Diplomasi küresi diyor ki: 2012 siyasi krizler yılı olmaya aday

Diplomasi küresi diyor ki: 2012 siyasi krizler yılı olmaya aday
Diplomasi küresi diyor ki: 2012 siyasi krizler yılı olmaya aday
Türk dış politikasında 2012'de neler yaşanacak?
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Radikal’in dış politika küresi Suriye, İran, Ermenistan ve İsrail ile yaşanan sorunlar nedeniyle 2012’de ‘sıfır sorun’ hedefinin ‘sıfır ilişki’ gerçeğine dönüşmesi riskini gösteriyor. Üstüne üstlük, Kıbrıs gibi zorlu konular nedeniyle bu yıl ‘kriz yılı’ olabilir. 2012’nin muhtemel dış politika gelişmelerine dair küreden çıkan diğer başlıklar şöyle:

2012 yılı Avrupa’da ve Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum kesimi için verimli bir yıl olacak. Doğu Akdeniz’de doğalgaz bulunması, ülkenin ekonomisini güvence altına alacak ve Türkiye bir kez daha Doğu Akdeniz krizi yaşayacak. Rum Kesimi, yılın başında Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası yapısının başına geçecek. Bu, Bosna Hersek’te, NATO çatısı altında başlasa da AB’nin devralmasının ardından da görevine devam eden Zenitsa’daki Türk birliğinin eve dönüşü anlamına gelebilir. Rum Kesimi yılın ikinci yarısında ise AB Dönem Başkanı olacak. Kıbrıs sorununun Temmuz 2012’ye dek çözülmesi beklenmediğinden Rum Kesimi’nin dönem başkanlığı Türkiye tarafından kategorik olarak reddedilecek ve Türkiye AB ile ilişkilerini 6 aylığına askıya almak zorunda kalacak. Böylece 2012 yılı 1997 yılı gibi zaten kötü giden Türkiye-AB ilişkilerinin tam anlamıyla dibe vurmasına neden olabilir. 

Komşularla sıfır sorun politikası ile özdeşleşen konuların başında Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi geliyordu. 1915’teki Ermeni tehcirinin 100. yıldönümü yaklaşırken Türkiye’yi sıkıştırma amaçlı ‘soykırım iddiaları’ yoğunlaşacak. Fransa’nın ardından, seçime hazırlanan ABD Başkanı’nın 24 Nisan 2012 günü bugüne dek yaptığı standart açıklamaları bir adım ileri götürmesi beklentisi var ama Türkiye’nin 2012’de üstleneceği bölgesel rollerin ciddiyetinin farkında olan ABD yönetimi bunun önüne geçebilir.

Bu yıl yine Türk dış politikasının önemli bir boyutunu PKK ile mücadelenin uluslararası ayakları oluşturacak. Başta Kuzey Irak ve Bağdat olmak üzere, Türkiye mesaisinin önemli bir bölümünü PKK’ya verilen desteği kesmek için harcayacak.

Türkiye-İsrail ilişkilerinde 2012’de daha kötüye gidiş beklenmiyor. Bu nedenle bir değişim olursa pozitif yönde olacak denilebilir.

Türkiye açısından dış politikada 2012’nin ‘bonusu’ düşünce özgürlüğü ihlalleri nedeniyle gelebilecek uluslararası baskı olabilir. ABD’nin insan hakları raporuyla, Avrupa Birliği’nin ilerleme raporunda ‘can sıkıcı’ tespitler olabilir.

İRAN’LA KALKAN GERİLİMİ TIRMANABİLİR
Malatya Kürecik’te inşa edilen NATO’nun füze radarı 2012’de devreye giriyor ve bu durum ister istemez İran’ın güvenlik stratejisini değiştirmeye yetecek. Bugüne dek ‘kamu diplomasisi’ yöntemine başvurup ‘yetkisiz’ makamlar üzerinden Türkiye’ye tehditler savuran İran’ın 2012’de iş somutlaşınca ‘resmi’ kanallardan tepki göstermesi de kaçınılmaz. İran’ın nükleer çalışmaları nedeniyle Batı tarafından sıkıştırılması da Türkiye’yi bir kez daha İran ile Batı ittifakı arasında bırakabilir. İran’ın Irak’taki ve Türkiye’nin güneyindeki etkinliğini arttırması da Ankara -Tahran ilişkilerinin her daim gergin olması sonucunu doğurabilir.

2011’DEN DEVREDEN SORUN: SURİYE
2012’de bütün gözler Suriye’de olacak ve Esad kalsa da gitse de Türkiye 2012’de bedel ödeyecek. Suriye’den kaçanlara kapılarını açan, Suriye muhalefetinin her türlü etkinliğine sınırsız özgürlük tanıyan Türkiye, ABD’nin ve Batı’nın Suriye konusunda net tavır alamaması halinde sıkıntı yaşayabilir. Düşük bir ihtimal olsa da Batı’da Esad’ın koltuğunda bir süre daha kalması yönünde bir görüş hâkim olursa, Türkiye sınır komşusu ile sıkıntılı bir dönem yaşayabilir. Suriye’ye müdahale olması halinde de Türkiye zor zamanlar yaşayacak. Müdahale sırasında olası mülteci akını, tampon bölge kurulması ihtiyacı, dış ticaretin aksaması, PKK’nın Suriye’deki otorite boşluğundan yararlanması gibi sorunlar yaşanabilir.


Devlerin gündeminde seçim var
ABD: Başkan Barack Obama 6 Kasım’daki seçimlerde Demokratların adayı olarak seçilmeyi umuyor. Cumhuriyetçi adaylar arasında eski Massachusetts Valisi Mitt Romney, Obama’nın en olası rakibi olarak görülüyor. Romney’e karşı Obama’yı CNN’in anketi 7 puan, Gallup’un anketi 2 puan, Upsos’un anketi 8 puan önde gösterirken ABC News’in anketinde iki rakip başabaş gidiyor.

FRANSA: Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy 6 Mayıs’taki seçimde ikinci dönemi garantilemek için çırpınıyor. Sarkozy, en ciddi rakibi Dominique Strauss-Kahn’dan seks skandalları yüzünden kurtulmuştu. Ama Sosyalist aday François Hollande’a az farkla yenilebilir. Hollande kazanırsa başbakanlığa parti içindeki rakibi Martine Aubry’yi atayabilir.

RUSYA: Başbakan Vladimir Putin marttaki seçimde Kremlin’e dönmeyi planlıyor. İkinci kez aday olmayı bir hak olarak gören Devlet Başkanı Dmitri Medvedev şimdilik Putin’in önüne geçmek istemiyor. Putin birinci turda seçilemezse muhalefet güçbirliği yaparak ikinci turda zafer elde edebilir.

ÇİN: Asya’nın uyanan devi Çin’de devlet başkanlığının sorunsuz bir şekilde Hu Jintao’dan yardımcısı Xi Jinping’e geçmesi bekleniyor. Xi Jinping Komünist Parti Birinci Sekrereti olarak halef sayılıyor.