'Beyaz adam' hâlâ silahlı

'Beyaz adam' hâlâ silahlı
'Beyaz adam' hâlâ silahlı
Toprağında 1865'ten beri çatışma görmemiş ABD'nin silahsızlanamaması anlaşılır değil. Katliamlara karşın silahlanma karşıtlarının oranı yüzde 40'ı aşmıyor
Haber: YİĞİTER ULUĞ / Arşivi

Michael Moore’un “Bowling For Columbine” isimli belgeselini seyretmiş miydiniz? ( ABD ’de silahlanma konusuna meraklı iseniz ve hâlâ bu filmi görmediyseniz, ne yapıp edip izlemeniz gerek). Moore, filminde, Amerika Birleşik Devletleri’ni komşusu Kanada ile kıyaslar. ABD’de toplam silah sayısı 250 milyona yaklaşırken (nüfus 315 milyon!), Kanada’da silah sahibi vatandaşlar parmakla gösterilecek kadar azdır. İstatistikler, ABD’de her iki evden birinde silah bulunduğunu söylemektedir.

Bu çarpıcı istatistiği açıklamak için, hepimizin aşina olduğu faktörler sıralanıyor. Coğrafya diyorlar, Western kültürü diyorlar, vahşi doğa diyorlar… Tabii bir de silah endüstrisi… “Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?” bilmecesini akla getiren endüstri, ürettiğini satmak ve para kazanmak zorunda. Bunun için yüzyıllardır yasalardan güç almakla kalmıyor, gelip geçen iktidarları da dümen suyunda tutmak için gerekeni yapıyor.

Her ülkenin tarihi kanla ve silahla yazılmıştır, kabul… Ama iç savaşa nokta koyduğu 1865 tarihinden bu yana kendi topraklarında çatışma görmemiş bir ülkenin, sivil hayatını 150 yılda silahtan arındıramamış olması ve tarih-coğrafya derslerinin arkasına saklanması, anlaşılır gibi değil. Moore’un kendi ülkesini Kanada ile karşılaştırması biraz da bu yüzdendi galiba… “Onlar da aynı coğrafyada yaşıyor. Benzer atalar tarafından benzer koşullarda kurulmuş bir ülkeleri var. Kültürel kodlarımız neden bu kadar farklı?” diye soruyordu. Bir türlü silahlara veda edemeyen Amerikalılar’ın bu soruya cevabı net: “Kanada’nın 30 milyon nüfusu var ve yarısından fazlası, genelde Doğu’da toplanmış kentlerde yaşıyor. Ülkenin ortası tamamen ormanlarla kaplı ve hayvanlara terk edilmiş durumda. Oysa biz, her karış toprağımızı ektik, biçtik, sularını kullandık, madenlerini çıkardık, sanayi kurduk. Çölün ortasında bile şehirler inşa ettik. Her köşeyi yaşanabilir hale getirdik. Bugün milyonlarca insan çok küçük yerleşim birimlerinde, doğal hayatla iç içe yaşam sürüyor. Bu insanların kendilerini güvende hissetmeleri için silaha ihtiyaç var.”

Satır aralarını okursak “Beyaz adam” diyor ki; “Ben bu toprağı Kızılderililerin elinden silahla aldım. Sonra işledim. Altını üstüne getirdim ve o sayede süper güç oldum. Öyle şak diye vazgeçemem silahımdan…”

O silah, şimdi kendi çocuklarını öldürüyor.

New York, Los Angeles, Chicago, San Francisco gibi büyük şehirler dışında, kırsal alanda bize göre “münzevi” sayılabilecek şartlarda yaşayan insanlar inanılmayacak kadar fazla gerçekten… Güney eyaletlerinde örneğin, 60’ını geçmiş bir kadının ormanın içinde kocaman bir evde, en yakın komşusundan birkaç kilometre uzakta tek başına oturması, sıradan kabul ediliyor. Kapısını çalsak kurabiye ikram edecek bu teyzemizin silahsız yaşaması pek mümkün görünmüyor. Sorun, onun evinde merdiven altında duran av tüfeğinde değil. Çünkü yıllar önce Columbine’de, geçtiğimiz gün Newton’da küçücük, günahsız yavruların canlarını alan silahlar hep otomatik. Saniyede bilmemkaç mermi kusabilen teknolojik canavarlar… Ve Amerika’da silahsızlanmaya doğru bir adım atabilmek için, önce çoğunluğa bu iki silah arasındaki farkı anlatmak gerekiyor.

Connecticut katliamı, ABD’de “Artık silah satışına yasak getirilsin. Silah, herkesin bu kadar kolayca ulaşabileceği bir şey olmasın” cümlelerinin tartışmalarda daha sık ve yüksek perdeden duyulmasına yol açtı. Onca laf kalabalığında, ülkeyi tanımlayan en sağlam yorum bir polis şefinden geldi. “Şu anda söylenenlerin hepsi duygusal” dedi tecrübeli polis, “Geçen sene kızımın okuduğu üniversitede benzeri bir silahlı saldırı olayı yaşanmış ve çok şükür ki, daha az kayıpla atlatılmıştı. O günlerde de insanlar çıkıp, silah satışlarının kısıtlanmasını savundular. Sonra konu eyalet meclisinde birkaç saat tartışıldı ve kapatıldı. Hiçbir değişiklik yapılmadı.”

Adam haklı. Çünkü bunca kanlı katliama rağmen, ülkede silahlanmaya karşı çıkanların oranı yüzde 40’ı bile bulmuyor.

Ne yazık…

Yaşadığı ev cephanelik gibi

20 yaşındaki Adam Lanza’nın Connecticut’ın Newtown kentinde 20’si 5-10 yaşları arasında çocuk, 26 kişiyi öldürdüğü saldırıyla yine okul katliamı şoku yaşıyan ABD’ye yas hakim. Saldırı detayları ise silah yasalarını yine gündeme getirdi.

Lanza’nın, annesi Nancy’nin ruhsatlı 3 silahını kullanması dikkat çekti. Lanza’nın polis silahı olarak bilinen Glock ve Sig Sauer marka 9 mm’lik 2 tabanca ile askeri tip Bushmaster .223 M4 tüfek kullandığı belirtildi. İlkokul öğretmeni Nancy Lanza’nın 3 profesyonel silaha niye gerek duyduğu tartışılırken, Başkan Barack Obama da silah yasalarında değişiklik gerektiğini ima etti: “Siyaseti kenara bırakıp bu tip yeni trajediler yaşanmaması için anlamlı eylemlerde bulunmalıyız.” Obama’nın açıkça daha sıkı silah yasaları çıkarılması çağrısı yapmaması ise güçlü silah lobisini karşısına almak istememesi olarak yorumlandı.