Erdoğan'dan dünyaya İran üzerinden İsrail mesajı

Erdoğan'dan dünyaya İran üzerinden İsrail mesajı
Erdoğan'dan dünyaya İran üzerinden İsrail mesajı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, "Medeniyetler İttifakı, halklar arası dostluk ve barışa olan katkılarından" dolayı Madrid Avrupa Üniversitesinde düzenlenen törenle fahri doktora unvanı verildi.

'ABD'DEN ERDOĞAN'A SOĞUK DUŞ' HABERİ İÇİN TIKLAYIN

 

Törende, "mücadeleci ve zamanının önemli bir lideri" olarak nitelenen Başbakan Erdoğan’a cübbe giydirildi ve unvanı takdim edildi.  Fahri Doktora ünvanı verilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İspanya'nın başkenti Madrid'teki Madrid Avrupa Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada İran'ın nükleer silah girişimini yaptırım isteyen BM üyesi ülkeleri eleştirdi.

Başbakan Erdoğan, İran ile Türkiye ve Brezilya arasındaki uranyum takası anlaşmasına güvenmeyen ve hala yaptırımlardan bahseden bazı ülkeler bulunduğunu belirterek, "Bunlar bu ülkede yaşamıyorlar veya bu bölgede yaşamıyorlar ama biz bu bölgede yaşıyoruz. Bu bölgede biz bomba seslerini duyduk, izledik. Her gün yüzlerce, binlerce insanların ölümüne bu bölgede biz şahit olduk, biz şahit oluyoruz. Dolayısıyla insanlığı tehdit eden böyle bir nükleer silahın bölgemizde değil, dünyanın hiçbir yerinde olmasını istemiyoruz. Bu sürece girerken Türkiye olarak hep biz bunu istedik, hep biz bunu anlattık. Ama şu anda bu süreçte bu ifadeleri kullananların da ne yazık ki kendilerinde nükleer silahın olduğunu hep biliyoruz. Nükleer silah onlarda ama konuşan yine onlar" dedi.

İmzalanan anlaşmaya göre, İran’ın Tahran araştırma reaktörüne tıbbi mülahazalarla nükleer yakıt sağlanması karşılığında stoklarından 1200 kiloluk düşük zenginlikli uranyumu 1 ay içerisinde Türkiye’ye teslim etmeyi kabul ettiğini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu: "Tabi Türkiye’nin burada bir yediemin olarak kabul edilmiş olması, Türkiye’ye duyulan güven sebebiyle ben de İran yönetimine teşekkür ediyorum. Tabi bunun hayata geçirilmesi için Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, BM beş daimi üyesi ve Almanya arasındaki düzenlemeyle İran’a bunun karşılığında ihtiyacı olan 120 kiloluk yakıt telim edilmesi gerekiyor, 1 yıl içerisinde. Burada 120 kiloluk bu yakıtın belli taksitler halinde de gönderilmesi mümkün, ama bu 1 yıl içerisinde olmaz gibi bir yaklaşım bir defa dürüstçe bir yaklaşım değildir. Çünkü daha önce bize bu konuda söylenen hep şu olmuştur, ’10 ayda en geç bu verilebilir, bunun teknolojik olarak da en geç 6 ayda verilmesi mümkündür’ bu da bizim yapmış olduğumuz çalışmalar, araştırmalar sonucudur. 1200 kilo bizde emanette kalacaktır, ama 120 kilo teslim edilip, İran’a biz onu teslim ettikten sonra da biz 1200 kiloyu Uluslararası Atom Enerji Kurumu’na teslim edeceğiz.”

“SIRA İSRAİL’E GELDİ”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İran ile sorun bu şekilde bize göre büyük ölçüde çözüldüğüne göre, şimdi uluslararası camianın İsrail’deki sorunu çözmesi gerekir. Çünkü İran’da şu anda zaten nükleer silah yok ama İsrail’de nükleer silah var. O da bizim bölgemizde. Türkiye olarak biz hepsine aynı mesafedeyiz. İsrail’e karşı dünyanın bakışı ne? Kuzey Kore ile ilgili dünya zaman zaman bazı şeyleri söylüyor, uluslararası camia söylüyor. Peki İsrail’e karşı şu ana kadar ne söylediler? Onun için söylüyorum, üstünlerin hukuku mu yoksa hukukun üstünlüğü mü? Burada artık insanlık tercihini yapacaktır, uluslararası camia tercihini yapacaktır. Adaleti o zaman göreceğiz" dedi.

“AB DÜRÜST DEĞİL”
Türkiye’nin bölgesinde insan haklarını, özgürlükleri, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü hassasiyetle savunan bir ülke konumunda bulunduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bakınız, bizim AB’ye müracaatımız 1959’da, 50 yıl geçti. 50 yıldır Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir. Neden? Sorunun cevabını biz hala alabilmiş değiliz. Zaman geliyor, ’siz büyük bir ülkesiniz’ deniyor. Zaman geliyor, ’sizin nüfusunuz fazla’ deniliyor. Ama biz AB’ye güç katmak istiyoruz. Yük almaya geliyoruz, siz AB’yi Medeniyetler İttifakının bir adresi olarak kabul etmiyor musunuz? AB’yi bir sosyal ve siyasi birlik olarak kabul etmiyor musunuz? Buraya güç katacak ve 1.5 milyarlık İslam dünyasıyla Batı dünyasına köprü olacak bir ülke aramıyor musunuz? Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak Türkiye’nin şu anda AB’ye girmesi 1.5 milyarlık İslam dünyası ile Batının bütünleşmesi anlamına gelir. Burada Türkiye’den daha anlamlı, daha güçlü bir köprü olamaz. Ama, AB şunu da diyebilir, şöyle ya da böyle, ’biz sizi kabul etmiyoruz’, biz bunu alkışlarız, takdir ederiz. Ama hem ’sizsiz olmaz’ hem de ’sizinle olmaz’ derseniz bu dürüstlük olmaz ve bu AB müktesebatının ’ahde vefa’ ilkesine de ters düşer. Zaten şu anda da ters düşüyor."


    ETİKETLER:

    Avrupa Birliği