Dışişleri Bakanı Davutoğlu: Rejimin yanı başımızdaki varlığı bile risk unsuru

Dışişleri Bakanı Davutoğlu: Rejimin yanı başımızdaki varlığı bile risk unsuru
Dışişleri Bakanı Davutoğlu: Rejimin yanı başımızdaki varlığı bile risk unsuru
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Suriye'de kimyasal silah kullanıldı ve 100 bin insan öldü, bunun sorumlusu da Suriye rejimi. Bu kanlı rejimin insanlık dışı saldırıları duruncaya kadar bölgeye de bize de huzur yok" dedi.

ANKARADışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, kamuoyunun Suriye konusundaki gelişmeleri çok soğukkanlı bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini belirterek, "Ülkemizin yanı başında kendi halkına karşı kimyasal silahı barbarca kullanan bir rejimin varlığı bizatihi bir risk unsurudur. Biz hiçbir zaman hiçbir yerde bir rejimin değişmesi ya da indirilmesi için çaba sarf etmedik. Ancak Suriye'de kendi halkına karşı açık bir suç işleyen rejime karşı da net bir tavır aldık. Burada yine benzer bir algı oluşturulduğu için söylüyorum. Sanki bazı kararlar alınacak ve Türkiye bir şekilde şu veya bu planın bir parçası olacak şeklinde bir kanaat doğru değil" dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suudi Arabistan'a düzenlediği ziyaretin ardından Ankara'ya dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu, olası bir müdahalenin ardından oluşabilecek mülteci akınları konusundaki bir soruya, "Şu andan itibarin ortaya konabilecek her politikanın birtakım sonuçları olacak" yanıtını verdi.

Türkiye'nin bu konudaki tecrübesini son 2,5 yılda gösterdiğini ve örnek bir mülteci politikası izlediğini belirten Davutoğlu, "Daha büyük bir mülteci akınının ortaya çıkmaması için büyük çaba sarf ediyoruz" diye konuştu. Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye'ye komşu ülkeler Lübnan, Ürdün ve Irak ile 4 Eylül'de İsviçre'nin Cenevre kentinde bu konu hakkında özel bir toplantı yapacağını ve mülteci akınları karşısında alınacak tedbirleri değerlendireceklerini söyledi.

Kamuoyunda çok yakın zamanda bir askeri müdahale yapılacakmış algısı olduğu ve bununla ilgili değerlendirmesi sorulan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bugünlerde bütün kamuoyumuzun bu gelişmeleri çok soğukkanlı bir şekilde değerlendirmesi lazım. Aynı zamanda bir tarihi sorumluluk da var üzerimizde. Ülkemizin yanı başında kendi halkına karşı kimyasal silahı barbarca kullanan bir rejimin varlığı bizatihi bir risk unsurudur. Biz hiçbir zaman hiçbir yerde bir rejimin değişmesi ya da indirilmesi için çaba sarf etmedik. Ancak Suriye'de kendi halkına karşı açık bir suç işleyen rejime karşı da net bir tavır aldık. Burada yine benzer bir algı oluşturulduğu için söylüyorum. Sanki bazı kararlar alınacak ve Türkiye bir şekilde şu veya bu planın bir parçası olacak şeklinde bir kanaat doğru değil."

Türkiye'nin yalnız kaldığını söyleyenlerin şimdi Türkiye uluslararası bir koalisyonla hareket ettiğinde bu koalisyona alet olacakmış gibi kanaat uyandırdıklarını söyleyen Davutoğlu, Ortadoğu 'daki değişim sürecinin Cumhuriyet tarihinin belki de en kritik süreçlerinden biri olduğunu söyledi. Davutoğlu, 1990'lı yıllarda Balkanlar'da olduğu gibi Türkiye'nin yine acı çekenlerle birlikte olması gerektiğini ve yaşananlara karşı tavır almak zorunda olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Tarihi bakımdan gerçekten kritik bir eşikte bulunduğumuz bu dönemde her şeyden önce kamuoyumuzun hem sükunetle, suhuletle olayları değerlendirmesi hem de yürütmekte olduğumuz bu kapsamlı diplomasi çerçevesinde Suriye'de etnik ve mezhebi kökeni ne olursa olsun bütün kardeşlerimizin çektiği bu acıların sona ermesi için yürüttüğümüz bu çabalara destek vermesi gerekir. Bugün ucuz politika yapma günü değil. Herkesin Ortadoğu'nun kaderinin şekillendiği bu günlerde, bu aylarda üzerine düşen sorumluluk içinde davranması büyük önem taşıyor."

Basın toplantısında soruları da yanıtlayan Davutoğlu, ABD'nin Türkiye'den bir talebi olup olmadığı sorusuna karşılık, "Aslında bunun bir ülke grubunun bir başka ülkeden talebi şeklinde değil, birlikte sürekli istişare edilerek oluşturulan ortak bir çizgi arayışı olarak değerlendirilmesi geekir" dedi.


Davutoğlu, Suriye'ye olası bir müdahaleye Türkiye'nin muharip güç olarak katılıp katılmayacağının sorulması üzerine ise şunları söyledi:

"Mademki güneyimizde 910 kilometrelik alanda 100 bin insanın öldüğü bir iç savaş yaşanıyor ve bunun bizi etkileme riski var, Türkiye, kendi stratejik çıkarları çerçevesinde ne tedbir alması gerekiyorsa bunu alır. Geçen sene verdiğimiz angajman kuralları ki silahlı kuvvetlerimiz son derece başarılı bir şekilde bu angajman kurallarını yerine getirmiştir, düşen her mermi ve her bir top mermisi karşısında muharip unsur olarak karşı tarafı cezalandırıcı, nereden gelmişse kimden gelmişse cezalandırıcı tedbir almıştır. Burada terminolojik tartışmalar üzerinden yürümekte bir fayda yok. Sayın Başbakanımızın başkanlığında yapılan birçok güvenlik toplantılarında -ki önümüzdeki günlerde tekrar bu çerçevede toplantılar yapılacaktır- verilen hükümet talimatı açıktır. Suriye'den veya herhangi bir yerden gelebilecek herhangi bir güvenlik riski karşısında her türlü tedbir, herhangi bir sınır konmaksızın ifade edilen bir husustur bu, alma yetkisi ve angajman kurallarınca misillemede bulunma yetkisi de silahlı kuvvetlerimize verilmiştir. Bu kimyasal silahlardan önce böyleydi. Şimdiyse daha müteyakkız bir durumdayız. Alınabilecek tedbirleri bütün kurumlarımız gözden geçiriyor. Bu tür kritik durumlarda, bütün alternatiflerin, bütün opsiyonların ve ihtimallerin, senaryoların tartışıldığı bir durum söz konusudur."


AA