'Çözüm ne Esad'da ne silahlı muhaliflerde'

'Çözüm ne Esad'da ne silahlı muhaliflerde'
'Çözüm ne Esad'da ne silahlı muhaliflerde'
Lübnan Komünist Partisi'nden Ali Selman Suriye'de yaşanan süreci değerlendirdi
Haber: MERVE GÜRSOY / Arşivi

Türkiye ’deki çeşitli sol ve sosyalist grupların oluşturduğu Halkların Demokratik Kongresi’nin 20-21 Ekim’de İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlediği ‘ Ortadoğu Konferansı’na katılan Tunus, Mısır, Filistin, Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan’dan temsilciler, solun Arap Baharı’na bakışını anlattı. Lübnan Komünist Partisi’nden Ali Selman Suriye’deki savaşa çözüm olarak “Suriyeli tüm sol ve demokrat muhalifler birleşsin” dedi. Suriye halkının ne Devlet Başkanı Beşşar Esad’a ne de silahlı muhalif grup Özgür Suriye Ordusu’na destek verecek durumda olmadığını vurgulayan Selman, Lübnan’da da kaos yaratılmaya çalışıldığını ancak bunun asla başarılı olamayacağını söyledi. Selman’a göre Ortadoğu’nun kilidi ancak sol ve demokrat grupların birlik olmasıyla açılacak.

Suriye’deki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Esad rejimi geçmişte Filistin direnişine büyük destek vermişti ve İsrail’e karşı durmuştu. Bunu göz önüne alırsak, bugün Arap dünyasının Esad’a karşı duruşunu nasıl yorumlarsınız?
Arap devletlerinin Suriye ve Filistin konularında tavırları çelişkili değil, bu iki konuda da tavır değiştirmediler. Çünkü Arap devletleri, Filistin davasının savunulmasında hiç bir zaman samimi bir tutum içinde olmadı. Arap ülkelerinde devlet yetkilileriyle halk arasında büyük bir uçurum var. Bu nedenle, Arap halkları Filistin davasını destekledi ancak hükümetler bu konuda hiç bir zaman samimi değildi. Biz Lübnan Komünist Partisi (LKP) olarak eskiden beri Filistin mücadelesini destekliyoruz. Bu mücadeleyi savunmak için LKP olarak yüzlerce şehit ve binlerce yaralı verdik. Biz hep İsrail’e karşı bir tutum içindeydik, bunun için Filistinli sol örgütlerle özel bir iletişim içinde olduk. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ve Filistin Demokratik Cephesi’yle son derece iyi ilişkilerimiz oldu. Suriye konusuna gelecek olursak, Suriye Filistin konusunda hep çok etkili bir aktör oldu. Buna ek olarak, Lübnan’da İsrail karşıtı hareketleri ve mücadeleleri destekledi. Ancak Filistin davasına sahip çıkmak, Suriye halkının mevcut rejime destek vermeye devam etmesi için yetersiz bir tutumdu. Şu an Suriye’de gelinen nokta çok tehlikeli bir boyuta ulaştı. Esad yönetimi ülke içindeki istikrarı sağlamaktan aciz durumda. Rejim, askeri gücüne rağmen bir çözüm sunamaz. Özgür Suriye Ordusu ve diğer silahlı güçler de rejimi düşürmekte aciz, bu da çok açık bir gerçek. Bu şekilde giderse Suriye’de daha çok ölüm, acı ve yıkım olacak. Biz LKP olarak, Suriyeli bütün sol ve demokratik muhalif partilerin ülke içinde ve dışında toplanarak hem Esad’a karşı hem de ÖSO’dan uzak durarak çözüm için 3. bir yol izlemesini istiyoruz. Bu toplantıda yeni bir proje üretilsin ve yeni Suriye’nin nasıl olacağı belirlensin. Adil bir Suriye’nin temelleri atılsın. İkinci olarak yapılacak şey de, Suriye’de dökülen kanı durdurmak için yönetim içindeki bazı demokratik güçlerin ve muhalefetin bir masa etrafında toplanması. Bu toplantıya da Selefiler ve radikal gruplar dışında herkes katılmalı. Yönetim askeri olarak bir çözüm sunamıyor, muhalifler de keza öyle. Eğer bu söylediğim iki toplantı yapılmazsa, dış güçler çok daha beter şeyler yapabilir. Uluslararası bir müahale asla Suriye halkı için iyi olmaz, çünkü yabancı güçler kendi çıkarlarını, bölgedeki egemenliklerini savunacaktır.

Lübnan’daki son olayları nasıl değerlendiriyorsunuz? Lübnan’da da Suriye’de olduğu gibi bir çatışma ortamı mı yaratılmaya çalışılıyor? Son patlama olaylarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Lübnan, dışarda olan sorunlardan çok çabuk etkilenebilecek bir ülke, çünkü ülkede çok çeşitli dinsel ve etnik gruplar var. Bu grupların dışarda, yani yabancı ülkelerde çok güçlü bağları olduğu için Lübnan’da her an her şey olabilir. Lübnan’da, her ne kadar siyasi bir ayrımmış gibi gösterilmeye çalışılsa da, mezhebe dayalı bir ayrım var. Bir tarafta ABD ve gerici Arap grupların desteklediği Saad el Hariri ve Semir Caca’nın yer aldığı grup. Diğer tarafta da İran ve Suriye’nin desteklediği Emel Hareketi ve Hizbullah. Biz LKP olarak her iki tarafta da yer almıyoruz, 3. bir yol çizmek istiyoruz. Lübnan’da bir savaş olursa bundan en çok etkilenecek parti biziz çünkü mezhepsel bir parti değiliz, içimizde her kültürden temsilciler taşıyan bir partiyiz. Bunun için Lübnan’ı bölgedeki kaos ortamından nasıl koruyacağımıza dair diğer partilerle toplanıp bir toplantı yapmaya çalışıyoruz. 400 temsilci toplamayı hedefliyoruz. Bizim bu konuda çok daha farklı bir tutumumuz var, halk protestolarında da önderlik yapıyoruz. Patlama olayına gelince, çok açık söyleyebilirim ki, bu olay Lübnan’ın nasıl ateşe verileceğinin bir provası, bu projenin bir parçasıydı. Wissam el Hasan zaten az önce saydığım ilk grubun bir adamı, Saad el Hariri’nin yardımcısı, istihbarat şefi. Bu patlamayı yapanlar, Suriye ve Hizbullah’ı suçlamak istedi. Lübnan’da istihbarat örgütü ülke içinde çok hakim, her yerde kol geziyor. Bu suikastın kimin işine geldiğini bulursak suçluyu da buluruz. Ben patlamanın kimin tarafından gerçekleştirildiğini bilmiyorum, ancak şahsi fikrim bu yönde. Saad el Hariri ve Semir Caca’nın içinde bulunduğu saydığım ilk grubun, bu saldırıya karşı protestolar düzenlemesini bekliyoruz ancak Lübnan’ın bu durum sebebiyle kaos ortamına düşeceğini sanmıyorum.