scorecardresearch.com

Gerçek muhalefet kurban

Gerçek muhalefet kurban

Sosyal Milliyetçi Partisi lideri, partiye bağlı komite binasında asılı orak ve çekiç li bayrağın partileri ile ilgisi olmadığını söyledi.

Muhalif Sosyal Milliyetçi Partisi lideri Ali Haydar'a göre, dış destekli silahlı gruplar devrim sürecini çalıyor. Gerçek muhalefet, silahlı muhalefetle devlet arasında kurban ediliyor.
Haber: FEHİM TAŞTEKİN - fehim.tastekin@radikal.com.tr / Arşivi

ŞAM- Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi, Suriye içindeki rejim ile silahlı muhalefet arasında sıkışıp kalan muhalif partilerin önde gelenlerinden biri. 1932’de ‘Bilad-ı Şam’ı yani Lübnan, Ürdün, Suriye ve Filistin’i kurtarmak için kurulmuş ve Baas iktidarının uzun bir dönem yasakladığı partinin tabanı 2005’te siyaset yapmasına izin verilince giderek gençleşmiş. Partinin başkanı Ali Haydar ‘dahili muhalefetin’ diğer liderleri gibi rejime karşı isyan konusunda kırmızı çizgiyi şöyle çiziyor: “Silahlı grupların ortaya çıkması barışçıl değişim sürecine zarar verdi. Bu gidişatın sonu yabancı güçlerin işgali ve ülkenin parçalanmasıdır. Bu yüzden ulusal diyalogla siyasi çözüm tek çıkış yolu.” Haydar ‘ İstanbul Konseyi’ diye andığı Suriye Ulusal Konseyi’nin halkı temsil etmediğini söylerken Türkiye ’yi de gerçek muhalefeti görmezden gelip Amerikan politikalarını yürütmekle suçluyor. Üç dönem vekillik yapmış ve rejimi yerden yere vurmaktan geri durmayan eski bir siyasetçinin bana “Suriye siyasetinin en makul adamlarından biri” diye bahsettiği Haydar, Şam’da partiye bağlı bir komite binasında sorularımı yanıtladı. 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle


Suriye nereye gidiyor?
Önce nereden geldiğini anlatayım: Suriye bu bölgenin merkezinde olan bir ülke. Düşmanları var: Yakında İsrail, uzakta ABD. Aynı zamanda iç sorunları var. 10 yıl önce bu sistemin gücünü yitirdiğini, tek parti sisteminin artık yürüyemeyeceğini söyledik. Bu sistem derin sorunlara yol açtı. Tunus’taki dalganın buraya geleceği belliydi. İki sebeple: Düşman bu fırsatı kullanacaktı. İkincisi halkın talepleri haklıydı. Ve gösteriler başladı. Barışçıl değişim hareketiyle birlikte olduk. Ama hızlıca dışarıdan müdahale oldu. Hem para hem silah gelmeye başladı. Biz devlet ile onlar arasında kaldık. İki cephe arasında kurban olduk. Artık durum rejim ile silahlı gruplar arasında bir meseleye dönüştü. Bir tarafta devrim süreci diğer yanda rejimin silahlı gruplarla savaşı. 

Rejimin silah kullanması muhalefeti silahlanmaya teşvik etmedi mi?
Asla. Devlet ağır silah kullanmadı, barışçıl gösterilere aylarca müdahale etmedi. 30 muhalif grup silah kullanmayı reddetti. 

Muhalifler rejim güçlerinin göstericilere ve cenazelere saldırdığını ve savunma amacıyla silahlandıklarını söylüyor.
Kendini korumak için füzeye mi ihtiyaç var? Köprüleri havaya uçurmanın, insanları kimliği ve mezhebine göre öldürmenin nefsi müdafaa ile ne ilgisi var. Silahlı grupların barışçıl gösterilerle alakası yok. 

Yalnız Beşşar Esad bile olayların bu noktaya gelmesinde sorumlulukları olduğunu kabul ederken muhalefetin rejime laf kondurtmamasını anlamıyorum.
Doğru söylüyorsun. Zaten çözüm de tam burada başlıyor: Herkes hatalarını itiraf etsin, diyaloğun tek yol olduğuna inansın. Siyasi çözümden başka seçenek yok. Çünkü çatışmalar ülkeyi bölünmeye götürüyor. 

Bölünmenin temeli var mı?
Tarih boyunca iç savaşlar hep bölünmeyle sonuçlanmıştır. Ama şu aşamada Suriye’deki durum iç savaş boyutuna varmaz. Bir tarafın yenmesinin çözüm olmayacağını kabul etmeliyiz. O yüzden bütün Suriyeliler diyaloğa geçmeli. Çatışma dış müdahaleyi getirir. Parti olarak rejim değil tamamen kendi özel kaynaklarımızdan edindiğimiz bilgilere göre silahlı gruplara dışarıdan para ve silah akıyor. 

Nereden geliyor?
Türkiye sınırları, Irak-Suriye sınırındaki Kuriye bölgesi ve Lübnan’ın Vadi Halid bölgesinden geliyor. Bu bilgiler kesin. Partimizin Lübnan kolunun edindiği bilgilere göre Lübnan’ın Akkar bölgesinde silahlı grupları eğiten bir kamp var. Filistinlilerin kaldığı Berid Nehri Kampı’na benzer bir kamp. Ürdün’de de kamp vardı ama Amman yönetimi bunun önünü aldı. Çünkü süreç Ürdün’ün de aleyhine dönmeye başladı. Ürdün-Suriye-Irak sınırları arasındaki üçgende Amerikalıların kullandığı bir kamp vardı. Silahlı muhalif gruplar Amerikalılar tarafından eğitiliyordu. 

Hâlâ devam ediyor mu?
Şu anda detaylı bilgim yok. Ayrıca İsrail yapımı hafif ve ağır silahlar da Suriye içine sızdırıldı. 

Katar ve Suudi Arabistan’ın rolü nedir? Suudiler Vahhabileri, Katarlılar Selefileri destekliyor. Bu rekabet Suriye’deki olaylara nasıl yansıyor?
Katar ve Suudi Arabistan, ABD çıkarlarını temsil etmek için 30 yıldır rekabet halindeler. ABD’liler Katar’a yöneldiğinden beri rekabet hızlandı. Katar, Amerikalılar için daha az maliyetli ve daha az sorunlu. Suudi Arabistan’ın çok iç sorunları var. Katar devletten çok bir şirkete benziyor. Yerel halkın nüfusa oranı yüzde 40.
Ama Suriye konusunda iki ülke rekabet halinde değil, Suriye’ye karşı uzlaşma içindeler. Her ülke kendi adamlarını destekliyor. 

Görüştüğüm Yerel Koordinasyon Komiteleri (Tensikiyat) temsilcileri Selefilerin varlığının abartıldığını, hatta Humus’ta barınamadıklarını söylüyor.
Hayır bu doğru değil. Onları Humus’tan ordu temizledi. Salı günü Cisr-ul Şuğur’a 5 km mesafedeydim. Hâlâ orada silahlı gruplar orduyla çatışıyor. Son iki günde bu gruplar Humus’a, sivil alanlara roket attı. 

Partinizin gösterileri organize eden Tensikiyat’la bir bağı oldu mu?
Tensikiyat genel bir isimlendirme. İçinde çok çeşitli gruplar var. Aralarında koordinasyon da yok. Hatta bazı yerlerde birbirleriyle çatışıyorlar. Bizim barışçıl gruplarla bağlantılarımız var.

‘Hizbullah’ın rolü yok’
Haydar, Hizbullah ve İran’ın rolü için şu yorumunu yaptı: “Hizbullah’ın Suriye topraklarında hiçbir rolü yok. Adamları da yok. Lübnan’da da güneydeler. İran’ın devlet olarak Suriye ile ilişkileri çok eski. Burada bir tek İranlı asker bulamazsın. En fazla bilgi alışverişi ve para yardımı olabilir.

‘Tek yol seçim ve ulusal hükümet’
Seçimler ne değiştirecek?
Israrla şunu söyledik: Önce ulusal diyalog olmalıydı. Sonra anayasa ve meclis seçimleri. Muhalefetin bir kısmı rejimle masaya oturmayı kabul etmediği için diyalogdan başlayamadık. İçerdeki kriz farklı bir boyut kazanınca çözümün başka bir yerden başlamasını kabul ettik. Yeni anayasayı birçok açıdan eleştiriyoruz ama önemli değişiklikleri de içeriyor: Anayasa Baas’ı liderlik konumunu ve tek partili yapıyı bitirdi, çok partili sistemin önünü açtı, cumhurbaşkanının görev süresini sınırladı. Sırada yeni meclis ve ulusal birlik hükümetinin kurulması var. 

Fakat seçim şiddet yüzünden birçok bölgede yapılamayacak.
Doğru ama bu bir başlangıç. Başka adımlar da atılacak. Siyaset mümkün olanla yapılabilir. Ulusal diyalogla yeni hükümetin kurulması önemli. Suriye’yi sevenler seçime katılmalı. Ne kadar oy alacağımızın önemi yok. Siyasal süreçte isteklerimizi ifade edebiliriz. İngiliz anketine göre, Esad’a destek yüzde 57. Muhalefet ve Esad destekçilerinin ortak görüşü şu: Sorun var, çözmeliyiz. Nasıl halledeceğiz? Önemli olan bu.

‘Türkiye taraf tutmamalıydı’
Suriye Ulusal Konseyi hakkında ne düşünüyorsunuz?
‘İstanbul Konseyi’nin Suriye’yle alakası yok. Halkı temsil etmiyorlar. Gerçek muhalefet burada. Batı medyası gerçek muhalefetten bahsetmediği gibi rejim de gerçek muhalefetten hiç bahsetmiyor. 

Annan Planı işe yarayacak mı?
Planın başarısı dışarıya bağlı. Rusya-Çin ve ABD’nin varacağı uzlaşı önemli. ABD çıkış arıyor, öngördüğü plan iflas etti. Ruslar da ABD’lileri ikna edecek bir çözüm arıyor. Rusya ile ABD arasında üst düzeyde pazarlıklar sürüyor. ABD’liler her zaman ateş üzerinde diyalog kuruyor. Bir taraftan Ruslarla konuşurken diğer yandan Suudi Arabistan ve Katar’dan silahlı grupları desteklemesini istiyor. Bu krizden en kârlı çıkışı yapmak için uğraşıyor. 

Bu çıkış arayışında Türkiye’nin rolü olabilir mi?
Türkiye’nin rolü olumsuz. Tüm taraflara eşit mesafede duramadı, taraf tuttu. Mezhepsel tutum takındı. ABD politikalarına paralel bir çizgi benimsedi. Gerçek muhalefeti görmezden geldi. Bizimle diyalog kurmadı. Türkiye’deki partilerle görüştük. Hükümet, bizi biliyor ama temas kurmuyor. Silahlı tarafı desteklemeyi tercih ediyor. İstanbul Konseyi’ni tek temsilci gibi dünyaya gösterdi. Türkiye’nin bu politikadan dönmesi lazım. Sıfırdan almalı, halkın taraflarına aynı mesafede durmalı. Siyasi çözüme odaklanmalı. Türkiye diyalogdan bahsetmiyor.


http://www.radikal.com.tr/108560510856052

YORUMLAR
(2 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Tokat gibi yazi dizisi - Kurmanbek Allahverdiyev

Bir okuyucu olarak Fehmi Tastekin'e bu yazi dizisi icin cok tesekkür ediyorum. Görebildigim kadariyla cok tarafsiz ve manipulasyon-yalan haberden cok bilgiye dayali bir dizi oldu. Yalniz bunu AKP ve Cemaat kontrolündeki medya oldukca kötüleyecektir. 'Esedci', 'Süuni Müslüman düsmani' gibi suclamalar görecektir. Bence Fehmi Bey dikkatli olmali zira ergenekoncu oldugu gibi yazilar da cikabilir yakinda. Onun da devami silivri, vs. Dikkatli olmakta fayda var.

Baas ağır silah kullanmadı mı? - umiterd

"Devlet ağır silah kullanmadı, barışçıl gösterilere aylarca müdahale etmedi." Tanklar ağır silah sayılmıyor mu? Kimyasal silahı mı kastediyor acaba, ağır silahtan?