'Gösteri devam etmeli'

'Gösteri devam etmeli'
'Gösteri devam etmeli'
Kanser olduğu ve çok az ömrü kaldığı söylendi, seçimlerde şansı olmadığı öne sürüldü. Ama Chavez'in pes etmeye niyeti yok. Venezüella'da kapitalizmle mücadelesini sürdürmeye kararlı.
Haber: MERVE ARKAN / Arşivi

Dünyanın en ilgi gören devlet başkanlarından Venezüella lideri Hugo Chavez Frias için bugün siyasi hayatında önemli bir gün. 14 yıllık iktidarını sürdürmeyi amaçlayan Chavez, bugüne kadar karşılaştığı en zorlu rakibi olarak görülen Henrique Capriles’le sandıkta kapışacak. Chavez için son bir yıl zor geçti. Kanser tedavisi gördü, çok az ömrü kaldığı iddia edildi. Chavez’den darbeyi bile göze alacak kadar nefret eden muhalifleri, bu fırsatı değerlendirip başkanlığa yeniden aday olmaması için çok uğraştı, ama nafile. Kanseri yendiğini açıklayan ve haftalardır on binlerce destekçisinin katıldığı mitinglerde şarkı söyleyip dans eden Chavez, 6 yıl daha iktidarda kalmaya kararlı.
Türkiye ’den bakılınca Venezüella’da seçim kampanyası renkli görüntülere sahne olmuş gibi görünse de aslında ülkede uzun süredir tansiyon yüksek. 21. yüzyıl sosyalizmini yaratma hayali kuran ve sınıf mücadelesinin özgün örneklerine sahne olan bir ülkede seçimlerin sakin geçmesini beklemek zor. Muhalefet hafta içinde Capriles’i destekleyen iki kişinin Chavez yanlısı bir grup tarafından öldürüldüğünü duyurdu. Chavez yanlıları ise muhaliflerin kendilerini tehdit ettiğini, bunun üzerine çatışma çıktığını söyledi.

Muhalefet her yolu deniyor 
Dünyanın en büyük 5. petrol ihracatçısı olan Venezüella’da üst ve orta sınıfın desteklediği muhalefet hiç de güçsüz değil. Büyük sermaye, medya üzerinden Chavez’e her fırsatta saldırıyor. Capriles’in lideri olduğu Demokratik Birlik için Yuvarlak Masa (MUD) koalisyonunun bir süredir ABD ve İspanya’dan diplomatlarla Caracas’ta gizli görüşmeler yaptığı iddiaları var. Hükümet ise geçen hafta bazı muhalefet partilerinin taraftarlarına gerekirse seçimi sabote etmeleri için çeşitli yöntemler içeren bir bildiri dağıttığını duyurdu. Bildirinin birinci maddesi şu: “Eğer istediğimiz gibi değilse seçim sonucunu tanıma.” Yolsuzluk yapıldığı yönünde şikâyette bulunulması, protesto gösterileri düzenlenmesi ve hatta ufak çaplı çatışmalar yaratılarak hükümetin ülkeyi yönetemediği izlenimi yaratılması da tavsiye edilen yöntemler arasında. Hatta bildiri ülkede iç savaş havası yaratılarak yabancı müdahaleye olanak sağlanması ihtimaline de değiniyor. Bu akıl almaz plan az sayıda parti tarafından benimsenmiş gibi görünse de son 14 yıla bakıldığında muhalefetin yapabileceklerinin sınırı yokmuş gibi. 

Yoksula umut, zengine ceza 

14 yıllık iktidarı boyunca birçok badire atlatan Chavez, zorlu mücadelelere alışkın. Siyasi hayatında 1989’da başkent Caracas’ta yaşanan ‘Caracoza Ayaklanması’nın önemli rolü var. Caracas’ı çevreleyen tepelerdeki yoksul mahallelerde halkın, sağcı Carlos Andres Perez yönetimine karşı ayaklanmasının ardından 27 Şubat’ta yaşanan çatışmalarda en az 200 kişi öldü. Bu olay, ordu içinde bölünmeleri de beraberinde getirdi. Albay Hugo Chavez’in, Perez’e karşı 1992’deki darbe girişimi başarısız oldu, ama iki yıl hapis yatan Chavez yoksul mahallelerinde bir anda kahramana dönüştü. Kriz nedeniyle iktidara tutunamayan sağcı iktidar çökerken 1998 seçimlerinin en güçlü adayı Chavez, oyların yüzde 56’sını alarak devlet başkanı oldu. Petrol gelirleriyle bir hayli serpilmiş burjuvaziye sert sözlerle saldıran, yoksul bir aileden gelen, yerli kökenlere sahip, sokak ağzıyla konuşan bu eski askerin devlet başkanı olması, zengin kesimi hiç memnun etmedi. Ancak bunlar daha bir şey değildi. Ülkenin adı bağımsızlık kahramanı Simon Bolivar’a atfen Bolivarcı Venezüella Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Bu isim özellikle ABD’ye karşı yönetim içinde güçlenen anti-emperyalist söylemin bir parçasıydı. Chavez, Güney Amerika’nın tek sosyalist ülkesi Küba’yla ilişkileri geliştirdi, kıtada solcu hükümetlerin iktidara geldiği dalgaya öncülük etti. Çoğu yabancı sermayeye ait petrol şirketlerini kamulaştırdı. Artan devlet gelirlerinin daha eşit paylaşılacağı sözünü de sosyal programlarla tutmayı başardı. Yoksullar için başlattığı konut, eğitim ve sağlık programlarıyla 21. yüzyıl sosyalizminin temellerini attı. 2001 seçimlerinde iktidarını daha da güçlendirince muhalefetin sabrı taştı. Caracas’ta patlak veren gösteriler birkaç gün içinde şiddetli çatışmalara dönüştü. 20 kişinin ölmesinden sorumlu tutulan Chavez, olayları muhalefetin komplosu olarak niteledi. Bazı ordu komutanları Başkanlık Sarayı’na gidip Chavez’den istifa etmesini istedi. 

Yıkmayan darbe güçlendirir 

Sonrasında yaşanan olaylar filmleri aratmayacak türden. Muhaliflerin kontrolündeki büyük medya kanalları Chavez’in istifa ettiğini, yerine işadamları örgütü Fedecamaras’ın başkanı Pedro Carmona’nın geçtiğini ilan etti. Silahlı muhalifler Chavez’i destekleyen mahallelerde ayaklanma çıkmasını önlemek amacıyla terör estirmeye başladı. Ama olayın bir darbe olduğunun bilincindeki halkın tepkisi giderek büyüdü ve 100 bin kişi ertesi gün Başkanlık Sarayı’nın kapısına dayandı. Chavez yanlısı subaylar sarayı kuşatırken, daha koltuklarına yeni oturan yetkililer apar topar binadan kaçtı. Ertesi sabah Chavez, alkışlar arasında saraya geri döndükten sonra istifa etmediğini ve Orchila Adası’na kaçırıldığını ilan etti. Bu başarısız darbe girişimiyle daha da güçlenen Chavez, darbecileri desteklemekle suçladığı ABD’ye karşı tavrını sertleştirdi. Darbe yönetimini destekleyen eski ABD Başkanı George W. Bush’u ‘eşek’ ve ‘şeytan’ gibi isimlerle anmaya başladı.
Bugüne kadar muhalefetin kendisini çeşitli yollarla iktidardan indirme girişimlerine karşı koymayı başaran Chavez geçen perşembe Caracas’ta düzenlediği son mitingde toplanan kalabalığa erkenden sandığa gidip sosyalizme oy verme çağrısı yaptı. Marksist ya da yakın dostu olan Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro gibi komünist değil, inançlı bir Hıristiyan. Ama kendi deyimiyle tıpkı İsa gibi sosyalizme inanıyor. Hugo Chavez özgün kişiliğiyle dünyada sosyalizm tartışmalarında son yılların fenomeni oldu. Bugünkü seçimleri de kazanmayı başarırsa ününü daha uzun süre koruyacağa benziyor.