelen işçiler, zaman içinde ülkelerinden ailelerini de getirmeye başladı. Çok para harcamak istemediklerinden, yaşamak için ucuz yerleri  tercih etti ve daha önce yıkılması planlanan Kreuzberg’e yerleşti" dedi.

Göçmenlerin yanı sıra ucuz ve farklı bir yaşam arayışında olan öğrenci, sanatçı ve asker kaçaklarının da semte yerleştiğini belirten Düspohl, "Burada alışılmışın son derece dışında bir topluluk yaşamaya başladı. Bunu Almanya’nın hiçbir yerinde daha önce görmemiştik" diye konuştu.

Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) sözcüsü Safter Çınar ise göçmenlerin kente gelişi ile öğrenci hareketi yıllarının çakıştığına dikkati çekerek, bu yıllarda semtin bohem ve alternatif bir yaşama sahip olduğunu, geçen yıllarda da semtin kendi dinamiğini oluşturduğunu ve günümüzdeki yapısına kavuştuğunu söyledi.

Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Kenan Kolat da Kreuzberg’de yaşayan orta sınıfa mensup Türklerin kendilerini bu semtle özdeşleştirdiğini belirterek, "Kreuzberg’de bugün bir sürü bohem kafenin açıldığını, Alman ve Türk aydınlarının buraya geldiğini ve burada yaşadığını görüyoruz. Bu da bence Kreuzberg’de insanların bir araya geldiğini ve yeni bir çokkültürlülüğün oluştuğunu gösteriyor" dedi.

"Kentsel yenileme" hareketi göçmenleri tehdit ediyor

Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından, Doğu Berlin’in kentin batı yakasıyla aynı seviyeye getirilmesi amacıyla yürütülen "gentrifikasyon" (kentsel yenileme) çalışmalarının, doğuda yeni cazibe merkezlerinin oluşmasına ve Kreuzberg’e olan ilginin azalmasına yol açtığını belirten KOTTİ adlı sivil toplum kuruluşunun yöneticisi Neriman Kurt ise kentin doğusunda başlayan yenileme hareketinin günümüzde Kreuzberg’e de ulaştığını söyledi.

Söz konusu hareketin Kreuzberg’deki göçmenleri tehdit ettiğini ifade eden Kurt, "Bu durum, özellikle yabancılar ve göçmenler açısından şu anlama geliyor: Yaklaşık 30 ya da 40 yıldır burada kökleşmiş insanlar semtlerini terk etmek zorunda kalıyor. Yani tekrar bir kökten kopma duygusu yaşıyor. Köklerinin ilk kopuşunu ülkelerinden Almanya’ya gelirken yaşamışlardı, şimdi buradan da kopmak zorunda kalıyorlar" dedi.

Yaklaşık 21 yıldır Berlin’de yaşayan ve Kreuzberg’de iş yeri bulunan Tayfun Tanyıldız, semtte giderek artan emlak fiyatlarından yakınarak, "20 yıl sonra işler tersine dönmeye başladı. Şimdi bir odalı evlerin kirası 600 avro oluverdi" diye konuştu.

Kreuzberg’in yine de insanları çekmeye devam ettiğini belirten Tanyıldız, "Ön yargılı olmayan Almanlar da iyiyi ve çeşidi burada bulacaklarını anlayıp gelmeye başladı. Burada Almanlar ve Türkler uyum içinde yaşıyor. Kreuzberg güvenlidir, burada taciz ya da hırsızlık olmaz, ırkçılık yoktur. Diğer semtlerde hayat belli bir saatten sonra duruyor. Yalnızlık ve bireysellik var. Kreuzberg’de ise öyle değil" dedi.

Gece ve gündüzün aynı derecede hareketli yaşandığı Kreuzberg, Berlin’in son yıllarda yaşadığı hızlı değişim sürecinden nasibini alsa da, semt hareketli ve renkli yapısıyla farklı kültürlerden gelen insanları kucaklamaya ve yabancıların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Kendisi de uzun yıllardır Kreuzberg’de yaşayan Kreuzberg Müzesi Müdürü Düspohl, bu ilgiyi şu sözlerle açıklıyor:

"Doğu Berlin’in popülerlik kazanan semtleri tek tip ve homojen bir yapıya sahip. Oralarda genellikle 30’lu yaşlarının yarısına gelmiş, bir iki çocuğu olan ve onları etrafta gezdirmekten hoşlanan kimseler oturuyor. İnsanlar çoğunlukla  orta sınıfa mensup ve buralarda kültürel açıdan fazla bir çeşitlilik yok.

Berlin’e gelen gençler ise çok kültürlü bir atmosferin arayışı içinde. Bu nedenle, herkes Kreuzberg’in şu anda yaşanılacak yer olduğunu söylüyor." (aa)