'Kızıl rahip' Don Andrea Gallo'dan veda

'Kızıl rahip' Don Andrea Gallo'dan veda
'Kızıl rahip' Don Andrea Gallo'dan veda
Her ayinini partizan marşları ile bitiren, alternatif bir kiliseyi, içinde Marksist felsefeyi barındıran evrensel bir dini savunan "komünist rahip" Don Andrea Gallo 22 Mayıs'ta 84 yaşında Cenova'da yaşama veda etti.

Cenova limanında 1970’lerde kurucusu olduğu ve Benedikten rahiplerin devam ettiği merkezde yaşamın kıyısına itilen uyuşturucu bağımlıları, eşcinseller, transseksüeller, işsizler, yoksullar, Romanlar ve göçmenlerle iletişim kuran, “sokakların rahibi” diye anılmaktan hoşlanan Don Andrea Gallo, uzun bir süredir kanserle mücadele ediyordu.
Gallo, San Benedetto kilisesinde düzenlediği ayinleri, “Bella Ciao” ile noktalıyordu.

Sol gazetesinden Aslı Kayabal'ın haberine göre Katolik cemaat içinde devrimci ve militan kimliğinin öne çıkmasından rahatsızlık duyanlar olsa da, yaşamı boyunca komünist partilere oy verdiğini söylemekten kaçınmayan Don Gallo’nun siyasi ve sosyal sorunların dile getirildiği forumları çağrıştıran ayinlerini kalabalık bir kitle izliyordu. 
Don Gallo, “İmamlar, papazlar ve hahamlar Tanrı’nın adına konuşmaktan vazgeçsin!” diyordu ve Katolik kilisesini dünyanın ilk devrimcisi diye nitelediği İsa’nın öğretisinden uzaklaşmak, Vatikan’ı da Suudi Arabistan’la birlikte sayılı monarşilerden biri olmakla eleştirmişti.
Geçen çarşamba günü durumu aniden ciddileşen Don Gallo’nun yoksullar ile toplumun kıyısına itilenleri konuk ettiği merkezde vefat ettiği belirtildi. Gallo’nun naaşının cumartesi gününe kadar ziyaret edilebileceği, cenaze töreninin ise büyük olasılıkla cumartesi günü düzenleneceği açıklandı. 

 

 



DON ANDREA'DAN NOTLAR

Don Andrea Gallo’nun yazdığı, karikatürist Vauro Semesi’nin vinyetleriyle destek verdiği “Come un cane in chiesa” başlıklı kitaptan notlar:

* Kilise, Katolik, Hıristiyan özetle evrensel olduğunu ifade ediyorsa “yoksul bir kilise” olmalı.
* Her birimiz yaptığımız seçimlerin sorumluluğunu taşımalıyız. Bu yönde biyolojik miras, yasa ilan edilmeli.
* Kilise yaşamın sonu konusunda zıt düşünceler içinde. Doğaya, hayatın doğal şekilde sonlanmasına saygı gösterilmesi gerektiğini savunuyor. Doğa belki de Tanrı’nın elinde değil? O halde yaşamın doğal akışına saygı duyalım.
* San Benedetto topluluğu yıllardır transseksüellerin yardım çığlığını dinliyor. Transseksüeller kendilerini sıra dışı ya da farklı görmüyor, farklılık bizim kafamızda.
* Bu yıl öznesi translar olan bir takvim gerçekleştirdik. Her ayı gerçekte düşlediği, ama fahişelik yapmak zorunda kaldığı için düşünü gerçekleştiremeyen transları hayallerindeki mesleklerde tanıtıyor.
* Biz Hristiyanlardan savaş değil barış operatörü olmaları buyruldu.
* Silahlardan söz edildiğinde Kilise “hayır” demekle yükümlü olsa da ne yapıyor? Küçük kiliselerin papazlarını başka askeri birliklere destek vermeleri için gönderiyor.
* Kilise kadınları ikincil işleri yapmaya mahkûm ediyor; Kiliselerin temizliği, sekreterlik vs. Niçin Kilise bugün hala kadınlardan korkuyor? Ben kadınlara bir çekiç alıp kiliseye gitmelerini ve bu demir parmaklığı kırmalarını söylüyorum.
* Kilise Suudi Arabistan gibi dünyanın sayılı monarşilerinden biridir.
* Komünist ve ateist arkadaşlarım İsa’nın tarihin en büyük devrimcilerinden biri olduğunu söylüyor.
* Perşembe akşamları bize katılmak isteyen yoksullarla birlikte yiyoruz akşam yemeğini. Kapımız herkese açık. Bu yüzden bana “yoldaş” diye sesleniyorlar. Özellikle kilise çevrelerinde “yoldaş” diye çağrılmamdan rahatsız olanlar var.
* Parmesan peynirine karşı zaafım var.
* Kadınlarla konuşmak, tartışmak, dünyayı nasıl tanımladıklarını onlardan dinlemek hoşuma gidiyor.
* İsa devrimci bir dayanışma modeli öneriyor. İsa’nın toplum modelinde erkek, kadın bütün vatandaşlar merkezde ve söz sahibi.
* Hümanist Marksizm ve Hıristiyan dini bir noktada buluşabilmeli.
* Kilise bugün var olan son monarşilerden biri ancak beni kaygılandıran herkesin üzerinde çok ağır ahlaki bir güç uyguluyor.
* İsa’nın öğretilerinden uzaklaşan Kilise kendi dogmasını yarattı.
* Kilise yoksullardan yana yoksul bir Kilise olmadıkça İncil’in gösterdiği yoldan uzaklaşacak.
* Berlusconi’nin değerleri para, iktidar, sosyal prestij, narsizim, tüketim ve sonsuz gençlik gibi kavramları idolleştirdi. 
* Engizisyon döneminde Kilise’nin gözünde kadın, Şeytan’dı.
* Dinin “halkların afyonu” olmasını istemiyorsak din kitleleri uyuşturmamalı. Bence din “halkaların ginseng”i olmalı. İnsanları sosyal ve kültürel açıdan kalkınabilmek için çalışmaya ve dua etmeye teşvik etmeli.
* İtalya’da kürtaj konusunda bir yasa yok. Biz her zaman hamile kalan genç kızların yanındayız. “Gebeliğini sonlandırmaya mı karar verdin. Biz seninleyiz. Karar verecek olan sensin. Ben Tanrı adına senin yerine karar veremem” diyoruz.
* Katolik Kilisesi yapay döllenme, kürtaj, biyolojik miras, ötenazi gibi hassas konuların yasalaştırılmasını adamlarını politikaya sürerek engelledi. Birkaç yıl önce İtalya’da yapay döllenme konusunda bir referandum yapıldı. Kilise neredeyse bir Haçlı seferi düzenledi. Paralar akıtarak referandumu engellemeye çalıştı.