İsyandaki keşişlerin dünyası

İsyandaki keşişlerin dünyası
İsyandaki keşişlerin dünyası
Asırlardır vergiden muaf biçimde, kadınlardan uzak, özerk bir bölgede yaşayan Aynoroz keşişleri, kendilerinden vergi talep eden hükümete başkaldırdı.
Haber: ESRA HAS / Arşivi

Ekonomik darboğazdan geçen ve kemer sıkma politikalarıyla halkı isyana sürükleyen Yunanistan’da sonunda keşişler de hükümete başkaldırdı. Hükümetin ekonomik reformlar kapsamında vergi tahsilatını toplumun tüm kesimlerine genişletme çabasına karşılık, Aynoroz’un özel statüsünü öne sürerek, Kutsal Dağ Athos’taki ve bölge dışındaki mal varlıkları için vergi ödemeyi reddeden keşişler,
hükümete orta yol bulmak için 14 Mayıs’a kadar süre tanıdı. Hükümet diyaloğa yanaşmazsa keşişler, devletle ilişkilerini kesme ve durumla ilgili tüm Ortodoks ülkelere şikâyette bulunma tehditleri savurdu.

Kim bu Aynoroz keşişleri? 
Peki kim bu Aynoroz keşişleri? Bu meydan okuma gücünü nereden alıyorlar? Kime sorsam, “Eskiden Şehir Tiyatroları’nda meşhur bir oyun vardı ‘Aynoroz Kadısı’ diye” cevabını aldığım Aynoroz, Yunanistan’ın güneydoğusundaki Halkidiki Yarımadası’nda, Kutsal Dağ Athos’un eteklerinde kurulu 17 Yunan, bir Rus, bir Sırp ve bir Bulgar manastırından oluşan özerk bir bölge. ‘Keşişler Diyarı’ olarak anılan Aynoroz’un resmi adı Aynoroz Özerk Keşişsel Devleti. Bizans, Osmanlı ve Yunan dönemlerinde
asırlarca özerkliğini koruyan, Karyes merkezli yarımadada Koine Yunancası, Romence, Slavca, Rusça, Sırpça, Gürcüce ve Bulgarca konuşuluyor ve yaklaşık 2500 keşiş yaşıyor. Yarımada, İstanbul ’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı olup ruhani lideri de İstanbul Patriği I. Bartholomeos. Bölge, 20 manastırı temsil eden 20 kişi ve küçük bir meclisle yönetiliyor. ‘Bakire Meryem’in Bahçesi’ olarak da anılan Athos Kutsal Dağı, UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde.

Yunan mitolojisindeki hikâyesi ise şöyle: Athos adlı bir dev, Tanrılarla Devler arasındaki savaşta Poseidon’a dev bir kaya fırlatmaya yeltenmiş, fakat kaya parmaklarının arasından kayıp gidince denize düşmüş ve bugünkü Athos Kutsal Dağı’nı oluşturmuş. Athos’a dair tarihi belgelerin sayısı az olsa da keşişlerin burada 4. yüzyıldan beri yaşadığı biliniyor. İlk olarak Hıristiyanların ve paganların yaşam sürdüğü bölgeye, 7. yüzyılda Mısır’ın Müslümanlarca fethinden sonra Ortodoks keşişler yerleşmiş. Bölgedeki ilk manastırlar Bizans döneminde inşa edilirken, 15. yüzyılda Osmanlı egemenliğine giren Athoslu keşişler, padişahlarla ilişkilerini her daim sıcak tutmuş. Öte yandan Rus çarları ve Moldova, Eflak ve Sırbistan prensleri de manastırlara büyük bağışlarda bulunmuş. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı’nın bu toprakları kaybetmesi üzerine de bölge, Yunanistan hâkimiyetine girmiş.

Aynoroz’u bizzat ziyaret eden Zülfü Livaneli (Vatan gazetesi, 26/01/2003), yerin yedi kat altında, kayanın içine oyulmuş ve yüz bin değerli kitabın özel sistemle korunduğu bir kütüphaneden bahseder. Buradaki kutsal emanetler bölümünde eski ikonalar, el yazısı İncillerin yanı sıra Osmanlı padişahlarının fermanlarından ‘Hazreti Ömer’in Kudüs’teki Ortodokslara verdiği imtiyaz’a kadar belgeler varmış. En önemlilerinden biri de Fatih Sultan Mehmet’in Aynaroz’un özerkliğini 500 yıl koruyan fermanıymış.

Skandal skandal üstüne 
Fakat bu ruhani ve bir o kadar da gizemli bölge, çoğu zaman skandallarla gündeme geliyor. Örneğin, 2008’de arsa spekülasyonlarıyla zimmetine 1 milyar euro geçirdiği gerekçesiyle Kostas Karamanlis hükümetinin üç bakanının istifasına yol açan Rum Başkeşiş Efrem’in, Aynoroz’daki Vatopedi Manastırı’na ait değeri düşük arazileri çok yüksek fiyattan devlete satıp karşılığında devlete ait değerli toprakları çok düşük fiyattan satın aldığı ortaya çıkmıştı. Bazı siyasiler, din adamları ve Rusya Kilisesi, olayı ‘Ortodoksluğa büyük darbe’ olarak değerlendirirken, Yunan kamuoyu da Efrem’e dini kişiliğinden ötürü ayrıcalık tanınmasına tepki göstermişti. Efrem, bu tepki karşısında polise teslim olmuştu.

Ayronoz’un gündeme geldiği bir diğer olay, 2005’te I. Bartholomeos’a isyan ederek Aynaroz’daki Esfigmenu Manastırı’nı işgal altında tutan keşişlere karşı papazların başlattığı tahliye operasyonuydu. Zira Fener Rum Patrikhanesi’nin Katolik Vatikan’la ilişkileri düzeltmek için diyalog kurması, aşırı fanatik Esfigmenu’nun muhalefetiyle karşılaşmıştı.

Tartışmalı günler kapıda Bu tür olaylar ruhani bölgenin saygınlığını zedeleyedursun, Kostas Karamanlis hükümeti döneminde keşişlerle siyasiler arasında gizli bağlantılar kurulduğu, bazı keşişlerin eşcinsel ilişkiye girdiği ve hatta uyuşturucu kullandığı ‘dedikodu’ları da uzun süre dillerden düşmedi. Kathimerini gazetesi Atina temsilcisi Nikolas Stelyas ise ‘hem siyasi hem de ekonomik yönden özel konuma sahip Aynoroz’un ve genel olarak Kilise’nin statüsünün de ülkede yaşanan toplumsal bunalım sonucunda gözden geçirileceği’ görüşünde. Görünen o ki tarihin belli dönemlerinde iniş çıkışlar yaşayan, fakat yüzyıllardır sakin bir yaşam süren Aynoroz’u tartışmalı günler bekliyor.

Dişi sineğin bile giremediği Aynoroz, kadınların markajında 
Aynoroz, dünyada kadınların ve hatta dişi hayvanların bile giremediği yegâne bölge. Hal böyle olunca bölge, Avrupalı kadın parlamenterlerin ve kadın derneklerinin de tepkisinin odağında yer alıyor.

1045’ten beri kadınların bölgeye girişi yasak. Fakat 2008’de 500 erkek ve 10 kadından oluşan bir grup, Halkidiki Yarımadası’nda 82 bin dönümlük ormanlık arazinin Vatopedi Manastırı’na tahsis edilmesini protesto amacıyla sınırları ihlal etmişti. Yasağı 20 dakikalığına delen kadın göstericiler, “Manastırlar devlet malına saygı göstermiyor. Biz niye Aynoroz yasağına uyalım?” demişti.

Aynoroz’un statüsü, günümüzde AB ve Avrupa Parlamentosu’nda da (AP) tartışılıyor. Sözgelimi AP sosyalist grubunun Hollandalı kadın milletvekili J. Svibel’in, AB ülkelerinde temel insan haklarının durumuyla ilgili raporunun kabul edilmesi, Aynoroz’da hiç de hoş karşılanmamıştı. Zira raporda Aynoroz’a kadınların giriş yasağının, AB vatandaşlarının serbest dolaşım hakkını ve kadın-erkek eşitliğini ihlal ettiği belirtiliyordu.

Bir başka örnek ise Aynaroz’daki bir manastırda, kadın kaçak göçmenlerin yakalanmasıydı. Bir gece keşişler, Moldovalı dört kadınla bir erkeği manastırda saklanmış halde bulup polise haber vermişti. Çanakkale’den Yunanistan’a geçmek için Ukraynalı iki kaçakçıya 6300 dolar verip polise yakalanmamak için manastıra saklanan Moldovalılar, “Keşişlerden özür dileriz, ama buranın kadınların giremediği bölge olduğunu bilmiyorduk” demişti. Göçmenler daha sonra affedildilmiş ve yarımadadan gönderilmişti.

Yasağı delene 1 yıl hapis 
Öte yandan kadınların erkek kılığında Aynoroz’a girdiği rivayetleri de yıllardır bitmek bilmez. Dişi hayvanın bile içeri sokulmadığı ve hatta öldürüldüğü rivayet edilir. Osmanlı devrinde de bağımsız olan Aynaroz’daki kadın yasağı, bugünkü Yunan anayasasında da mevcut. Uymayanlar ise bir yıla dek hapis cezası alıyor. 

Keşişler, 1-3 kişilik ‘hücre’lerde yaşıyor 
Aynoroz’un keşişleri, surlarla çevrili manastırlarda ‘hücre’ denilen 1-3 kişilik evlerde yaşıyor. Bazı ‘hücre’ler çiftlik evlerine benzerken, bazılarında da Bizans mimarisinin izlerine rastlanıyor. Güne duayla başlayan keşişler, tarım, balıkçılık, ahşap oymacılığı, ikon heykeltraşlığı ya da ressamlığı, terzilik, vb. meslekleri icra ediyor. Dış dünyadan izole biçimde yaşayan keşişler, kendi iç dünyalarına yönelme fırsatı buluyor. 

Aynoroz’un manastırları AB üyeliğiyle yenilenmiş 
Yunanistan’ın AB’ye girmesiyle birlikte Aynoroz da özel bir statüyle AB üyesi yapılmış. Avrupa Parlamentosu da buradaki manastırları Avrupa kültür mirasının bir parçası olarak kabul ederek kültür, çevre ve turizm fonlarından Aynoroz’un da yararlanmasına karar vermiş. Yunan hükümetinin de kısmi katkısıyla (% 15) yıkılmaya yüz tutmuş onlarca manastır restore edilmeye başlanmış. Manastırlardan açık görüşlü olanlar Avrupa’dan gelen milyonlarca dolarlık yardıma ‘evet’ deyip yenilenirken, tutucu manastırlar yardımı reddetmiş.