Değerli bir kaçak

Değerli bir kaçak
Değerli bir kaçak

Fransa nın Marsilya kenti, bu yılın kültür başkenti oluşunu kutladı. Törende 3000 koyunun önünde 3 atı aynı anda süren kadın dikkat çekti.

İzleme skandalını ifşa ederek Obama'nın başını yakan köstebek, Hong Kong'da ortaya çıkıp "Tehlike altındayım ama pişman değilim" dedi.

ABD ’de Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) ve FBI’ın, internet ile telefon trafiğini izlediğini basına sızdıran kişinin, eski CIA teknik asistanı 29 yaşındaki Edward Snowden olduğu ortaya çıkarken gözler ‘köstebeğin’ akıbetine çevrildi. Başkan Barack Obama’yı iktidarının en önemli skandallarından biriyle karşı karşıya bırakan Snowden, 20 Mayıs’ta kaçtığı Hong Kong’da bir otel odasında saklanırken sığınma hakkı elde edip edemeyeceği tartışılıyor. 

‘Bedel ödetecekler ama...’ 

Guardian’ın ‘kimliğinin kendi isteği üzerine açıklandığını’ vurguladığı Snowden ise “Başınıza neler geleceğini düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine “İyi şeyler değil” deyip ekledi: “Bana bedel ödeteceklerini ve bu bilgilerin sonumu getireceğini biliyorum. Kimliğimi saklamaya niyetim yok çünkü yanlış yapmadım. Pişman değilim.”
Geçen hafta Guardian gizli bir mahkeme kararıyla telekomünikasyon şirketi Verizon’un NSA’ya 3 ay boyunca her gün müşterilerinin aramaları ile ilgili verileri ilettiğini yazmıştı. Washington Post ise istihbarat birimlerinin Prizma adlı gizli bir programla Facebook, Google ve Apple dahil 9 teknoloji devinin sunucularına direkt erişimi olduğunu iddia etmişti.
Guardian dün Pentagon’la sözleşmeli çalışan Booz Allen Hamilton şirketinde çalıştığını aktardığı Snowden ile yapılan bir söyleşinin video kaydını sitesinde yayımladı.
Verax (Latincede Doğrucu) kod adıyla basınla iletişime geçen Snowden, “Her şeyimi feda etmeye hazırım çünkü ABD hükümeti, inşa etmekte olduğu dev gözetleme mekanizmasıyla mahremiyeti, internet özgürlüğünü ve insanların temel özgürlüklerini yok edecekken buna izin verirsem vicdanım rahat olmaz” derken, istihbaratın nasıl çalıştığına dair şunları anlattı: 

‘Kongre de aldatıldı’ 

“NSA insanlığın hemen her türlü iletişimini izleyebilecek bir altyapı kurdu. İnsanlığın küresel çaptaki iletişiminin büyük kısmı, hedef gözetmeksizin otomatikman kaydediliyor. Mesela istersem sizin e-postalarınızı ya da eşinizin telefonunu izleyebilirim. Tek yapmam gereken bu programları kullanmak. NSA, Kongre’deki oturumlarda da ABD içerisindeki izlemelerin boyutu hakkında yalan söylüyor. ABD’den, Ruslardan topladığımızdan daha fazla dijital iletişim verisi topluyoruz. Ayrıca her yerdeki herkesi hack’liyoruz. Dünyanın hemen her ülkesinde varız. Savaşta olmadıklarımızla bile. Sizler, nelerin yapılmasının mümkün olduğunu dahi bilmiyorsunuz. İstihbarat servislerinin kapasitesinin çapı korkutucu. Makinelerinize böcekler yerleştiriyoruz. Siz ağa bir kez girince makinenizin kimliği belirleniyor. Ondan sonra hangi güvenlik yazılımını kullanırsanız kullanın, güvende olamazsınız.” 

‘Bana değil hükümete bakın’ 

Snowden, ‘Obama yönetimine karşı hissettiği hayal kırıklığının kendisini bilgi sızdırmaya ittiğini’ de vurguladı: “Eğer bu tip şeyler önünüze sıklıkla gelirse, bunlardan bazılarının aslında hak ihlali olduğunu anlarsınız. Ancak farkındalık, zaman içinde birikip gelişir. Bunlar hakkında konuşmaya mecbur hissederseniz. Ben yaptığım her şeyin kaydedildiği bir dünyada yaşamak istemiyorum. Obama’ya değil üçüncü bir partiye oy verdim ancak vaatlerine inanıyordum. Ama selefi George W. Bush’un politikalarını sürdürdü.”
Snowden ayrıca kimliğinin ifşa olmasıyla ilgili de “Kamuoyu ilgisini istemiyorum. Haberler benimle değil ABD hükümetinin yaptıklarıyla ilgili olmalı” diye konuştu. 

Rahat bir yaşamı vardı 

Öte yandan Guardian Snowden’ın ‘köstebekliği’ seçmeden önce ‘çok rahat bir hayatı olduğunu’ belirtip şu anda yaşadıklarını da aktardı: “Bu rahatlık yılda 200 bin dolar civarında bir maaşı, Hawaii’de aynı evde yaşadığı kız arkadaşı, istikrarlı bir kariyeri ve çok sevdiği ailesini kapsıyordu. Ancak 3 hafta önce Snowden, kamuoyuna ifşa etmeye hazırlandığı belgelerin son bölümünün fotokopilerini çıkardı. Daha sonra müdürüne, geçen yıl teşhis edilen epilepsi hastalığı için tedavi görebilmek amacıyla ‘bir-iki hafta’ süreyle işten uzakta kalması gerektiğini söyledi. Toplanırken, kız arkadaşına birkaç hafta oradan uzaklaşacağını belirtti, ama nedeni konusunda muğlak konuştu. Şimdi ise peşine casusların takılmasından endişeli, odasındaki seslerin dinlenmesini önlemek için kapıyı yastıklarla destekliyor. Gizli kameralara yakalanmamak için dizüstü bilgisayarında çalışıp şifrelerini girerken başına kırmızı kapüşon geçiriyor.

Hong Kong’a sığındı ama gönlü İzlanda’dan yana

Gizli takip skandalını basına sızdıran Edward Snowden’in Hong Kong’da bir otel odasında deyim yerindeyse ‘kapana kısılmış’ halde yaşadığı belirtildi. Snowden bu durumu “Odadan en fazla üç kere çıkmışımdır” diye aktarırken, 1997’de sömürge gücü Britanya’nın yönetimini Çin’e devrettiği Hong Kong’u seçmesinin nedenini ‘ifade özgürlüğü ve siyasi muhalefet hakkına samimi bağlılık’ ile açıkladı. Snowden, Hong Kong’un ABD ve Çin’den bağımsız hareket edebileceğine dair inancını dile getirdi. Snowden, ‘ifade özgürlüğüne inanan ve mahremiyetin kurban edilmesine karşı çıkan herhangi bir ülkeden sığınma alabileceğini’ söylerken, gönlünün internet özgürlüğü şampiyonu İzlanda’dan sığınma almak olduğunu belirtti. Snowden, “Tüm seçeneklerim kötü” deyip şunları anlattı: “CIA beni kaçırabilir. Benim peşime ya da işbirliği yaptığım üçüncü tarafların (gazeteciler vb) peşine adam takabilirler. CIA, bir dizi devletle çok yakın işbirliği içerisinde. Ya da Triad’lara (Çin mafyası) para yedirebilirler. Artık hayatım boyunca kaygıyla yaşayacağım.” ABD ile Hong Kong ‘suçluların iadesi anlaşması’ olduğundan Snowden’ın tercihi ilk başta garip bulundu. Ancak anlaşmada, ‘siyasi suçlar’ için istisnalar söz konusu olması ilticayı mümkün kılabilir. Uzmanlar Pekin’in tavrının da önemli olacağına dikkat çekti. Hong Kong ya da Çin’in, ‘ABD’yle ilişkilerini tehlikeye atmayı göze alamayabileceğini’ vurguladı. Bazıları ise Çin’in ‘iyi bir bilgi kaynağı’ olduğu gerekçesiyle Snowden’ı iade etmeyebileceğini savundu. Hong Kong, 2003’te 3 Kaide zanlısını, geçen martta da yolsuzluktan yargılanan birini ABD’ye iade etmişti.