Geçici Yönetim PYD dayatması mı?

Geçici Yönetim  PYD dayatması mı?
Geçici Yönetim  PYD dayatması mı?
Rojava, Kürtlerin hem Suriye'nin geleceğinde kritik önemde olduğunu hem de uluslararası dengeler açısından ileride belirleyici olacağını gösterdi.
Haber: MUTLU ÇİVİROĞLU / Arşivi

Rojava’daki ‘Geçici Yönetim’ projesi, 12 Kasım’da ilan edilen ‘Kurucu Meclis’ ile birlikte önemli bir boyuta ulaştı. Basının büyük kısmınca ‘Geçici Yönetim’ kuruldu diye duyurulsa da, aslında oluşturulan kurumlar bu yönetimin hazırlık aşamaları. Üzerinde anlaşılan projeye göre, Rojava’daki Geçici Yönetim’de İsviçre modeline benzer şekilde 3 ayrı özerk kanton oluşacak: Afrin, Cizire ve Kobane. Başta her kantonun bir bölgesel meclis oluşturup Kamışlı’daki Genel Meclis’e temsilci göndereceği açıklansa da bu ileriki bir zamana bırakıldı. Geçen haftaki toplantıda, güvenlik sorunlarından dolayı 3 kantonun da şimdilik kendi başına çalışması kararı alındı. Buna göre Afrin, Cizire ve Kobane’deki bölgesel meclisler yerelde hizmet verecek. İlerde şartlar olgunlaştığında başlangıçtaki karar doğrultusunda her kanton başkent Kamışlı’daki Genel Meclis’e temsilci gönderecek.

Geçici Yönetim organları

Geçici Yönetim Sözcüsü Ciwan Muhammed, Kamışlı’daki toplantıda 96 kişilik Genel Meclis oluşturulduğunu anlattı. Muhammed, bu meclise bağlı olarak aralarında Arap, Çeçen ve Hıristiyanların da olduğu 62 kişilik ‘Geçici Yönetim Denetleme ve İzleme Konseyi’ oluşturulduğunu belirtti. Bu kurumların en üstünde de ‘Yürütme Konseyi’ oluşturulacağını açıklayan sözcü, 12 üyenin Cizire ve 3’er üyenin de Afrin ve Kobane’den olacağını ifade etti. Muhammed, Yürütme Konseyi’nin sözcülük ile birlikte 19 kişiden oluşacağını belirtti. Muhammed yeni sistemin nasıl çalışacağını şöyle anlattı: “Yürütme Konseyi’nin 15 Kasım’daki toplantısında üç önemli karar aldık: Geçici Yönetim projesini uygulamaya koymak, seçim sistemi oluşturmak ve Toplumsal Mutabakat Sözleşmesi’ni hazırlamak. Şimdi bunların uygulanması için çalışıyoruz.”

Geçici Yönetim’in amacı

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) en önemli isimlerinden biri olan, Kürt Yüksek Konseyi üyesi İlham Ahmed ise Geçici Yönetim’in amacını şöyle açıkladı: ‘Rejimin Rojava’dan çekilmesinden sonra ortaya çıkan yönetim boşluğunu doldurmak, mevcut toplumsal ihtiyaçtan dolayı bu oluşuma gittik. Biz Kürtler, Suriye’deki en güçlü ve en örgütlü muhalefet olarak, bölgedeki diğer haklarla Geçici Yönetim’in nasıl olacağını tartıştık. Sonunda Suriye’nin tümüne örnek olacağına inandığımız bu demokratik sistemde karar kıldık.” Ahmed, yönetimin halkın sağlık, ekonomik, eğitim vb. ihtiyaçlarını karşılamak ve bölge güvenliği için çalışacağını vurguladı. 

Parçalı siyasi yapı engeli var

Ancak Rojava’daki çok parçalı siyasal yapı, birçok konuda olduğu gibi Geçici Yönetim konusunda da bütünlüklü karar çıkmasını önlüyor. Projeye tepkiler üç bölümde incelenebilir: Destekçiler, karşıtlar ve kararsızlar.
Geçici Yönetim projesinin en önemli bileşeni hiç şüphesiz PYD. 35 parti ve kurumun yönetimi desteklediği öne sürülse de, adı geçen kuruluşların bir kısmı PYD’ye yakın kadın, gençlik, sivil toplum örgütleri. Muhammed Musa liderliğindeki Kürt Sol Partisi, Kürdistan Demokrat Partisi’nin Nasreddin İbrahim’in lideri olduğu kolu, Cemal Şêx Baqi’nin Suriye Kürdistan Demokrat Partisi, Salih Gedo’nun Kürt Demokratik Sol Partisi, Ferhat Telo’nun Kürdistan Liberal Partisi ve diğer bazı küçük Kürt partileri destekçilerden. Ayrıca çeşitli Arap, Hıristiyan ve Çeçen parti ve sivil toplum örgütleri de yönetime destek veriyor.
Yakın zamanda ‘Siyasi Birlik’ oluşumuna giden Dr. Abdulhakim Beşar’ın lideri olduğu, kamuoyunda El Parti olarak bilinen Kürdistan Demokrat Partisi (KDPS), Azadi Partisi’nin her iki kanadı ve yakın zamanda Yekiti Partisi’nden ayrılan Yekîtîya Kurdistani ise karşıtlardan. Bu oluşum Erbil merkezli olarak biliniyor ve Irak Kürdistan Demokrat Partisi’ne yakın.

Derin fikir ayrılıkları mevcut

Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) Rojava’daki kardeş partisi İlerici Parti (Peşvêrû) ile PYD’den sonra en güçlü partilerden biri olan Muhyeddin Şêx Ali’nin lideri olduğu Kürt Demokratik Birlik Partisi ise halen kararsız. Faysal Yusuf’un lideri olduğu, Peşvêrû’dan ayrılan Reform Hareketi de kararsızlardan. Geçmişte PYD’ye sert muhalefetiyle bilinen Kürt Birlik Partisi (Yekiti) de Rojava ve Erbil’deki yöneticilerinin kendi aralarındaki sorunlardan dolayı tutumunu halen netleştirebilmiş değil.
Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ise son zamanlarda kriz yaşıyor. Özellikle Suriye muhalefetine belli şartlar karşılığında katılım kararı, büyük krize yol açtı. ENKS üyesi partilerin Rojava’daki yöneticileri ile Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki yöneticileri arasında derin fikir farklılıkları olduğu son zamanlarda sıkça dillendirilmekte. Rojava’dakilerin Geçici Yönetim’i olumlu bulup desteklemek istedikleri değişik çevrelerce dile getirilmekte.
Katılım kararını desteklemeyen partiler, öne sürülen şartların Kürtlerin haklı taleplerini kabul etmek bir yana Kürtlerin bir ulus olarak varlığını bile kabul etmediğini ifade ediyor. Mevcut fikir ayrılığı Geçici Yönetim’de de açıkça görülmekte. El Parti ve Azadi oluşuma çok sert karşı çıkarken, diğer Konsey üyeleri Kürt Sol Partisi, Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürt Demokratik Sol Partisi yönetimde yer alan partiler.
Dr. Abdulhakim Beşar geçen haftaki görüşmemizde Geçici Yönetim’e çok sert eleştiriler getirdi. “Bu, PYD’nin Rojava’ya dayattığı kendi projesidir ve tehlikeli bir adımdır. Suriye muhalefeti tarafından ülkeyi parçalayıcı bir adım olarak görüldüğünden muhalefet içinde var olan Kürtlere karşı olan kaygıları daha arttırmıştır.” Beşar, Türkiye , Irak Kürdistan Bölgesi ve Batı’nın da karşı olduğu oluşumun başarı şansının da olmadığı görüşünde.

‘Siz Erbil’de lüks içindeyken’

Azadi lideri Mustafa Cuma da, yönettiğim canlı bir tartışma programında Beşar’ın eleştirilerine benzer şeyler dile getirdi. Cuma, PYD’yi kendi başına karar almakla suçlayıp Geçici Yönetim projesinin de bunun yeni bir örneği olduğunu iddia etti. Geçici Yönetim projesine halkın destek sunmadığını öne süren Cuma’ya, yine aynı programda konuk olan Kürt Sol Partisi Genel Sekreteri Muhammed Musa sert cevap verdi: “Sizler Erbil’de lüks içinde yaşarken, Rojava’da zor şartlar altında, halkla iç içe yaşayan bizleriz. Nereden biliyorsunuz halkın destek vermediğini?”
Bu projenin PYD tarafından sunulmasına rağmen hem ENKS hem de Batı Kürdistan Halk Meclisi (MGRK) tarafından imzalanan ortak bir proje olduğunu belirten Musa, hem Azadi’nin hem de El Parti’nin bilinçli olarak ENKS’nin kararını boşa çıkardıklarını iddia etti. Yaptığım görüşmelerde hem Nasreddin İbrahim hem de Cemal Şêx Baqi, Musa’yı destekler biçimde hem El Parti’nin hem Azadi’nin kasten projeyi önlemeye çalıştığını iddia etti.Bu arada güvenilir kaynaklardan aldığım bilgilere göre ENKS’den yeni partilerin yakında Geçici Yönetim’e destek vermeleri bekleniyor. 

ENKS niye destek vermiyor?

Muhalifler, ‘proje PYD dayatması’ dese de, gerçek pek de öyle görünmüyor. 8 Eylül’de Kürt Yüksek Konseyi’nin Kamışlı’daki merkezinde ENKS ile Batı Kürdistan Halk Meclisi, Geçici Yönetim konusunda anlaşma imzalamıştı. Ekimde görüştüğüm Yekiti’nin önde gelen isimlerinden biri olan Fuad Eliko, Geçici Yönetim çalışmalarının çok iyi gittiğini belirtmiş, her iki meclisin uyumlu şekilde çalıştıklarını bizzat söylemişti.
Uzun süredir Geçici Yönetim çalışmalarını MGRK ile başarılı şekilde yürüten ve ortak protokole imza da atan ENKS’nin şimdi neden kurumsal destek vermediği merak konusu.Yine, İlham Ahmed ve Geçici Yönetim’i destekleyen ENKS partilerinin bir başka iddiası ise özellikle Ankara ve Erbil’in kendilerine yakın olan partiler aracılığıyla ENKS’ye baskı yaptığı ve Geçici Yönetim’i desteklemeyerek Suriye muhalefetine katılmalarını istediği.
ENKS adına imza atan siyasetçilerin herkesçe bilindiği ve ENKS üyesi partilerinin bir kısmının “Bu, her iki meclisin ortak projesi” dediği bir ortamda “Geçici Yönetim PYD’nin dayattığı kendi projesidir” demek haksız bir değerlendirme anlamına geliyor.
ENKS 6-7 Aralık’ta Kamışlı’da yaptığı genel toplantı sonucunda birtakım ilginç kararlar aldı. Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Kamiran Haciabdo, Facebook sayfasından şu açıklamayı yaptı: “Her ne kadar Geçici Yönetim Rojava’da bir ihtiyaç olsa da, PYD ve bazı partilerin ilan ettiği Geçici Yönetim ENKS ile MGRK arasındaki anlaşmaya aykırı olarak ilan edilmiştir. Bu nedenle ENKS olarak bu yönetimi desteklemediğimizi belirtiyoruz.’ ENKS bir adım ileri giderek Geçici Yönetim kararını destekleyen tüm üye partilerden de alınan karara uygun davranmalarını, yani desteklerini çekmelerini istedi.

Esad nasıl bakıyor?

Rojava’daki Geçici Yönetim ile ilgili Esad yönetiminden olumlu ya da olumsuz bir açıklama gelmiş değil. Ama Suriye’deki Kürt İnisiyatifi’nin başkanı parlamenter Omer Osê’nin görüşmemizde söyledikleri Şam’ın tavrı hakkında oldukça önemli ipuçları verdi: “Geçici Yönetim tek taraflı yani talep sadece Kürtlerden geldi. Ama hükümetin bu oluşumdan rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum. Bu ‘de fakto’ yönetimin hem Kürtlerin hem Suriye’nin yararına olacağı kanısındayım. Hükümet güçleri Kürtlerin yaşadığı birçok bölgeden çekildikten sonra ortaya çıkan yönetim boşluğunu PYD ve YPG doldurdu. Bu güçler bölge halkına hem lojistik anlamda hem de temel gıda maddelerinin sağlanması konusunda yardım ediyor.” 

‘Şam haklar tanıyacak’

Esad’a yakınlığı ile bilinen Osê, Şam’ın Kürtlere bazı haklar tanımaya hazırlandığını ve bunun için de diyaloğa açık olduğunu dile getirdi: ‘Suriye’deki kriz aşıldığı takdirde, devletin yasal olarak Kürtlere siyasi ve sosyal her türlü hakkı tanıyacağını düşünüyorum. İnanıyorum ki bu kriz bittikten sonra hükümet özerklik de dahil, Kürtlerin idari ve hukuki bütün haklarını tanıyacaktır.”
Şam’ın Geçici Yönetim’e dair sessizliği, Esad’ın en azından durumdan rahatsız olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Osê’nin iddiaları doğruysa, rejimin bu oluşumu Kürtlerin hakkı olarak görmesi doğal. Tabii ki bu iyimser bir senaryo ve Kürtlerin çok zulüm gördükleri bu rejime şüpheyle yaklaşması için birçok sebep var.
Rejimin Geçici Yönetim’e ses çıkarmamasının bir başka nedeni de ülkedeki en örgütlü askeri ve siyasi güç olan Kürtleri karşısına almak istememesi. Zaten rejimin baştan beri yapmaya çalıştığı da bu, yani yeni bir cephe açmamak için Kürtlerle çatışmadan kaçınmak.

Dış tepkiler nasıl?

Şam’ın en yakın müttefiki İran’da da sessizlik hâkim. Ama PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, Tahran ziyareti sonrasında İran’ın “Bölgede mevcut yönetim boşluğunu doldurma hakkınız var” dediğini açıklamıştı. Rusya’nın da bu konuda resmi açıklaması olmamasına rağmen Moskova’nın da durumdan memnun olduğu anlaşılıyor. Rusya başından beri Kürtlerin taleplerine olumlu yaklaşıyor ve Cenevre Konferansı’nda da Kürtlerin bağımsız olarak Yüksek Konsey altında katılmalarından yana.

Beyaz Saray kaygılı

ABD’de ise Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki konuya dair bir Türk gazetecinin sorusuna şu yanıtı verdi: “Suriye’de bağımsız bir Kürt bölgesi ilan etme çabalarına dair haberlerden elbette kaygı duymaktayız. Özel bir Kürt bölgesi oluşturmak, bölgedeki birçok topluluğu kapsayacak, daha geniş bir kararın parçası olmalı. Bizim görüşümüz, Suriye’nin birleşik olması gerektiği yönünde.’

ABD basınında destek yazıları

Fakat son günlerde ABD medyasında Obama yönetimini Rojava’daki Geçici Yönetim’e destek vermeye çağıran yazılar da yayımlanmakta. Tanınmış Ortadoğu uzmanı Michael Rubin’in ‘ABD Suriye Kürdistanı’nı Kucaklamalı’ başlıklı yazısından sonra, pazartesi günü de Ted Galen Carpenter’ın ‘Büyük Kürdistan’ın Yükselişi’ başlıklı yazısı yayımlandı. İki yazar da Kürtlerin radikal gruplara karşı elde ettiği başarıdan övgü ile bahsederken, Obama yönetiminin Rojava’daki Kürtlere destek olması gerektiğini dile getirdi.
Yine George W. Bush’un Ulusal Güvenlik danışmanlarından Stephen Hadley de pazartesi günü Hürriyet’teki röportajında Suriye’deki Kaide varlığına dikkat çektikten sonra “Kürtlerin yaşadığı bölgelerde de muhtemelen daha fazla özerklik olacak” dedi. Ayrıca, uluslararası basının Geçici Yönetim’e yakın ilgi gösterdiği görülüyor. Kararın açıklandığı tarihten beri belli başlı yayın organlarında bu konuda birçok haber ve yorum yer almakta.
Sonuç olarak, Rojava’daki hamleler, Kürtlerin hem kendi geleceklerinde hem de Suriye’nin geleceğinde ne kadar kritik bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterirken; uluslararası dengeler ve bölgesel konjonktür açısından da giderek belirleyici bir konuma yükselmelerini sağlayacak gibi görünüyor.