Halep'ten kaçış

Halep'ten kaçış
Halep'ten kaçış
Halep'te muhaliflerin mevzilerine hava bombardımanı sürüyor. Araç bulan insanlar kaçmanın derdinde. Muhalifler kendilerini büyük sokak savaşına hazırlıyor.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

Halep’teki 4. günüm. Çatışma seslerinde nispeten azalma var. Ortalık sessiz. Herkesin ortak fikri; ‘fırtına öncesi sessizlik.’ Öyle de oldu. Ordu hedef alanını genişletti. Bombaların biri çok yakınımıza düştü. Kentten çıkmak için araç arıyorduk. 3. günü planladığımız çıkışı araç ve yakıt yokluğundan yapamadık. Önceki gün bir araç bulmayı başardık. Türkiye ’ye hareket saatini 16.00 gibi belirledik. Çatışmalar Salahattin Mahallesi’nde yoğunlaşıyor. Semtin yakınından dahi geçilemiyor. Kurşunların nereden geldiği belli olmuyor. 

Koldaki kurşun önemsiz
Sabah keskin nişancılar tarafından 3 kişi vuruldu. Şifa Hastanesi’nde olduklarını öğrendik. Hastanede birkaç sağlık görevlisi 2 de doktor var. Her yer kan içinde. Acilde iki kişiye müdahale ediliyor, biri göğsünden ve kolundan vurulmuş. Doktor göğsündeki kurşun yerine parmağını sokuyor, nasıl bir yara olduğunu anlamaya çalışıyor. Koluyla ilgilenmiyordu bile. Yan taraftaki yaralının ise kurşunlar boynuna ve koluna isabet etmiş, yarı baygın yatıyor. Sıradaki yaralı ise salonda bekliyor. Kafası ve omzundan yaralı. Yakını olmadığını söyleyen başındaki erkek akan kanı durdurmaya çalışıyor. Hastanenin koşulları çok kötü. Doktorun bir ışığı dahi yok. Kafasına taktığı madenci ışığı ile yarayı görmeye çalışıyor. Dikebildiği yaraları dikiyor, dikemediğini sarıyor. İlk müdahaleyi yaptıktan sonra Türkiye’ye sevk ediyor.
Özgür Suriye Ordusu, okulları karargâh olarak kullanıyor. ‘Fatih Sultan Mehmet Ordusu’ adını verdikleri birlikte 2 Türk gazeteci kalıyoruz. Hastanenin ardından Türkiye dönmek üzere okulda beklemeye başladık. Salahattin’de gece başlayan bombardımanın ardından çıkan yangını görüntülemek için çatıya çıktık. Keskin nişancı korkusundan siper alarak fotoğraf çekiyoruz. Halep hilal şeklinde ikiye bölünmüş durumda. Doğusu muhalifler, batısı ise rejimin elinde. Kaldığımız okul da hilalin tam ortasında. 4 km uzağımızdaki ve hilalin güney ucundaki Salahattin’i çatıdan görmek mümkün. Sürekli tepesinde helikopter ve jetler uçuyor.
Ordu, Halep’in etrafını çevirmiş durumda. Muhalifler de her an harekât beklentisi içinde. Ancak muhalifler savaşı asıl cadde çatışmalarında kazanacağına inanıyor. Zira ellerinde ağır silahlar yok. Beklenen bombardıman önceki gün saat 12.30 sularında başladı. 

Herkes panik içinde kaçıştı
İlk hedef muhaliflerin merkez karargâhıydı. Okula isabet etmeyen bombalar civara düştü. Jetleri ve bıraktığı bombaları ara sokaklardan görüyorduk. Okuldan dışarı çıktık. Evlerin altına saklandık. Halk da panik içinde bulabildiği araçla uzaklaşıyordu. Kimi çocuğunu kolundan tutmuş bir tarafa koşarken, kimi de birkaç parça eşyasını alarak hızla bölgeden uzaklaşıyordu. Bir jet bomba atmaya başladığında yaklaşık 10 sorti yapıyor. Vuracağı hedefe 90 derece açıyla iniyor, bombayı bıraktıktan sonra hızla yükseliyor. Ardından diğer jet geliyor.Aracımız 16.00’dan 2 saat önce geldi. Yolların kapanacağından endişe ederek acele kenti terk etmemiz gerektiğini söyledi. Geride kalanlarla vedalaşıp Halep’ten ayrıldık. Yolda gelirken bombanın düştüğü sivil yerleri gördük. Yanmış arabalarla doluydu ortalık. Ancak fotoğraf makinemizi elimize dahi alamadık. Muhaliflere yakın şoförümüz bizi uyardı: “Bu tarz bombalar atıldığında bölgeye ilk Şebbihalar (Esad’a bağlı paralı çalışan sivil milisler) gidiyor, panik ortamından yararlanarak muhaliflerin arasına karışıyordu.”
Halep’i terk ettikten 2 saat sonra kaldığımız okulun da bombalandığını öğrendik. Bomba okula isabet etmemiş ancak 15-20 metre uzağındaki bir sokağa gelmiş, 3 sivil hayatını kaybetmiş. Önceki günkü bombardımanda 60 sivil ölmüştü. Bombardımanın ne kadar süreceği belirsiz. Birkaç gün öncesine kadar yalnız belli noktaları hedef alan bombalar artık kentin her tarafına atılmaya başladı. Böyle devam ederse Halep’in Humus’tan farklı olmayacağı kaçınılmaz bir gerçek.