Caracas'ın Chavez'le değişen çehresi

Caracas'ın Chavez'le değişen çehresi
Caracas'ın Chavez'le değişen çehresi
2005'in Caracas'ında Chavez umut demekti. O umuda tutunan insanlar hırsız girmesin diye cam kırıklarıyla doldurdukları pencerelerinden sarkarak, 'Chavez no se va' (Chavez gitmeyecek) diyordu.
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Normalde çocuk yetiştirme yurdu olarak kullanılan binanın duvar kenarına çökmüş, üçüncü cümleden sonra inatla İspanyolcaya dönen bir sohbeti götürmeye çalışıyorum. Kolombiyalı Jairo 19 yaşında, FARC sempatizanı, sınırı illegal yollarla geçip otostopla Caracas’a kadar gelmiş. Kolombiya’ya dönmek Venezüella’ya illegal girmek kadar kolay olmadığı için “Dönünce ne olacak” sorusunu yanıtı yok. Sıkı bir Chavez hayranı, “Olsun” diyor; “Bu yaşananın gerçek olduğunu görmeliydik!”

Dünya Sosyalist Gençlik Buluşması için henüz devrim olmuş bir yerde yaşananları görmek üzere Caracas’tayım. Yıl 2005. Yoksulluktan çehresi solmuş mahallelerden, hırsız girmesin diye 15 kata kadar kırık camlarla korunan merkeze doğru açıldıkça, hakim olan korku iktidarıyla tanışıyorsunuz. Yıllarca “Best Model Of The World” yarışmalarına birinci çıkaran bir ülke değil karşımızdaki.

Zengin bir aileden gelip de İspanyol sömürgesine son veren Simon Bolivar’la yoksul bir aileden gelip yine Venezüella’nın kaderini değiştirmeye talip olan Hugo Chavez Frias bütün duvarlarda, evlerde, konuşmalarda yan yana. Halkın değişime inancı, daha da önemlisi ihtiyacı var.

Belki de bu yüzden bizi 24 gün süren misafirliğin daha ikinci gününde 48 saatlik darbeye tanıklık eden Hükümet Meydanı’na götürüyorlar. Chavez’in devrildiği darbenin sonunda ortaya çıkan “Chavez no se va” (Chavez gitmeyecek) sloganı o kadar yaygın ki, “No” rozetleri bir sektör haline gelmiş. Benim de evimde duruyor o günden beri.

Küba’dan gelen gönüllülerle yürütülen sağlık, eğitim, sosyal güvenlik hizmetleri henüz taze ve Venezüellalılar için Küba’dan gönderilen ilaçlarla ücretsiz sağlık hizmetine kavuşmak bir hayal gibi. Bebek ölümlerinin yüzde 70’e yükseldiği, dünyada çoktan önü alınmış salgın hastalıkların hâlâ hayatı felç ettiği bir ülkeden tümü okur-yazar ve sağlığa ulaşabilen bir ülke yaratmaya çalışıyorlar. Bunun için Küba’dan devralınarak oluşturulan “Mision”larla mahalle aralarından köylere kasabalara kadar her yere sızmış.

Dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce gencin ortak merakı “Peki Chavez nasıl bir insan? İktidar olunca değişti mi? Gerçekten bir kahraman mı, yoksa madalyonun diğer tarafında bir militarist bir lider mi saklıyor?” Bütün bu soruların kuşkuculuğu geziye hakim unsur.

Bütün bu soruların yanıtı o zaman bulduk desem yalan olur ama tanıklığımız baki; biz onca yoksulluğuyla bu yoksulluğu değiştirmeyi değil dönüştürmeyi vaat eden birine inanan yüz binler gördük.

Geldiğimizde hepimize bir paket verdiler. Venezüella’da üretilmiş diş macunu, ağrı kesici, diş fırçası, şampuandan oluşan. Giderken bir paket daha; bu kez Venezüella Anayasası... Chavez de katıldı bu paketlerin dağıtılması törenine. Sahneye inip salsa yaptı, şarkı söyledi ve 5 saat konuştu. Nasıl bir ülke yaratmak istediklerini anlattı uzun uzun. Her cümlesi bir alkışla bölündü 5 saat boyunca.

Tüm olanları şaşırarak izliyoruz, ne olduğunu anlamak için bambaşka bir şey yaşamamız gerek.

Başbakan Diyarbakır’da konuşma yapmış, “Kürt sorunu herkesten önce benim sorunumdur” demiş, bunun dalgaları ta Caracas’a kadar uzanmış. Gündemde Türkiye var desem yeri. O sırada yol arkadaşımı arı sokuyor, alerjisi var, hastaneye gidiyoruz. Hastanede doktorlar ilk müdahaleyi yapıyor, müşahede altında tutuyorlar. Beklerken bir hemşire elinde kalın bir kitapla geliyor. Kitapta 56 dilden sorular var: “Hangi şikayetle hastaneye geldiniz”, “Size nasıl bir muamele yaptılar” nevinden. O soruları şaşkınlıkla okurken, bizim şaşkınlığımızı anlamayan hemşire, “Bir dakika” deyip, ertesi sayfayı çeviriyor. Bu sayfadaki form Kürtçe! Bizim şaşkınlığımız katmerlenirken ekliyor; “Türkiye’de Kürtçe de yok mu?” Gülüyoruz. “Yaşasın halkların kardeşliği”nin İspanyolcası neydi, bilmiyoruz ki söyleyelim.