Eşcinsel diplomasisi dönemi

Eşcinsel diplomasisi dönemi
Eşcinsel diplomasisi dönemi
Obama'nın eşcinsellere verdiği destek, gözleri onlara tanınan haklara çevirdi. Afrika ve Ortadoğu'da baskı hâkim. Türkiye'de de durum hiç parlak değil.
Haber: ÇAĞIL M. KASAPOĞLU / Arşivi

ABD Başkanı Barack Obama, diplomaside ‘soft power’ı yani ‘yumuşak gücü’ eşcinseller için de devreye soktu. Yurtdışındaki temsilciliklerine resmi genelge gönderen Obama, bu ülkelere yapılan yardımların ‘lezbiyen, eşcinsel, biseksüel ve transseksüellerin’ (LGBT) korunması için kullanılması’ talimatını verip, aksi halde yardımların kesileceğini duyurdu. Obama’dan önce ekimde de İngiltere Başbakanı David Cameron ‘eşcinsel ilişkinin yasaklandığı’ ülkelere yardımı keseceğini açıklamış, ilk cezayı da Malavi’ye kesmişti. Cameron’un yardımları kestiği Malavi, yılda yaklaşık 200 milyon dolar yardım aldığı ABD’nin tehdidinden sonra eşcinsellere yönelik tutumunu yeniden gözden geçireceğini açıkladı. Fakat Obama’nın uyarısını içişlerine müdahale olarak gören Uganda’nın tepkisi sert oldu. BBC’ye konuşan Uganda Başkanlık Danışmanı John Nagenda, “Amerikalılar bize ne yapmamız gerektiğini söyleyebileceklerini sanıyorlarsa, cehenneme kadar yolları var” diye çıkıştı. 

‘Sorma, söyleme’ 
ABD’nin eşcinsellere destek çıkışı zamanlama olarak dikkat çekici. Aralarında New York, Washington, Massachusetts ve Connecticut’ın olduğu altı eyalet dışındaki federal yönetimlerde eşcinsel evlilikleri hâlâ yasak. Henüz kendi sınırlarında eşcinsellere eşit haklar tanımaması bir yana, ABD yönetimi, ordudaki askerlerin cinsel eğilimlerini saklamalarına yol açan 1995 tarihli ‘Don’t ask, don’t tell’ (Sorma, söyleme) yasasını da 18 yıl sonra, 20 Eylül 2011’de yürürlükten kaldırabildi. Yasa, ordu mensuplarına cinsel tercihlerinin sorulmasını yasaklıyor ancak eşcinsel olduğu tespit edilenlerin orduda görev yapmasını da engelliyordu. ‘Demokrasi ihracatını’ gelenek haline getiren ABD’nin kendi topraklarında biraz geç de olsa attığı demokratik adımları, Irak ve Afganistan’da olduğu gibi top tüfekle ihraç etmek yerine, eşcinsel haklarının yok sayıldığı Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ‘soft power’ ile sunması gözden kaçmıyor. Bu ülkelerdeki durum da çok iç açıcı değil. 

Ölüm yoksa baskı var
Eşcinsel ilişki, ABD yardımlarından en çok faydalanan Pakistan ve Afganistan’ın yanı sıra Batı’nın Afrika’daki müttefikleri Uganda, Nijerya, Kenya, Mısır ve Botsvana dahil toplam 75 ülkede yasadışı kabul ediliyor. Sudan, Moritanya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, İran ile Somali ve Nijerya’nın da bazı bölgelerinde eşcinsel olmanın yasal cezası ise ölüm. Birçok Afrika ülkesinde ölüm cezası olmasa da yapılan baskı çok acımasız. Son 10 yılda Afrika’da cinsel tercihleri nedeniyle saldırıya uğrayan en az 31 lezbiyen tecavüz edilip öldürüldü. Aralarında Malavi, Gana, Zambiya, Zimbabve, Özbekistan ve Singapur’un da bulunduğu birçok ülkede de eşcinsel ilişkiye girmek erkeklere yasakken kadınlar için yasal kabul ediliyor.

Güneyde ölüm kuzeyde evlilik
İran: Eşcinsel ilişkiye girmenin cezası idam. Transseksüellik, cinsiyet değiştirildiği takdirde yasal ancak toplumda hoşgörü ile karşılanmıyor. Aktivistler, 1979’dan bu yana 4-6 bin eşcinselin idam edildiğini belirtiyor. İdam korkusuyla İran’ı terk eden yüzlerce eşcinsel Türkiye ’ye sığınıyor.
Uganda: ABD’nin yardımlarından faydalanan Uganda’da 2009’da eşcinsel ilişkinin ölümle cezalandırılmasını öngören yasa tasarısı sunulmuş, tasarı mecliste reddedilmişti.
Nijerya: Eşcinsel ilişkiye girmek yasak. Şeriat yasalarının uygulandığı 12 eyalette eşcinsel ilişkiye girenler recm cezası ile karşı karşıya kalıyor.
Evlilik: Güney Afrika, Arjantin, Belçika, Kanada, İzlanda, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç ve ABD’nin bazı eyaletlerinde eşcinsel çiftler evlenebiliyor.
Evlat edinme: İsveç, İngiltere, Arjantin, Güney Afrika, Norveç, Danimarka ve İspanya gibi 14 ülkede eşcinsel çiftler evlat edinebiliyor.


‘Türkiye’de hoşgörüsüzlük var’
LGBT Topluluğu İstanbul Başkanı Şevval Kılıç: Türkiye’de eskisine göre daha rahat gösteri yapıyoruz. Ama 80’li, 90’lı yıllardan sonra trans cinayetlerinin en çok artış gösterdiği bir dönemdeyiz. İnceltilmiş faşizme doğru gidiyoruz. Kanuni haklarda tanınma yok. Trans cinayetleri de tanınmıyor. Pratik hayatın içinde ileriye gidilen hiçbir durum yok. Yeni hükümetle beraber dini konuların ön plana çıkmasıyla ayrımcılık ve hoşgörüsüzlük de başladı. Halkla ilgili bir sorundan çok devletin aldığı tavır rahatsız edici. Polis, 80’lerdeki gibi kovalamıyor ama Kabahatler Kanunu’nu bahane ederek LGBT üyelerine ceza keserek evlerine hapsetmeye çalışıyor. Özgürlüklerimizi bu şekilde kısıtlamak ağır bir cezadır. Yapılanlar insanları seks işçiliğine mecbur kılıyor.