İşkenceciler tanıdık çıktı

İşkenceciler tanıdık çıktı
İşkenceciler tanıdık çıktı
Pentagon'un, Orta Amerika'daki Kirli Savaş'ın aktörü Steele ile Coffman'ı Irak'taki gizli işkencehanelerin kurulmasında kullandığı ortaya çıktı.

ABD Savunma Bakanlığı ve CIA’in, Irak’ta Sünni direnişi kırmak için kurduğu gizli işkence merkezleri ile ilgili çarpıcı bilgiler ortaya çıktı. Pentagon, 1980’lerde Orta Amerika ülkeleri El Salvador ve Nikaragua’daki ‘Kirli Savaş’ta’ önemli ‘tecrübeler edinen’ eski askerleri, 2003’teki işgalin ardından Irak’ta ‘yerli’ işkence merkezleri kurmak için kullanmış. Guardian ile BBC Arapça’nın ‘WikiLeaks köstebeği’ Amerikalı er Bradley Manning’in sızdırdığı belgelere dayanarak yaptığı ortak araştırmaya göre Pentagon, ‘Irak’taki paramiliter grupları örgütlemesi’ amacıyla özel kuvvetlerden emekli Albay James Steele ve Albay James Coffman’dan ‘yardım’ aldı. El Salvador ve Nikaragua’da paramiliter gruplara ‘danışmanlık’ yapan Steele, dönemin Savunma Bakanı Donald Rumsfeld tarafından görevlendirildi. Steele Rumsfeld’e, Coffman da o dönem Irak’taki güçlerinin komutanı David Petraeus’a doğrudan rapor veriyordu. Coffman, Stars and Stripes dergisine verdiği röportajda “Petraeus’un gözü ve kulağıyım” demişti. Araştırmaya göre ‘Şiilerin güvenlik güçlerine katılmasına ilişkin yasağın kalkmasının ardından Steele, Irak İçişleri Bakanlığı’na bağlı ‘Özel Polis Komandosu’nun (ÖPK) kurulmasına öncülük etti. Birimin üyeleri, Şii Bedir Tugayları’ndan seçildi. 2003-2005 arasında Irak’ta kalan Steele, ABD’ye dönüşte enerji alanına girdi. Coffman da 2004-2006’da yeni orduyu eğitmek için Irak’taydı.

Kütüphanede işkence

Steele ve Coffman ile çalışan Iraklı General Muntazır el Samari olup bitenleri şöyle aktardı: “Steele ve Coffman birlikteydi. Sorgu merkezlerinde en az 40-50 defa onlarla karşılaştım. Her türlü işkenceden, en korkunç işkencelerden haberleri vardı. Her sorgulama merkezinin bir de sorgulama komitesi vardı. Bir istihbarat subayı ve 8 sorgu elemanının bulunduğu komite, tutsakların itirafta bulunmasını sağlamak için her türlü yöntemi kullanırdı. Elektrik verme ve ayaktan asma rutindi. Konuşmamakta direnenlerin tırnakları çekilirdi, cinsel bölgelerinden darp edilirlerdi. Samara’daki bir kütüphane, işkence merkezine dönüştürülmüştü. 14 yaşında bir çocuk gördüm. Kolundan baş aşağı sarkıtılmıştı. Kablolarla dövülmekten vücudu morluk içindeydi.” New York Times muhabir Peter Maass ile fotoğrafçı Gilles Peress de, Steele ile ‘aynı kütüphanede’ görüştüklerini anlattı. Peress, “Kütüphanenin bir odasındaydık. Her tarafta kan izleri vardı” derken, Maass da şunları anlattı: “Birden ‘Allah, Allah’ diye bir çığlık duyduk. Ancak dua etmiyordu. Acı ve korkuyla bağırıyordu.”
Dönemin ÖPK Komutanı General Adnan Sabit de “Ne yaptıysam hepsinden ABD’liler haberdardı. Olan her şeyi biliyorlardı. Hatta bazı esirlerle ilgili istihbarat onlardan geliyordu. Haberimiz yoktu diyerek yalan söylüyorlar... Petraeus’un çevirmeni Sadi Osman beni aradı. Petraeus’tan mesaj ileteceğini belirtip ‘mahkûmların işkence gördükten sonraki görüntülerini televizyonda yayımlamayın’ dedi. 20 dakika sonra İçişleri’nden ‘Petreaus işkence mağdurlarını ekranda görmek istemiyor’ mesajını iletti” diye konuştu. Şimdi New York’ta yaşayan Osman, görüşmeyi doğrulayıp ekledi: “Petraeus işkenceyi onaylamıyordu.”
Bu haberlerin ardından Coff-man yorum yapmazken Steele işkenceye karışmadığını savundu. CIA Başkanlığı’ndan istifaya eden Petraeus‘un ofisi şu açıklamayı geçti: “Petraeus Irak güçlerinin tutuklulara işkence iddialarından haberdar olmuş ama komuta zincirine bildirmiştir.”