Esad'ın bitip bitmediğine Suriyeliler karar verir

Esad'ın bitip bitmediğine Suriyeliler karar verir
Esad'ın bitip bitmediğine Suriyeliler karar verir

Buseyna Şaban, Erdoğan ın NATO nun devreye sokulması fikrine tepki gösterdi.

Suriye lideri Beşşar Esad'ın sağ kolu Şaban, 'Esad rejimi bitti' diyen Başbakan Erdoğan'ı eleştirdi ve "Buna Suriyeliler karar verir" dedi. Şaban, mezhepsel söylem kullanılmasını da çok tehlikeli bulduğunu ifade etti.
Haber: ŞİRİN PAYZIN / Arşivi

Pazar gününden beri Şam’dayım seçimleri izlemek için. Suriye’de değişen anayasa gereği yapılan çok partili seçimleri izlerken Esad yönetimine yöneltilecek çok soru geliyor insanın aklına. Beşşar Esad’a sorabilir miyiz bu soruları? Belki sonra cevabını alıyorum ama şimdi sözcüsü ve Esad’ın en yakın çalışma arkadaşı, siyaset ve medya danışmanı Buseyna Şaban’la görüşebilirsiniz deniliyor. Harika! Şaban çok az röportaj veren bir isim. Talebimizi kabul etmesi nerdeyse mucize. Şaban sadece bir siyasetçi değil aynı zamanda kadın hakları, Arap dünyasında kadın yazarlar gibi konularda çalışıyor, yazıyor. İki önemli çalışması var. Arap kadın romancılar: Açığa çıkan sesler ve Arap kadınları kendi hayatlarını anlatıyor.Özellikle Arap dünyasında kadın haklarının iyileşmesi, feminist hareket, kadınların seslerini duyurması için çalışmalarıyla da tanınıyor. Arap kadınlarının yanı sıra Kürt kadın yazarlar da onun kitaplarında. Kadın hakları meselesi başka bir röportajın konusu, şimdi siyaset zamanı. Sabah erken saatlerinde ofisine doğru yola çıkıyoruz. Tek katlı evler ve cam ağaçlarıyla çevrili Şam’ın en eski mahallelerinden birinde, belki de en eskisinde yer alan ofisine vardığımızda dikkatimi çeken geçmiş yıllarda Şam’da adım başı rastladığım kum torbaları, barikatlar ve silahlı askerlerin olmadığı, sanki askerden arındırılmış etraf. Basit sayılabilecek bir güvenlik taramasından sonra Şaban’ın ofisine geçiyoruz. 

Kadın haklarında hassas
Ofisinde yaptığımız röportaj öncesi sohbet daha çok kadın haklarına yoğunlaşıyor. Bu konuda hassas. Röportaj boyunca da özellikle Suriye’nin renkli etnik yapısına ve çok dinli toplumuna dikkati çekiyor. Şaban şöyle diyor: “Aslında Suriye’de kadınların durumu laiklikle garanti altında. Başörtülü kadınların devlet dairelerinde çalışmasında, öğretmen olmasında, yargıda, hastanede kısacası kamu kuruluşlarında çalışmasında bir engel yok ama aynı zamanda başını kapatmayan, askılı bluzunu giyen, modern hayatı benimseyen kadınlar da aynı rahatlıkta. Müslümanıyla, Hristiyanıyla uyumu yakaladı. Bizim korkumuz bunun bozulmasında” diyor. Bir başka sefere kadın hakları konusunda söyleşi yaparsınız temennisini aktarıyor. Tabii memnuniyetle zira yeni Ortadoğu’da ve Arap ülkelerinde ve Türkiye’de öncelikli konumuz kadınlar değil mi? Ama siyasete dönüyoruz, daha fazla Türk gazetecinin ülkeye gelmesine izin verilmesi gerektiğini söylüyorum haklısınız diyor ve Avrupa, Amerikan basınının tek taraflı yayınlarından şikâyet ediyor. Sonrasını Şaban’dan dinleyelim. Başbakan’ın “Gerekirse NATO’yu devreye sokarız. Esad rejimi bitti” açıklamalarına bakın nasıl cevap verdi: 

‘Türkiye’den silah sızıyor’
Şaban, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İtalyan Corriere della Serra gazetesine verdiği demeçte “Esad rejimi bitmiştir” açıklamasını sert bir dille eleştiriyor. Şaban, “Sistem, rejim ve cumhurbaşkanı ile ilgili her şeye Suriye halkı karar verir. Tıpkı benzer şekilde Türk halkının karar verdiği gibi” diyor. Türkiye sınırından Suriye’ye sızan silahlı çeteler olduğunu ve bu sorunların NATO’yu çağırarak değil iyi ilişkilerle çözüleceğini söyleyen Şaban, “Biz NATO Genel Sekreteri Rasmussen’den bile ‘Suriye’ye saldırma planımız yok’ açıklamasını duyarken Türkiye’nin ‘5. paragraf uyarınca NATO’yu devreye sokarız’ demesi tuhaf bir çelişki” diye konuşuyor.
‘Mezhep çatışmasını Türkiye kışkırtıyor’
Erdoğan’ın Suriyeli mültecilerin bulunduğu çadır kentte konuşma yapmasını da eleştiren Şaban, şu ifadeleri kullanıyor: “Ürdün’de 120 bin Suriyeli mülteci var. Bir tane bile çadır yok. Türkiye’nin Suriyelileri ülkelerinden ayrılmaya teşvik ettiğine inanıyoruz. Suriyeliler daha gelmeden onca çadır kamp hazırlandı. Amerika’nın Irak’ı işgali sırasında biz de 1.5 milyon Iraklı mülteciye kapımızı açtık, hiç lafını etmedik.” Türkiye’nin Suriye’de mezhep ayrılığını kışkırttığını savunan Şaban, “Suriyeliler birbirlerine ‘Dinin, mezhebin ne?’ diye sormaz. Mezhepsel söylemden kısmen Türk hükümeti sorumludur. 3 büyük dinin yaşadığı bir bölge burası. O nedenle mezhepsel bir söylem kullanmak çok tehlikeli” dedi. Türkiye’nin Ortadoğu’nun şekillenmesinde neden böyle bir politikaya soyunduğunu anlamadıklarını kaydeden Şaban, “Ama biz bu noktada Türk halkına güveniyoruz. Türk halkının buna destek vermeyeceğini biliyoruz” diye konuştu.
“Liderler her zaman tavsiyeleri dinlemezler, ülkeleri için en iyisi olduğunu düşündükleri şeyleri yaparlar. Ailece görüştüğünüz kişiler için böyle konuşmazsınız. Bu yüzden onca açıklamaya rağmen Cumhurbaşkanı Esad sessizliğini korudu.”