Fransa ve ABD başbaşa kaldı

Fransa ve ABD başbaşa kaldı
Fransa ve ABD başbaşa kaldı
Britanya, parlamento vetosuyla Suriye'ye saldıracak koalisyondan çekilirken Fransa, çamşambaya kadar operasyon olasılığını dışlamadı. Obama tek başına Suriye'ye gitmekten bahsetse de kararını geciktirebilir.

Britanya’da Avam Kamarası’nın Suriye’ye operasyon önerisini reddetmesi üzerine uluslararası koalisyon zora girerken Fransa ve ABD baş başa kaldı. Kongre’ye ikna edici delil sunamayan ABD Başkanı Barack Obama’nın “ABD’nin çıkarlarına en uygun kararı verecek” notu eşliğinde tek başına Suriye’ye saldırabileceği mesajı verilirken Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’dan daha kararlı bir mesaj geldi. Hollande, Britanya’nın verdiği kararın Paris’in Suriye’yi cezalandırma konusundaki tavrını değiştirmeyeceğini belirtirken operasyonun çarşambadan önce olma ihtimalini dışlamadı.

‘ABD’ye özür borcum yok’

Britanya Başbakanı David Cameron’ın çağrısı üzerine önceki gün tatilini yarıda kesen Avam Kamarası ‘askeri harekât’ öngören önergeyi 272’ye karşı 285 oyla reddetti. Cameron, muhalefetteki İşçi Partisi Başkanı Ed Miliband’ın “BM heyetinin raporunun ardından 2. bir oylama yapmazsanız önergeyi kabul etmeyiz” koşulunu kabul etmesine rağmen 11 saatlik tartışma sonunda vekilleri ikna edemedi. Oylama sonrası Cameron, “Halkın görüşlerini yansıtan parlamentonun müdahale istemediği ortada. Hükümet buna uygun olarak hareket edecek. Britanya askeri müdahaleye dahil olmayacak” dedi. Kimyasal silah kullanımına gerekli tepkiyi göstermenin önemli olduğunu vurgulayan Cameron, “Konuyu BM’ye taşıyıp AB, NATO, G8 ve G20 gibi kuruluşlarla çalışarak Suriye’de olanları kınamaya devam edeceğiz” dedi. Cameron, İşçi Partisi’ni ‘Esad’ın imdadına yetişmekle’ eleştirirken Guardian asıl suçlunun Irak’ın hayaleti olduğunu yazdı. Daily News ise ‘Britanyalılar sizinle gelmiyor’ manşeti attı. Cameron, ABD’yi yarı yolda bıraktığı ve dış politikada inisiyatifi yitirdiği yorumlarına şu yanıtı verdi: “ABD’nin bizi anlayacağını düşünüyorum. Özür dilemeyi gerektirecek bir durum yok.” 

Obama etkilenebilir

ABD’de ise New York Times gazetesi Britanya’nın kararının Cameron’ın yanı sıra Obama için de büyük bir darbe olduğunu yazarken Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest ABD’nin koalisyon kurulamaması halinde tek başına operasyona girişebileceğini belirterek “Obama ulusal güvenlik çıkarlarını korumakla yükümlüdür” dedi. Savunma Bakanı Chuck Hagel ise kimyasal silaha karşı çıkan ‘müstakbel müttefiklerle’ uluslararası koalisyon kurma çabalarını sürdüreceklerini kaydetti: “Nihai karar ne olursa olsun, uluslararası bir işbirliği ve çabanın ürünü olmalı.” Guardian’a konuşan kaynaklar ise ABD’nin aslen bu hafta sonu saldırmayı planladığını ama Britanya’nın geri çekilmesi üzerine operasyonun 5-6 Eylül’deki G20 zirvesine sarkabileceğini belirtti. Beri tarafta Obama yönetimi Kongre’yi ikna çabalarını sürdürüyor. Hagel, Dışişleri Bakanı John Kerry, Ulusal İstihbarat Başkanı James Clapper ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice, Senato’nun üst düzey isimleriyle 90 dakikalık telekonferansta saldırıyı Esad’ın yaptığından ‘hiç şüphe duymadıklarını‘ anlattı. Hagel amaçlarının ‘ikna değil konu hakkında ne düşündüklerini belirtmek ve tavsiye almak’ olduğunu söyledi. ABD, Suriyeli yetkililerin gizli dinlemeye takılan konuşmalarını ve uydu görüntülerini yayımlamayı planlarken Dışişleri Sözcüsü Marie Harf, saldırı emrinin Beşşar Esad tarafından verilip verilmediğini bilmediklerini ama sorumluluğun rejimde olduğunu söyledi. 

Hollande tarih verdi

Fransa’da ise hükümet sözcüsü, BM onayının elzem olduğunu söylese de Hollande, Le Monde demecinde ‘ölçülü ve kararlı’ bir tepki vermekten yana olduklarını yineledi. “İngiltere olmadan müdahaleye katılacak mısınız?’’ sorusu üzerine “Evet, her ülke, operasyona katılıp katılmama konusunda kararını kendi verir” diyen Hollande, operasyonun Fransa Parlamentosu’nun olağanüstü olarak toplanacağı çarşamba gününden önce olabileceğini kaydetti. Fransa’nın müdahaleye katılması konusunda parlamentonun onayı gerekmiyor. Operasyona radikal sağ ve solun yanı sıra eski başbakanlardan Jean-Pierre Raffarin ve Dominique de Villepin gibi önde gelen siyasiler de karşı çıkıyor. Askeri ve istihbarat uzmanları Paris’in müdahaleye katılması halinde Hizbullah’ın Lübnan’daki Fransız birliğini vurabileceğini kaydetti.


Davutoğlu: Türkiye emin

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye’de kimyasal saldırıyı rejimin yaptığının kesin olduğunu belirtirken “Bunun bizzat ordu birlikleri tarafından mı, yoksa şebbialar tarafından mı yapıldığı ayrı bir tartışma konusu” dedi. Türkiye’nin savaş çağrısında bulunuyor gibi takdim edilmesinin haksızlık olduğunu savunan Davutoğlu “Şimdi tepki gösterilmezse insanlık dışı silahlara sahip olanlar, bu silahları kullanma noktasında kendini daha serbest hisseder” dedi. Davutoğlu, Başbakanlık’taki zirveye atfen “Tüm senaryoları ve aksiyonları ele aldık. Kriz yönetimi mekanizmalarını da kuruyoruz” diye konuştu.

Operasyona karşı gösteriler yayılıyor

Suriye’ye saldırı hazırlıkları farklı ülkelerde protesto edildi. Tunus’ta göstericiler Amerikan bayrağı yakarken Ürdün’de Komünist Parti tarafından düzenlenen gösteride ABD karşıtı sloganlar atıldı. Pakistan’ın Karaçi kentinde ise ellerinde bir grup Esad posterleriyle yürüdü. Irak’ta Şii lider Mukteda El Sadr’ın destekçileri Esad’a destek verdi. Ukraynalı göstericiler de NATO heyetinin Kiev’e gelişini protesto etti. ABD’de Beyaz Saray’ın etrafında toplanan göstericiler de “Irak’a yaptığını yapma, Suriye’ye saldırma” yazan pankartlar açtı.

Debka’dan sonra AA düğümü çözdü!

Anadolu Ajansı, istihbarat birimlerinin raporuna dayanarak Suriye’de kimyasal silah saldırısında görev alan Suriye birliklerinin detaylı listesinin yer aldığı bilgilere ulaştığını öne sürdü. 21 Ağustos’taki saldırıdan iki gün sonra İsrail istihbaratı Mossad’la bağlantılı DebkaFile’ın yayımladığı iddialarla paralellik arz eden AA haberinde şu ifadeler yer aldı: “AA’nın ulaştığı Suriye’deki kimyasal saldırıda görev alan Suriye ordu birliklerinin detaylı listesine göre saldırı, Şam’ın 35 kilometre kuzeyindeki Kuteyfe’deki 155’inci Füze Tugayı ile Kasyun Dağı’ndaki 4’üncü Zırhlı Tümen’e bağlı birliklerden 15-20 civarında kimyasal başlık taşıyan füze-roketle yapıldı. Kuteyfe’de FROG-7/Luna ve/veya M600 füzeleri, Kasyun’da ise 15-70 km menzilli 220 mm’lik roketler kullanıldı. İlgili istihbarat birimlerince hazırlanan ve Türk hükümetine de ulaştırıldığı öğrenilen raporda yer alan bilgiler, saldırının, doğrudan rejim güçlerince 21 Ağustos’ta saat 02.45’te yapıldığını ortaya koyuyor. Doğu ve Batı Gota’daki Zamelka, Duma-Harasta arasındaki mıntıka ve farklı yerleşim birimlerinin hedef alındığı saldırıların, iki ayrı merkezden koordineli ve eşzamanlı yapıldığı belirtilen raporda, şu bilgilere yer veriliyor: Şam’ın 35 kilometre kuzeyindeki Kuteyfe’deki 155’inci Füze Tugayı ile Kasyun Dağı’ndaki 4’üncü Zırhlı Tümen’e bağlı birliklerden 15-20 civarında kimyasal başlık taşıyan füze-roket ile saldırı yapıldı. Kuteyfe’den yapılan saldırıda FROG-7/Luna veya M600 füzelerinin kullanıldığı değerlendirilmektedir. Kasyun’dan ise 15-70 km menzilli 220 mm’lik roketlerin kullanıldığı değerlendirilmektedir.” Bu iddialar 24 Ağustos’ta Debka File’da yayımlanmıştı. Saldırıda rejim, İran ve Hizbullah’ın ortak hareket ettiğini ileri süren site, Sarin’in Mahir Esad’ın kontrolündeki 4. tümene bağlı 155. füze tugayındaki birliklerce atıldığını iddia etmişti. {İSTANBUL/RADİKAL}