Dünya'ya düşen adam

Dünya'ya düşen adam
Dünya'ya düşen adam
Bütün hafta boyunca dünya, stratosferden aşağıya kendini bırakarak ses hızını aşan Felix Baumgartner'ı konuştu. Peki, kim bu adam?

Radikal.com.tr - 39 bin metreden kendini bırakarak milyonları heyecanlandıran Felix Baumgartner ismini tarihe yazdırdı. Peki, onun böylesine güç bir rekor kırmasına şaşırdık mı? Aslında hayır. Çünkü sporcunun bugüne kadar gerçekleştirdiği şovları yakından takip edenler, onun bu işin altından kalkacağından emindi. Ama Baumgartner’ın imkânsızı nasıl başardığı sorusunu yanıtlayabilmek için, onu buralara taşıyan hatıralara bir göz atmak şart…

İSTİKBALİ GÖKLERDEYDİ

Malum Baumgartner iki kere Dünya ’ya geldi, biz ilkinden başlayalım… 1969’da Avusturya’da doğan sporcunun uçma tutkusu, o henüz çocukken iliklerine işlemişti. 16’sında genç yaşına rağmen askeri akrobasi ekibinde kendine yer bulan Felix, bir süre gösterilerde yer aldı, cesur şovlarıyla herkesin ağzını açık bıraktı.

Ekibin tecrübeli üyelerinin arasından sıyrılması da uzun sürmedi haliyle. 19’unda Red Bull tarafından keşfedildi. Yıllar geçti, sınırı daha da aştı, görebildiğinin ötesine gidebilmek için uğraştı.

Çoğumuz adını ilk kez Stratos göreviyle duymuş olabiliriz. Ama Felix Baumgartner ismi gazete kupürlerinde uzun zaman önce yer almaya başlamıştı. Mesela ilki 1999’da… Base Jumping Dünya Şampiyonu unvanını kazandıktan iki yıl sonra Petronas Kuleleri’nin çatısına çıkan sporcu, paraşütle atlayarak bu dalda ilk rekorunu kırdı. Ki devamı da gelecekti. 2003’te karbon fiber kanatları sırtına takarak Manş Denizi’ni geçti. Yetmedi, Rio’daki dev İsa Heykeli’nden atladı.

Hani Arşimet, “Bana bir kaldıraç gösterin, Dünya’yı yerinden oynatayım” demişti ya. Baumgartner da “Bana bir yer gösterin, oradan atlayayım” sözünü sarf etmiş olmalı. Çünkü ne yaparsa yapsın adrenaline doymuyordu ve hedefini hep daha ileriye taşımak istiyordu.

GÖZÜ HEP YUKARDA

2010 yılına gelene kadar Felix Baumgartner pek çok kişinin aşağıya dahi bakamayacağı yüksek yerlerden atladı ama hiçbiri onu tatmin etmiyordu. Gözü daha da yukarılardaydı. Artık 40 yıldır kimsenin hayal dahi edemediği bir rekoru kıracaktı: Tıpkı 16 Ağustos 1960’da Amerikan pilotu Joseph Kittinger’ın yaptığı gibi on binlerce metre yükseklikten aşağıya atlayacaktı.

Son iki yılını bu uğurda harcadı Felix Baumgartner… Uzun süren hazırlığın ardından Mart 2012’de 22 bin metreden, Temmuz’da ise 29 bin 500 metreden kendini bıraktı. Hem yapılan iki test atlayışını başarıyla gerçekleştirmişti hem de Kittinger’ın ulaşılmaz sayılan rekoruna çok yaklaşmıştı. Geçen hafta amacına yaklaşmaya o kadar az kalmıştı ki, rüzgâr engel oldu ona. Ve sonra büyük gün geldi çattı, özel kapsülüyle 39 bin metreye doğru yükseldikçe yükseldi… Sonrasını biliyorsunuz…

"BUNDAN DAHA ÇOK KISKANILACAK NE OLABİLİR?"

İlker Birbil (Akademisyen) : Baumgartner atmosferin ikinci tabakası, yani stratosferde ozon katmanının üzerine kadar yükseldi. Atladıktan sonra toplam dokuz dakikadan fazla süre havada kaldı ve bu sürenin yarısına yakınında paraşütü açılmamıştı. Hızı saatte 1.348 km'ye çıktı ve bu sayede ses hızını aşan dünyadaki ilk insan oldu. Bu hıza çıkınca şimdiye kadar sadece jet uçaklarına ya da uzay araçlarına nasip olan şok dalgaları (sonik patlamalar) tarafından sarıldı. Bir diğer deyişle havadaki gazlar ile çarpışması o kadar süratli oldu ki, hava bile nerden çıktığı anlayıp yolundan çekilemedi.

Bir de o yükseklikte neler oluyor diye düşünelim. Uçakla yolculuk ederken ekranlardan dışarıda havanın eksi 50 derece olduğunu görürüz. Kabin basıncı düştüğünde otomatik çıkacak oksijen maskelerini öğreniriz. Yolcu uçaklarının en gelişmişi bile Baumgartner’in atladığı yüksekliğin yarısına çıkmıyor. Oksijen çok inceldiği için sporcunun olmadan solunum yapması mümkün değil. Ancak sıcaklık bir Erzurumlunun ceketle oturabileceği seviyede; eksi 20 derece civarında. Ortam basıncı deniz seviyesindeki basıncın yüzde ikisinden daha az. Yani basıncın dengelenmesi, en azından kulağınızın akıbeti için şart.

Baumgartner’in kıyafetinin sıcak tutmaktan çok daha önemli bir işlevi var. Ulaştığı hız nedeniyle ortaya çıkan ısıdan onu koruyarak kızarmış tavuk olmadan yere inmesini sağlamak. Bütün bu rakamları boşverin bir anlık. Düşünün; Baumgartner uzayın sınırına yaklaştı ve dünyanın eğriliğini açıkça gördü. Bundan daha çok kıskanılacak ne olabilir?

BAUMGARTNER'I ÖZENDİREN PİLOT: KİTTİNGER

Yıllar sonra Vietnam Savaşı’nda esir düşecek olan ABD Ordusu’nun pilotu Kittinger, 1960 yılında 31 bin 330 metreye kadar balonla yükseldi ve aşağıya atlayarak en uzun serbest düşüş rekorunu kırdı. Ancak bu atlayış sırasında sonu iyi biten bir kazayla karşılaşacaktı. Atlayış sırasında eldivenini balona takılarak delinen Kittinger, bu delik yüzünden yüksek basıncın etkisinde kaldı. Ama eli şiştikçe şişti ve dayanılmaz ağrılar çekmeye başladı. Fakat şişen eli o deliği kapatmış, şişkinlik vücudun diğer uzuvlarının şişmesini önleyerek subayın hayatını kurtarmıştı. Kittinger yere vardığında sağlık durumundan endişelenen askerler onun etrafını sardı. O ise gayet ‘cool’ bir ifadeyle istifini bozmadı, “Ben iyiyim. Az önce uzaydaydım, şimdi ise yerde” dedi ve bir sigara yaktı.

Bütün hafta boyunca dünya, stratosferden aşağıya kendini bırakarak ses hızını aşan Felix Baumgartner’ı konuştu. Peki, kim bu adam?