Halep'in tüccarı, Şam'ın işadamı

Halep'in tüccarı, Şam'ın işadamı
Halep'in tüccarı, Şam'ın işadamı

Şam da ticaretin kalbi Hamidiye Çarşısı nda atıyor. Fotoğraf: Fehİm Taştekİn

Haber: HEDİYE LEVENT / Arşivi

ŞAM- “Bunlar var ya, bu Şamlılar ticaretten anlamaz, onlar işadamıdır. Sırtlarını yönetime dayarlar, hepsi takım-kravat salon beyefendisi.”
“Peki siz nesiniz?”
“Biz tüccarız. İşçiyle birlikte üretir, (Şamlıları) bunlara satarız.”
“İşadamı ile tüccarın farkı ne?”
“Biz Halepliyiz, onlar Şamlı. Biz tüccarız, onlar işadamı. Bir benim ellerime bak, bir de şunun (bir Şamlı işadamı gösteriyor), hiç övündüğü fabrikalarına girmiş hal var mı?”
Bu ifadeler Suriye’de isyan çıkmadan önce bir işadamları toplantısından aklımda kalanlar. İki kentin ticaret erbabını buluşturan programlar en çok keyif aldığım toplantılardı. Bir tarafta toplantı gündemi, diğer tarafta Şam-Halep çekişmesi.
Şamlılar Haleplilere ‘tüccar, şark kurnazı, taşralı’ derdi. Türkiye -Suriye ilişkilerinin büyük aşkla devam ettiği günlerde Şamlılardan sık sık, “Halepli tüccarlar tutmuş yolu, Türkiye’den gelenler bizim ticaret anlayışımızı Haleplilerden ibaret zannediyor” serzenişi duyuluyordu.
Şam çevresi Haleplileri küçümserdi. Halepliler ise Şamlı işadamlarını ‘ticarete siyaset bulaştırmakla ve kibirli olmakla” suçlardı. 

Biri politik öteki tedbirli
Sadece iş çevresiyle sınırlı bir rekabet değil. Ülkede savaş görüntüleri ekranları işgal etmeden önce günlük hayatta da Şamlılar ‘modern olduklarından’ dem vurup, Haleplileri ‘taşralı’ diye anardı. Haleplilere göre ise Şamlılar ‘çıktığı yumurtayı beğenmeyen kişilerdi.
Sonunda ben de emin oldum; Şamlı işadamı, Halep tüccar; Şam politik, Halep tedbirli ve temkinli; Şam İspanya borsasındaki ani düşüşten Rusya- ABD çekişmesine kadar birçok faktörü gözeterek adım atmak zorunda, Halep şahsına münhasır bir yapı oluşturmuş ve nispeten bağımsız. Şam’da ortaklık, işbirliği önemli, Halep’te esnaf dayanışması kadar aile ve aşiret yapısı kutsal değerler sayılır.
Günübirlik çekişme iç savaş haliyle birlikte rafa kaldırıldı. Birbirini ‘taşralı-kibirli’ diye suçlayan taraflar, birbirlerine ‘sağlam dur’ demeye başladı. Şam rejimin sırtını dayadığı işadamı, siyasetçisi ve halkla birlikte en büyük kitle oldu. Halep, ülkenin ikinci büyük kenti ama ticaretin kalbiydi, üstelik hem Şam hem Halep nüfusunun önemli bir kısmı Sünnilerden oluşuyor.
Şam, rejimden, yönetimi sarsacak büyüklükte kopmadı. Halep ise ayaklanmayarak yönetimin isyana 1.6 yıl dayanmasını sağlamış oldu. 

‘Halep nasıl ayaklanır?
Halep’in önde gelen tüccar ailelerinden birisinin üyesine, “Halep’te önemli bir Türkmen ve Kürt nüfus var. Halep niye ayaklanmadı? Rejimden çok mu memnunsunuz?” diye sormuştum. “Bu çarşılarda hergün kaç milyon dolar el değiştiriyor, biliyor musunuz? Burhan Galyun gelse, bu çarşılarda kaybolur. Halep 2 şekilde ayaklanır; ya bu çarşılarda kaybolmayacak biri gelir ya da Halepliler çarşıları kaybetmek üzeredir” demişti. Başından itibaren sessiz kalarak Esad yönetiminin elini güçlendiren Halep, muhalefetin de yoğunlaştığı kent oldu. Bir taraf ‘daha ayaklanmadı’ diye dikkatle takip ederken diğer taraf ‘ayaklansın’ diye yoğun çaba gösteriyordu.
Bütün çağrılara rağmen sessiz kalan Halep, diğer kentlerdeki gösterilerde tehditvari sloganlarla anılıyor. Halepli işadamlarına yönelik kaçırma, tehdit, sabotaj gibi eylemler de devam ediyor.
Ve nihayet 16 ayın ardından Halep yönetim ve muhalefetle birlikte dünya gündeminin de önemli başlıkları arasına girdi. Yönetimin ve muhaliflerin yoğun yığınak yaptığı Halep ayaklanmanın seyrini değiştirecek kent oldu. Beşşar Esad “Halkımızın kaderini belirleyecek savaşla karşı karşıyayız” derken Halep’i kastediyordu. Halep’i kim alırsa savaşın galibi olacak. Muhalifler alırsa Libya’daki Bingazi benzeri bir kurtarılmış bölge, ülkenin içlerine uzanacak bir koridor açmış olacak. Yönetim Halep’i elinde tutabilirse birleşememe, vizyonsuzluk, programısızlık, işlenen suçlar, Kaide ile işbirliği gibi nedenlerle yıpranan muhalifler ağır darbe alacak. ‘Savaşların anası Halep’te yaşanıyor’ ama Haleplilerden henüz ses yok.