Bir siyaset oyunu: Garzon

Bir siyaset oyunu: Garzon
Bir siyaset oyunu: Garzon
Diktatörlerin korkulu rüyası Yargıç Baltasar Garzon, İspanyolların yargı sisteminin nankörlüğüne mi, yoksa ayağını kaydırmak için sıraya giren düşmanlarının mı hışmına uğramıştı?
Haber: ESRA HAS / Arşivi

Madrid’in Puerta del Sol meydanında toplanan yüzlerce kişi, General Franco dönemindeki iç savaşta kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarından oluşan posterler, ellerinde ‘Adalet’ yazan dövizler ve üzerine imzalar atıp methiyeler düzdükleri büyükçe bir Garzon afişi eşliğinde, İspanya Yüksek Mahkemesi’nin ünlü yargıca 11 yıl meslekten men cezası vermesini protesto ediyor, ‘Utanç’ diye sloganlar atıyor, “Garzon, arkadaş, halk senin yanında” diye şarkılar söylüyordu.
Aynı gün dünyanın öbür ucundaki Şili’de Pinochet diktatörlüğünden ağzı yanan kurbanların aileleri kararı esefle kınarken, Arjantin’de bir dönemin faşist cuntasının elinde heba olan evlatlarını özlemle anan Mayıs Meydanı Anneleri ise Garzon’un yargıçlık kariyerini alt üst eden davalara bir son vermek üzere adil yargılama hakkı talebiyle, İspanya’ya ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını anlatıyordu.
Uluslararası Hukukçular Komisyonu, kararı ‘yürekler acısı’ olarak nitelendirirken, BM İnsan Hakları Ofisi de ‘İspanyol yargıca sırf mesleğini yaptığı için kovuşturma kararı çıkarılamayacağını’ savunuyordu.
İspanya’da son döneme damgasını vuran Gürtel davası kapsamında soruşturma yürütürken, bazı sanıklarla avukatları arasında cezaevinde yapılan görüşmeleri dinlettirerek, ‘usulsüz delil topladığı’ gerekçesiyle 1988’den bu yana sürdürdüğü hukuk kariyerinin ellerinin arasından kayıp gidişini gören Yargıç Garzon ise sudan çıkmış balık gibiydi. Hakkında açılan üç davadan ilkinde bir nevi ‘ölüm fermanı’ imzalanan Garzon, “Beni işimden ettiler, artık bir yargıç değilim ve ne yapacağımı bilmiyorum” diyor ve karara itiraz sinyali veriyordu.

Kimlerin tavuğuna kışt dedi? 
İspanyolların yargı sistemi miydi nankör olan, yoksa ayağını kaydırmak için sıraya giren düşmanlarının hışmına mı uğramıştı bu gözüpek yargıç? O değil miydi İspanyol İç Savaşı’nda (1936-39) ve peşisıra gelen 36 yıllık General Francisco Franco diktatörlüğünde ölen ya da kaybolan 114,000 kişinin akıbetinin peşine düşen? Türlü vukuatların ardından soluğu Londra’da alan Şilili diktatör General Augusto Pinochet hakkında arama ve tutuklama emri çıkarttıran? Ya da New York’ta 11 Eylül saldırılarına da yardım eden İspanya’daki El Kaide militanlarını yargılayan? Ve hatta 2009’da Guantanamo esir kampında uygulanan sistematik işkenceler hakkında soruşturma açan? Ve dahası, 1980’lerin Sosyalist hükümetinin ETA terör örgütüne karşı mücadelede kullandığı Antiterörist Özgürlük Grupları’nın yasadışı ölüm timleri hakkında soruşturma başlatan?
Peki ne oldu da dünyaya nam salan bu cesur yargıç, gün gelip de sanık sandalyesine oturuverdi? Kimlerin tavuğuna kışt dedi de başına türlü çoraplar örüldü Baltasar Garzon’un?

Büyük başın derdi büyük olur 
1955’te Endülüs’ün bağrındaki Torres kasabasında benzin istasyonunda çalışan fakir bir babanın oğlu olarak geldiği dünyada, yıllar sonra uluslararası davalarla nam salan Baltasar Garzon Real, bulunduğu noktaya kolay gelmemişti. Okul yıllarında aldığı yardım bursları, çalışkanlığı ve azmi sonucu 1988’de Ulusal Mahkeme’de başladığı kariyerini, özenle seçtiği büyük davalar eşliğinde daha da büyütmüştü. 1993’te Sosyalist Parti’den milletvekili seçilen Garzon’un siyaset hevesi ise hepi topu 10 ay sürmüş ve ünlü yargıç, hukuk yuvasına geri dönmüştü. Fakat 2008’de Franco dönemindeki ölüm ve kayıpları araştırıp toplu mezarları açtırma girişiminde bulunmak üzere soruşturma başlatmasıyla, İspanya’da 1975’ten bu yana bir tabu halini alan iç savaş dönemiyle yüzleşememe gerçeğiyle burun buruna gelmişti. Ve bu gerçek, onun The Hague’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne danışmanlık göreviyle, ülkeden ‘sürgün’ edilmesine yol açmıştı.
Malum, büyük başın derdi de büyük olur. Garzon, aldığı büyük sorumlulukların gölgesinde binbir çeşit düşmanla boğuşurken İspanya’da yolsuzlukla ilgili Gürtel davasının da peşine düşünce, soluğu mahkemenin önünde aldı.
Şimdi 11 yıllık meslekten men cezasından sonra Garzon’u, iki dava daha bekliyor. Ve iç savaş kurbanlarının aileleri, Garzon’un ülkedeki karanlık güçler tarafından yavaşça yok edildiğini ve bütün bunların siyasi bir oyun olduğunu savunuyor. Başarılarıyla Türkiye ’den de 2010 Uluslararası Hrant Dink Ödülü alan Garzon ise daha uzun süre İspanya ve dünya gündemini meşgul edeceğe benziyor. 

‘İspanyol adaletinde kara bir leke’ 
İspanya’daki General Franco diktatörlüğü döneminde ailesinden kayıplar veren Aranzazu Sanchez Lopez de Yargıç Garzon’a verilen cezayı Radikal’e değerlendirdi. “İç savaşta ailemin başına neler geldiği hakkında çok detaylı bilgiye sahip değilim. Fakat bildiğim kadarıyla annemin büyükannesi, fikirlerini paylaşmaktan korkmayan, inanmış bir ‘kızıl'dı (komünist) -ve bu tavrını birkaç yıl önce 90 küsur yaşında ölene kadar korumuştu. Franco karşıtlığının sebebi, belki de kocasına yapılan işkencelerdi. Öte yandan babamın annesi de savaşta ölmüştü, fakat bunun nasıl gerçekleştiğini biz çocuklarına hiçbir zaman açıklamadılar. Aslında savaşı gören insanlar, neler yaşadıkları ve ne gördükleri hakkında konuşmaktan kaçınıyor. Fakat yaşlılar, bazen daha özgürce konuşabiliyor. İnsanların sebepsizce nasıl evlerinden alındıklarını ve bir daha geri dönmediklerini anlatıyorlar; oysa onların her seferinde -sahte ya da gerçek- siyasi nedenlerle öldürülüp gizli bir yere gömüldüklerini biliyorlar.
Franco döneminde birçok suç işlendi ve bütün bunları soruşturan tek kişi, Baltasar Garzon oldu. Neler yaşandığını ve kayıp insanların cesetlerinin nerede olduğunu keşfetmemizin, bütün bu ölümlerin ve adam kaçırmaların sorumlularını bulmamızın tek yolu Garzon'du. Fakat şimdi onun görevden gidişiyle, bizim gerçeği öğrenme umudumuz ve yakınlarını Franco'nun ellerinde kaybeden ailelerin acısını hafifletme ihtimalimiz de yok oldu. İspanya, halen iki farklı gruba ayrılmış durumda ve Garzon, siyasi sebeplerden dolayı bu cezayı aldı. Öyle çılgın bir dünyada yaşıyoruz ki, açıkça yolsuzluğa bulaşan politikacılar cezadan kaçabiliyorken, bir yargıç yargılanıyor. Bu, şüphesiz İspanya adalet tarihinin en üzücü günlerinden biri.”

Gürtel davası 
İspanya’da 2007’den bu yana süren ‘Gürtel’ adlı yolsuzluk davasında, İspanyol işadamı Francisco Correa ve iktidardaki Halk Partisi (PP) arasındaki bağlantılar ortaya çıkmış, Yargıç Baltasar Garzon da 2009’da Correa’yla birlikte yaklaşık 20 kişi hakkında tutuklama emri çıkartmıştı. Suçlamalar arasında rüşvet, karapara aklama, vergi kaçırma ve parti fonu üzerinden yasadışı faaliyetler bulunurken, yolsuzluktan kaynaklı kamu maliyesi kaybı da 120 milyon euro civarında. ‘Gürtel’ ise aslında bir şifre; davanın kilit ismi Correa’nın kelime anlamı olan ‘kemer’ sözcüğünün Almanca’sı.