Bu esarette son yok gibi

Bu esarette son yok gibi
Bu esarette son yok gibi
Yıllardır haklarında hiçbir suçlama olmadan ve yargılanmadan Guantanamo'da insanlık dışı koşullarda tutulan esirler "Onurumuz için ölmeye hazırız" diyor.
Haber: MERVE ARKAN / Arşivi

ABD ’nin 11 Eylül sonrası ‘çok tehlikeli teröristler’ için kurduğu Guantanamo esir kampı, yıllardır insan hakları ihlalleriyle anılıyor. Barack Obama başkanlığa gelmeden önce kampı kapatmayı vaat edip sonra çark etti. Aslında Obama’nın niyeti, 2009’da kamptaki esirleri Illinois’deki bir cezaevine nakil planıyla kısmen belli olmuştu. Yönetimin kapatılması tartışmasını rafa kaldırdığı Gitmo son dönemde esirlerin açlık greviyle gündemde. Yetkililere göre şubattan beri açlık grevine katılanların sayısı 100’e yaklaştı, sağlıkları kötüleşen 17 kişi tüple besleniyor. Avukatlar ise 100’den fazla esirin grevde olduğunu söylüyor.

‘F tipi’ operasyonu
Kamp yetkilileri iki hafta önce cumartesi günü açlık grevindeki esirleri sürekli kameralarla izlenen tek kişilik odalara kapatmak üzere operasyon düzenledi. Açıklamaya göre direnen esirlere karşı ‘orantılı güç’ kullanıldı. Basına yansıdığı kadarıyla kamp 5 saat boyunca adeta savaş alanına döndü. 5 esir ve 2 gardiyan yaralandı. Olayın ses getirmesi üzerine askeri yetkililer bazı medya kuruluşlarını kampa davet edip gezdirdi. Kamptaki şartların iddia edildiği gibi insanlık dışı olmadığını göstermeye çalıştı ve ‘bu kadar tehlikeli teröristlerle’ baş etmenin zorluklarından bahsetti. Bu arada olaylar sonrası 2 esirin intihara kalkıştığı ve hastaneye kaldırıldığı ortaya çıktı. Bir esirin başını duvara çarpıp kendini öldürmeye çalıştığı belirtildi. Kampın kapatılması için mücadele eden Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) esirlere plastik mermilerle ateş açıldığını ve vurulan bir esirin ağır yaralandığını duyurdu. Avukat Carlos Warner, operasyon sonrası esirlerle görüşmelerine izin verilmediğini belirtip yetkilileri ‘örtbas’la suçladı.
Gitmo’nun hukuki açıdan hiçbir meşruiyeti olmadığı biliniyor. Kamptaki 166 esirden çoğu, yargılanmadıkları ve haklarında suçlama yapılmadığı halde ‘hayvan kafesinden farksız’ hücrelerde yaşamaya çalışıyor. Avukatlar “Dışarı çıkabileceklerine dair umutları kalmadı” diyerek esirlerin çaresizliğini anlatıyor. Kongre sınırlamaları nedeniyle sivil mahkemelerin de esirlere yardım için yapabileceği hiçbir şey yok.

‘Burada ölmek istemiyorum’
11 yıldır Gitmo’daki Yemenli esir Samir Naci el Hasan Makbel’in, avukatı aracılığıyla New York Times’ta yayımlanan yazısı, kampta yaşananları göz önüne serdi. 10 Şubat’tan beri açlık grevindeki Makbel’in “Onlar onurumu iade edinceye dek yemek yemeyeceğim” dediği yazısı büyük ses getirdi: “11 yıl 3 aydır buradayım. Hakkımda hiçbir suçlama yok. Hiç mahkemeye çıkmadım. Yıllar önce bana Usame bin Ladin’in koruması olduğum söylendi ama bu tıpkı eskiden izlediğim Amerikan filmleri gibi saçmaydı. Artık buna kendileri de inanmıyor. Burada ne kadar kalacağım da umurlarında değil.” Daha fazla para kazanma ümidiyle 2000’de gittiği Afganistan’dan bir yıl sonraki işgal sonrasında kaçtığı Pakistan’da tutuklanıp Gitmo’ya yollanan Makbel, dünyaya ‘bizi unutmayın’ çağrısı yaptı: “Burada ölmek istemiyorum ama Obama ve Yemen Devlet Başkanı bir şey yapmazsa her gün ölüm riskiyle karşı karşıyayım. Neye mal olursa olsun özgürlüğümü istiyorum. 35 yaşındayım ve ailemi yeniden görmek istiyorum. Hepimiz umutsuzluk içindeyiz. Ve bu esaretin bir sonu varmış gibi görünmüyor. Dünyanın çok geç olmadan bizi görmesini umuyorum.”

Guantanamo’dan notlar...

Guantanamo kampı, ABD’nin kendi toprakları dışındaki en eski askeri üssünde bulunuyor. Küba, 1959 devriminin ardından üssün boşaltılmasını istedi ancak ABD bu talebi reddetti. Küba, ülkenin kuzeyindeki üssü ‘topraklarının yasadışı işgali’ olarak niteliyor.
Obama 2007 başkanlık kam-panyası konuşmasında “Gu-antanamo’yu kapatacağım” dedi. 2010’da kampın açık kalmasını öngören kararnameyi onayladı.
Kampta halen 166 esir var. 30’u askeri mahkemeye çıkmayı bekliyor. 86’sı mahkeme kararıyla suçsuz bulundu ama ülkelerindeki istikrarsızlık gerekçe gösterilerek bırakılmıyorlar. ‘Hiçbir şekilde serbest bırakılamayacak kadar tehlikeli’ olarak görülen 48 esirin ise hiçbir şansı yok.