Hem Sarkozy'ye hem Kaddafi'ye patlamış

Hem Sarkozy'ye hem Kaddafi'ye patlamış
Hem Sarkozy'ye hem Kaddafi'ye patlamış

C cilia: Özel hayatında çok sakin olan Sarkozy daha sonra son derece baskın bir kimlik edindi.

Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandıktan sonra boşandığı eski eşi Cécilia Attias, haftaya yayımlanacak ’Bir Gerçeklik İhtiyacı’ adlı kitabıyla sırlarını anlattı. Fransız basınına yansıyan notlara göre Attias, Sarkozy’den boşanma gerekçesini ‘kocasının kendisini unutması’ olarak gösterirken Libya ’nın linç edilen lideri Muammer Kaddafi’yi de Bulgar hemşireleri kurtarmak için gittiği Trablus’ta bir odaya kapatıldığı için azarladığını anlatıyor. Attias, Sarkozy ile boşandıktan sonra pek çok arkadaşının ‘sağlıklı ve güçlü’ Sarkozy ile evlenebilmek için ‘sıraya girdiğini’ ve hatta bazılarının kocalarından boşanmaya bile niyetlendiğini söylüyor. Attias’a göre Sarkozy cumhurbaşkanlığı boyunca ‘dinamik bir kişilikten tedirgin bir kişiliğe’ doğru evrildi.”

Kaddafi’nin sığınağında...

Attias ayrıca Temmuz 2007’de Libya’da çocuklara iğne yaparken AIDS bulaştırdıkları suçlamasıyla idam cezasına çarptırılan 5 Bulgar hemşire ile bir Filistinli doktor için arabulucu olmuştu. Ancak Attias ziyaretten hiç memnun kalmamış: “Cep telefonu sinyalinin bloke edildiği bir arabada tek başıma Trablus’un dışında karanlık bir yeraltı sığınağına götürüldüm. Kapı arkamdan çarpılarak kapandı ve kilitlendi. Sonra Kaddafi geldi. 2. sınıf bir filmdeki 2. sınıf aktörlere benziyordu. Daha konuşamadan ona ‘Bana nasıl davranıldığından haberdar mısınız? Ayrıca yakınımda da durmayın’ diye bağırdım. “Bana bir şey olursa, uluslararası topluma cevap vermek zorunda kalacağını söyledim. Kaddafi, benimle daha erkenden görüşmediği için kaçamaklı özürler diledi. Hâkimiyeti ele geçirdiğimi hissettim. Şaşırdığı aşikârdı. Hemşirelerin bırakılmasını engelleyen Kaddafi değil hükümet ve oğlu Seyfülislam’dı. Bana ‘Eşini Trablus’a davet etmek istiyorum’ dedi. Hemşireleri bırakmazsa asla olmayacağını söyledim. Sinirli bir halde ‘Tamam, onları sana vereceğim. Şimdi mutlu musun’ diye sordu.”