İhvan yeraltına kayarsa...

İhvan yeraltına kayarsa...
İhvan yeraltına kayarsa...
Rabia el Adaviyye'de önceki akşam düzenlenen gösteri sanırım İhvan'ın bugüne kadarki en büyük eylemdi. Adaviyye'deki kitle daha homojendi. Buna karşı Tahrir daha mozaik
Haber: FEHİM TAŞTEKİN / Arşivi

KAHİRE - İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) darbe mağduru. Direnmekte haklı. Ne var ki kullandığı dil ve İhvan’la ilintili grupların Sina’da silahları konuşturması karşı cephede “İhvan halka savaş açtı” diye tevil ediliyor. Mısır darbe tarihinde farklı bir sayfa açtı ve ‘darbe-devrim’ ikilemi daha çok tartışılmaya mahkum. En iyisi namazda gözü olmasa da Mübarek’e karşı camide buluşup Tahrir’e yürüyen ve sonrasında eski rejimin adamı Ahmed Şefik kazanmasın diye Muhammed Mursi’ye oy veren, bunu da cansiperane savunan Amr Şalakani’nin kapısını çalmak. Amr, Kahire Amerikan Üniversitesi öğretim üyesi, 2011’de Radikal’e gönderdiği mektuplardan hatırlarsınız.

Mısır'da en az 30 ölü var


İHVAN’IN BAŞARISI

Mısır’ın 2.5 yıllık türbülansın ardından geldiği yerin yarattığı travmanın özeti Amr. Diyor ki; “Dün Tahrir’de insanlar diktatöre karşıydı, rejimin yargısına karşıydı, Yüksek Askeri Konsey’e karşıydı, rejimin baskısına ortak olan polise karşıydı, yalan söyleyen devlet medyasına karşıydı. Şimdi bakın Tahrir’e, insanlar mutlu, ‘Polis halk elele’ diyorlar, askere sevgi gösterisinde bulunuyorlar. Ben nasıl ‘Polis ile halk el ele’ diyebilirim. Bunlar benim düşmanımdı. Bir yıl sonra insanlara orduyu sevdirmeyi başaran İhvan oldu! Aynı yere geri döndük. Benim gibi birçok insan Şefik’e karşı Mursi’ye oy verdi, eğer sözlerini tutmazsa onu da uzaklaştırırız diye düşündük. Bir şans verdik. Ama hiçbir şey değişmedi, İhvan reformları gerçekleştirmedi. Ordu aynı, polis aynı, yargı aynı, devlet medyası aynı. İhvan da Mübarek rejimindeki aygıtları aynen kendisi için kullandı. Mübarek’in savcısı kovuldu, yerine atanan da Mursi’ye çalıştı, şimdi eskisi geri geldi. Devlet televizyonu ordu ‘dur’ deyinceye kadar İhvan için çalıştı. Sistem olduğu gibi devam etti. Mübarek döneminin aygıtlarıyla yönetiliyoruz. Ekonomik sorunlar daha da arttı... Mursi, Mübarek’le aynı tarzda konuşuyordu. Bir farkla Mübarek yavaş ve öz konuşurdu, Mursi hızlı ve saatlerce! Mübarek’te en azından devlet adamı havası vardı, halkta daha fazla saygı uyandırıyordu.”
Amr bunun bir darbe olduğunu kabul ediyor ve ekliyor: “Bundan sonrası için de endişeliyim ama biz yolumuza devam edeceğiz.”

Bir darbe ne zaman darbe değildir!



‘TÜRK MODELİ BİTTİ’

Katar, Tahrir’de ‘nefret’ edilen figür olarak göze batarken İhvan’a destek çıkan Türkiye ’nin ateş hattına girmemiş olması dikkat çekici. Halbuki Mısırlılar Mübarek’ten sonra kendileri hakkında tartışılırken en fazla Türk modelini duydu. Belki Erdoğan’ın tepkilerinden henüz habersiz olduklarındandır... İhvan üzerinden Türkiye’nin model olarak sunulduğu günleri hatırlattığımda Amr’ın yanıtı şu oldu: “Türkiye modeli bitti, tamamen bitti.” Ona göre de İhvan’la birlikte kaybedenler Katar ve Hamas oldu.
Amr, General Abdulfettah Sisi’nin alkışlandığı Tahrir’deki cümbüşe dair de “Kutlamalar için bir neden var; korkunç bir cumhurbaşkanına sahiptik ve uzaklaştırıldı. Ve ülke bölünmedi, çoğunluk Mursi’ye karşı, bu açık” diyor. “Fakat onlar da gösteri yapmak için milyonlarca destekçiye sahip olduklarını söylüyor” diyerek yaptığım itirazı reddediyor: “Hayır öyle bir desteğe sahip değiller. Bakın bütün tabanını Rabia el Adaviyye’ye topladılar, diğer kentlerden insarları uçaklarla taşıdılar. Hepsi bu.”

Mısır ordusunun ekonomik imparatorluğu


YERALTINA İNME RİSKİ

Benim gözlemim de şu: Rabia el Adaviyye’de önceki akşam düzenlenen gösteri sanırım İhvan’ın bugüne kadarki en büyük eylemdi. Adaviyye’deki kitle daha homojendi. Buna karşı Tahrir daha mozaik.

Amr da İhvan’ın yanlış bir yönelimle tekrar yer altına kaymasından korkuyor. İhvan’ın başarısız olan Mursi’de takılıp kalmayıp yeni biriyle parti olarak yoluna devam etmesi ve sonraki seçime hazırlanması gerektiğini söylüyor. Rabia el Adaviyye’de bir hattatın yere oturup kartona “Sisi anayasayı iptal edince mezarlarımızı Rabia el Adaviyye’ye kazdık” diye nakşetmesinde olduğu gibi mitinglerde öne çıkan şehadet vurgusunun İhvan’ın siyasi yönelimini nasıl etkileceği konusunda endişeler var. Silahlar çok uzakta değil. Eski bir İhvan üyesinin bana dediği şu: “El Adaviyye’de evinde silah bulunduran çok sayıda insan var, yakinen biliyorum. Bunlar İhvan üyesi değil ama bu darbeyi Müslümanlara karşı yapılmış sayıyorlar.” Bu da endişelenmek için yeterince kafi. Darbe sürecinde kanalları kapatılan bazı Selefi grupların da baskıların devam etemsi halinde İhvan’la güçbirliğine gitmesi muhtemel. Gidişatın daha da çığrından çıkmasına karşı tek teselli İhvan’ın pazarlığa açık bir örgüt olması!

Darbe, silahlı ekonomiye yine pelerin oldu



EZHER-KİLİSE ORTAKLIĞI

İhvan’ın mağduriyet psikolojisiyle İslamcı kesimler arasında toplumsal desteğini toparlayabileceği düşünülüyor. Ancak beri tarafta gerek kurumlarda gerek Mübarek sonrası İhvan’ı merkez olmaya zorlayan toplumun diğer katmanlarında bu örgütü dışlama ve liderlerini şeytanileştirme eğilimi ciddi boyutlarda.
Mesela önceki gün Tahrir’in sıradışı konukları vardı. İhvan yönetimine karşı ordunun yanında yer alan Kilise ile El Ezher, meydanda birlikte boy gösterdi. Arkalarındaki posterde şu üçlü vardı: Kipti Papazı, El Ezher Şeyhi ve General Sisi. Üçlü görüntü Sisi’nin darbeyi deklare ettiği sırada da vardı.
Kiliseyi temsil eden papaza sordum:
- Neden buradasınız?
- Bir olduğumuzu göstermek, halka desteğimizi ifade etmek için buraya geldik. Bizim Müslümanlarla sorunumuz yok.
- Sizi Mursi’ye açıkça bu kadar cephe almaya iten ne?
- Daha önce İhvan-ı Müslimin’in sorunu devletleydi, şimdi ise halkla. İhvan toplumu böldü.
- Peki neden benzer tepkiyi Mübarek’e göstermiyordunuz?
- Her şey değişiyor biz de sesimizin duyulmasını istiyoruz.
El Ezher temsilcisi de “Birlikteliğimizi ve bütünlüğümüzü göstermek için buraya geldik” mesajı verdi. El Ezher’in eskiden de İhvan’la sorunları vardı. İhvan da El Ezher’i her zaman devletin dinini temsil etmekle suçladı.

Kilise ile El Ezher Tahrir'de el ele



AİLELER BÖLÜNDÜ

İhvan’la birlikte yaşanan bölünmeler uzunca süre etkisini gösterebilir. Bu bölünmüşlüğü şahsında temsil edenlerden biri de Mısır Ekonomik ve Sosyal Haklar Merkezi’nden Muhammed Adil. İhvan için çalışmış biri. Şimdilerde 6 Nisan Hareketi’nin öncülerinden: “Ailem İhvancı. Ancak yarısı Mursi’yi desteklerken yarısı karşı çıkar hale geldi. Ben de Mursi’ye oy verdim. 30 Haziran’da isyan edenlerin çoğu Mursi’ye oy verdi.”
Adil’i en fazla kızdıran şeylerden biri de kabine üyesi Yahya Ahmed “Allah’ım bunlara karşı bize yardım et” diyerek muhalefeti din düşmanları gibi göstermesi olmuş. Adil, bir İhvan sözcüsünün bana söylediği “6 Nisan Hareketi bölündü, darbeye karşı çıkanlar bize katıldı” sözü için de şunu söylüyor: “Yalan. İstihbarata açlıştıkları için attığımız üç kişiyi kullanıyorlar.” Adil muhalefetin, Mursi’nin işbirliği önerisini reddettiği, bakanlardan sadece üçte birinin İhvan’dan olduğu yönündeki tespitlere de katılmıyor: “Mursi muhalefetini karşı çıktığı Başbakan Hişam Kandil ve bakanlara sahip çıktı, anayasa taslağında istenilen değişiklikleri reddetti. İhvancı olmayan bakanlar da İslamcıydı.” Mübarek’le gidenlerin askerin gölgesinde tekrar gücü ele geçirmesi riski Adil için de endişe kaynağı. 6 Nisan Hareketi’nin bünyesine eski rejim destekçilerini almadığını ama Temerrüd hareketinin buna açık olduğunu, daha önemlisi meydanların hiçbir hareketin tekelinde olmadığını söylüyor. Sonuç olarak muhalefet Mursi’den kurtuldu ama ülkenin ‘İhvan’ diye bir sorunu oldu. Muhalefet bundan sonra hem İhvan’ın hakları için hem de Mübarek’le gidenlerin tekrar dönme hamleleri karşısında sınav verecek. Zor sınav.

Fehim Taştekin yazdı. "Sabah el hayr General Sisi"