İstihbarat hedefte

İstihbarat hedefte
İstihbarat hedefte
Britanya istihbaratı birçok soruşturmada adları geçen Londra zanlılarının 'saldırı planlamadığı' sonucuna varması nedeniyle eleştiri topluyor.

Orduda trampetçi olarak görev yapan 25 yaşındaki Lee Rigby’nin başkent Londra’da sokak ortasında öldürülmesinin şokunu yaşayan Britanya’da, basın ikinci saldırganın adının Michael Oluwatobi Adebowale olduğunu yazarken, gündeme ‘saldırı önlenebilir miydi’ sorusu oturdu. Önceki gün adı belli olan Nijerya kökenli Britanya vatandaşı 28 yaşındaki Michael Mücahid Adebolajo ile suç ortağı Nijerya doğumlu Britanya vatandaşı 22 yaşındaki Adebowale’nin önceden soruşturulmuş olması güvenlik birimlerini eleştirilerin hedefine yerleştirdi.
İkilinin iç istihbarat MI5 tarafından bilindiği yetkililerce doğrulanırken, birçok soruşturmada Adebolajo ve Adebowale’nin adlarının geçtiği ancak tehdit oluşturmadıkları ve saldırı planlamadıkları sonucuna varıldığı belirtildi. “Güvenlik ihmali mi var” tartışması üzerine Başbakan David Cameron eleştirileri yatıştırmak için meclis soruşturma komisyonu kurulmasına karar verdi. Hükümet yetkilileri de güvenlik güçlerini savundu. Toplumlararası ilişkilerden sorumlu bakan Eric Pickles, “Vekiller güvenlik güçlerinin elindeki bilgilere ilişkin geniş kapsamlı soruşturma yapacak. Ancak uzmanlar da özgür bir toplumda herkesi kontrol altında tutmanın ne kadar zor olduğundan söz ediyor” dedi. Dış istihbarat MI6’in anti-terör şubesi eski başkanı Richard Barrett da benzer bir uzman görüşü dile getirdi: ‘MI5 saldırganları 8 yıldır bilse de, bu tür saldırıları önceden saptamanız zordur. İkili, muhtemelen, ülke dışı bağlantıları ya da Britanya içinde geniş ağları olmayan küçük gruplardan geliyor. Bu durumda, istihbarat ajanslarının dikkatini de, ancak bu kadar çekerler. Radikal fikirlere sahip biri ne zaman şiddet eylemine geçer, bunu öngörmek fazlasıyla zordur.”

‘İki kişi gözaltında’ iddiası

Bu arada polis dün Londra’nın Greenwich semtinde ve Lincolnshire’da saldırganların kaldığı düşünülen iki eve baskın düzenledi. Görgü tanıkları Londra’da 3 kadın ile bir erkeğin karakola götürüldüğünü ve polisin evlerden torbalarca delil topladığını anlattı. Basın, 29 yaşındaki bir kadın ve bir erkeğin ‘cinayeti planlama şüphesiyle gözaltına alındığını’ iddia etti.
Komşuları ise Adebowale’nin çetelerle bağlantılı olduğunu anlattı. Bir komşusu “Yaklaşık bir sene önce, bir cinayet davasında tanıklık yaptığı sırada dairesini bir süre terk etti. Döndüğünde Müslüman olmuştu. Eskisine kıyasla daha mesafeliydi” dedi. Adebowale’yi 11 yaşından beri tanıdığını söyleyen bir arkadaşı da şunları anlattı: “Annesi şartlı tahliye memuruydu. 19 yaşında üniversiteyken İslam’ı seçti. Camiye gidip gelirdi, çok normal biriydi, o yüzden büyük şoktayız.” Basın ayrıca, Adebowale’nin kendisi gibi sonradan Müslüman olan kız arkadaşıyla Londra’nın güneybatısında aşırılık yanlısı broşürler dağıttığını da iddia etti. Gazeteler, Adebolajo’nun da eski kız arkadaşını buldu. Bir kuaförde çalışan Justine Ridgen, Adebolajo ile Müslüman olmadan önce 1 yıl ilişki yaşadığını anlatıp “Gerçekten dost canlısı ve kibardı. Böyle bir şey yapacağına dair hiçbir işaret yoktu” dedi. Öte yandan Rigby’nin ailesi de dün basın toplantısı yaparken, eşi Rebecca gözyaşlarına boğuldu. Rebecca, eşinin Afganistan’da da görev almasına atfen şunları söyledi: “Afganistan’da tehlikede olduğunu biliyorsunuz. Ancak Britanya’da güvende olduğunu düşünüyorsunuz. Kendi kapınızın önünde bu tip bir saldırı sonucu ölmesini beklemiyorsunuz. Bu çok zor. Ancak eşi olduğum için gururluyum. 2 yaşındaki oğlumuz Jack ve ben onu çok özleyeceğiz.”

Son yemeği Türk kebapçıda

Bu arada Rigby’nin de ölmeden 2 saat önce bir Türk kebapçısında yemek yediği ortaya çıktı. Kebapçıda çalışan Türkler, “3 yıldır tanırdık, çok severdik. Ölümü bizi çok üzdü” dedi. 

Londra zanlılarına örgütten destek

Londra’daki satırlı saldırının faillerinden Michael Mücahid Adebolaja’yı tanıyan 2. din adamı Ömer Bekri Muhammed de konuştu. Adebolaja’yı ‘radikalleştirmekle’ suçlanan El Mühacirin’un lideri Muhammed, “Onların öfkesini anlayabiliyorum. Yaptıkları İslam’ın bazı yorumlarında kabul edilebilir, çünkü sivilleri hedef almadılar” dedi. Muhammed, İslam dünyasının bunu askeri bir başarı olarak görmesi gerektiğini iddia etti. 2005’te sınır dışı edilen ve Lübnan’a yerleşen Muhammed, 2003’te Müslüman olan Adebolaja’yı 10 yıldır tanıdığını söyledi: “Sessiz ve utangaçtı. Irak ve Afganistan’da olanlar onu çok etkilemişti. ‘Şiddet hangi durumlarda meşru olur?’ gibi bir sürü soru sorardı.” Adebolaja’nın Allah’ın istediğini yaptığını savunan Muhammed, “Britanya onu kınıyor, ama buradaki Müslümanlar onunla gurur duyuyor” ifadelerini kullandı. El Mühacirin’un yerine kurulan Islam4UK’in lideri Anjem Choudary, zanlının iki yıl öncesine kadar örgütün her etkinliğine katıldığını ve Woolwich’da örgüte ait bildirileri dağıttığını söyledi. Chaudry, “Bizimle aynı ideolojik frekanstaydı” diye konuştu. 

Medya isyan etti

Sun gazetesi, saldırganları öven Choudary’ye ‘çıbanın başı’ deyip hapse atılmasını istedi. Telegraph “öldürmesine neden izin verildi?” diye sorarken Daily Mail ‘Kahraman babaya ihanet’ diyerek iki saldırganı da bilmesine rağmen takibe almayan MI5 ve polisi suçladı. Telegraph “Teröristler savaş istedi. Tiksiniyoruz” diyerek yasaların daha sıkılaştırılacağını öne sürdü. Times da askeri tesislerde önlemlerinin arttırıldığını yazdı.