Hindistan'ın çalınmış hayatları

Hindistan'ın çalınmış hayatları
Hindistan'ın çalınmış hayatları
Cenin cinayetlerinin nüfus dengesini bozduğu Hin-distan'ın kuzey bölgeleri kız çocuğu ticaretinin merkezi. Yılda 100 bin kız kaçırılıp zorla evlendiriliyor.
Haber: ÖZGE BABACAN - ozge.babacan@radikal.com.tr / Arşivi

Bir kadın öğrenciye toplu tecavüzle sarsılan Hindistan’da yetkililere sesini duyurmakta kararlı halk arasında kadının toplumdaki yerini sorgulayıcı tartışmalar giderek büyüyor. Kadın-erkek nüfus farkı ile sosyal gerçeklikler toplumda kadın sorununun kökenine inilmesi gerektiğinin bir göstergesi. Zira kız çocuklarının henüz dünyaya gelmeden canına kıyıldığı bir toplumdan bahsediyoruz. Canını kurtaran on binlercesi de ya dünyaya geldikleri hastanede ya da daha çocukken çalınarak tecavüze uğruyor, fuhuşa zorlanıyor, ev köleliğine ve kendisinden büyük erkeklerle evlenmeye mecbur bırakılıyor.

‘Cenin cinayeti’ kâbusu 1.2 milyar nüfusla dünyanın 2. en büyük ülkesi Hindistan’da 7 yaş altı kız ve erkek çocuk farkının 7 milyon olduğu belirtiliyor. ‘Kadın sorununun’ yıllardır halı altına süpürüldüğü ülkede kız çocuklarının dünyaya gelmeden öldürülmesi ultrason teknolojisinin gelişmesiyle yaygınlaşmış. Devlet, kız çocuklarının ceninken öldürülmesini önlemek için 1994’te cinsiyet belirlemeyi yasaklayan Hamilelik ve Doğum Öncesi Teşhis Teknikleri Yasası’nı (PPDT) çıkarmış. 2003’te revize edilen bu yasa ne yazık ki uygulanmıyor. Bebeğinin cinsiyetini öğrenmek isteyenler yasadışı yöntemlere başvurarak sağlıksız şartlarda cinsiyet belirleme testi yapıp kürtajla kız çocuklarının canına kıyıyor. Hatta ‘merdivenaltı’ cinsiyet teşhisi 244 milyon dolarlık bir sektör.
İlk bakışta rakamlar arasında derin bir uçurum olmasa da kız ve erkek çocuklarının nüfusunda gelinen nokta özellikle bazı eyaletlerde endişe verici. Pencab’daki kadın nüfusu, 1991’den 2001’e kadar yüzde 80’lik bir düşüş göstererek en kötü bölge olarak kayıtlara geçmiş. Haryana, Delhi, Gujarat ve Himaçal Pradeş’te bu oran yüzde 50 olarak belirtiliyor. Ülke genelinde 1991-2001 yıllarında 0-6 yaş arası her 1000 erkek çocuğuna karşılık 927 kız çocuğu bulunuyor.
Hint toplumunda erkek çocuk, soyadının devamı görülürken kız çocuk çeyiz ve mülkiyet paylaşımı anlamına geliyor. Kadının ‘namusunu’ korumak da bir Hindistanlının erkek çocuk dünyaya getirmesi için en önemli nedenlerden biri. Bu yüzden dişi cenin cinayeti oldukça yaygın. Aile içinde anneler kuşkusuz bu konuyla ilgili karar mekanizmasında yer almıyor. Babaanneler, babalar ve amcalar kız bebek cinayetinde başrol oynuyor. Konuyla ilgili PPDT haricinde bir devlet politikası da söz konusu değil. Başbakan Manmohan Singh 2011’deki bir konuşmasında cenin cinayetini ‘ulusal utanç’ olarak tanımlayıp kız bebeklerin kurtarılması için mücadele çağrısı yapmakla yetiniyor.

İstatistik bile yok Ataerkil toplum yapısına sahip olan ülkede şansı yaver gidip dünyaya gelebilen kız çocukları ise özellikle 10-17 yaşlarında kaçırılıyor ve satılıyor. Çoğunlukla işçi sınıfı ailelerden gelen bu kız çocukları net olarak istatistiklere dahi geç(iril)memiş. Ülkede 25-50 milyon kadının kaybolduğu tahmin ediliyor. 2011’de yüzde 43’lük artışla 35 bin çocuk kaçırma vakası kaydedilmiş. Kaçırılma olaylarının yarısından çoğunun polise bildirilmediği biliniyor. Tahminler kaçırılan kız çocuklarının yılda 100 bini bulduğu yönünde.
BBC’den Natalia Antelava’nın haberde, Batı Bengal eyaletinin başkenti Kalküta’da kız çocuğu ticareti yapan bir kişinin yılda 150-200 arasında çocuk satarak her birinden 1000 dolar kazandığı belirtiliyor.

Rüşvetçi polis göz yumuyor
Ülkede polisin tecavüze göz yummanın yanı sıra rüşvet alarak olayların üstünü kapadığı da ifade ediliyor. Sosyal Araştırmalar Merkezi Başkanı Ranjana Kumari’ye göre, işçi sınıfından gelen ailelerin çocuklarını evde yalnız bırakmaları büyük korku sebebi. Kaçırılan kızların birçoğundan bir daha haber dahi alınamıyor. Geriye daha çok gözü yaşlı anneler kalıyor.