Burada ne oluyor ki?

Burada ne oluyor ki?
Burada ne oluyor ki?

Ekonomik krizin gölgesinde toplanan Dünya Ekonomik Forumu nda ekonominin nereye gittiğinin asıl işareti kapalı kapılar ardındaki toplantılarda gizli.

Dünya Ekonomik Forumu'nda kayıtsızlık rekoru, Davos'un asıl varlık sebebi olan kayak turizmi için gelen turistlerin.
Haber: HANDE AŞIK / Arşivi

Çatılarının üzerinde iki karış kar birikmiş masal dekoru gibi evleri ve yılın en az bir haftasında dudak uçuklatan fiyatlarına bakıldığında, Davos herhangi bir krizin herhangi bir zamanda uğramasının mümkün olmadığı hissi veriyor. Ama bundan 4 yıl önce, 2009’un Ocak ayında şehrin tepesinde bir soru işareti asılıydı. Ekonomik kriz dünyayı nereye götürecek?
O yıl siyasetin ve ekonominin önemli isimleri Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda “Kriz sonrası dünyaya şekil vermek” başlığıyla toplandı. Geriye dönüp baktığınızda, forum organizatörlerinin “kriz sonrası” ifadesiyle hangi zaman dilimini düşündüklerini tahmin etmek zor. Geçen 4 yılda defalarca “Bu kez en dibe vurduk”, “Daha kötüsü olamaz, buradan sonra her şey daha iyiye gidecek” yorumlarını duyduk. Ama küresel ekonominin aktörleri, her defasında hepimizi şaşırtmayı başardı ve içeriği birbirinden farklı ama hepsi birbirine bağlı krizlerle karşımıza çıktılar.
Daha 2009 başında kriz sonrasının tartışıldığı Davos’ta bu 4 yıllık tecrübenin ardından hiç kimse “eğer”, “ama”, “belki” demeden “En kötüsünü gördük, yükseliş başladı” diyemedi - özellikle de Avrupa’yı temsil eden isimler. Forumun başlığı bu kez “dayanıklı dinamizm” idi ama o dinamizmden ne beklenmesi gerektiği konusunda ekonomiyi yönetenler foruma başlık atanlardan daha temkinli. Konuşulanlar arasında benim not ettiğim öngörü, İtalyan Maliye Bakanı Vittorio Grilli’nin Davos’ta yaptığımız röportajda söylediği sözler olacak. Grilli’ye göre, “2013 bir geçiş yılı. Yılın ilk yarısı durağan geçecek, ikinci yarıda büyüme işaretleri görmeye başlayacağız.”
Avrupalı işadamları 12 ay öncesine göre daha olumlu bir tablonun sözkonusu olduğu görüşünde hemfikir. Ama buradan hareketle vardıkları noktalar farklı. “Avrupa ekonomilerinin kendilerini ayakta tutma kapasitesine, o dayanıklılığa sahip olduğunu gördük” diyen de vardı, “Kısa vadede ayakta kalırız ama uzun vadede sağlıklı ekonomi için gereken adımlar atılmıyor” görüşünü dile getiren de.
Amerika’da iş yapanlar Amerikan ekonomisi için daha iyimser ama Avrupa konusunda temkinli. Western Union’ın Türk başkanı ve CEO’su Hikmet Ersek’e göre, siyasetteki bütün kavga gürültüye rağmen, Amerika’da üreticiler tekrar kredi kullanmaya başladı ve ekonomiye güvenin geri geldiğine dair işaretler var. Ersek’e göre Türkiye ’nin de aralarında bulunduğu MİST ülkeleri (Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye) için tablo çok daha olumlu.
Davos’ta toplantı salonlarında küresel ekonominin gidişatı konusunda yorumlar çarpışsa da ekonominin nereye gittiğinin asıl işareti kapalı kapılar ardında yapılan ikili görüşmeler. Kongre merkezinin koridorlarında, ikili görüşme odalarında, basının kapısının önünden bile geçemediği salonlarında, binlerce görüşme yapıldı, belki yüzlerce iş bağlandı.
Yokluklarıyla dikkat çekenler İspanya ve Yunanistan. Bir de her yıl küçük de olsa bir gösteri yapıp liderlere “Bizim sorunlarımızı konuşmuyorsunuz” mesajı vermeye çalışan kapitalizm karşıtı eylemciler. Birkaç kat güvenlik duvarının ardında ekonominin iplerini ellerinde tutanlara seslerini duyurmanın imkânsızlığını anlamış olacaklar ki bu yıl Davos’ta onlar yoktu.
Ama kayıtsızlık rekoru, Davos’a, bu İsviçre kasabasının asıl varlık sebebi olan kayak turizmi için gelen turistlerin oldu. “Böyle bir zamanda, fiyatlar bu kadar yüksek, ortalık böyle kalabalıkken neden buraya geldiniz?” sorusuna aldığımız “Hollanda’dan geldik, burada ne oluyor ki?” cevabını yorum yapmadan aktarmakla yetineyim.