Kum ile Persepolis arasındaki İran

Kum ile Persepolis arasındaki İran
Kum ile Persepolis arasındaki İran

Hafız Şirazi nin türbesinde ziyaretçiler şairin Divan ını okuyor, dilek tutuyor.

Kum Şiiliği, bağrında Persepolis'i taşıyan Şiraz Pers kültürünü besliyor. İran'ı İran yapan bu iki kültürün bileşkesi. Hafız da herkesin şairi.
Haber: FEHİM TAŞTEKİN - fehim.tastekin@radikal.com.tr / Arşivi

Havadan kıpkızıl bir görüntü veren tuz gölü ve “Bu çölde kim yaşar” dedirten çöl üzerinde süzüldükten sonra indiğimiz yer en az 2600 yıllık bir medeniyetin kalbi olan Şiraz. İran’ın kimliğini şekillendiren zıt kültürleri besleyen kentlerden biri. Diğeri ise Kum. ‘Ayağa kalk, diren’ anlamına gelen Kum adına uygun olarak dinsel duruşu temsil ediyor. Şiraz ise Persliğin merkezi. Şehir merkezinin 50 km ötesinde üzüm bağları ve buğday tarlalarını geçtikten sonra dağın eteğine yaslanmış Persepolis, her İranlının ruh dünyasındaki kodları ele veriyor. 

İlk insan hakları belgesi
1979 devrimi sonrası mollaların İran’ı putperest geçmişin belli formlarına meydan okusa da her şeyi yadsımıyor, aksine kadim tarihin verdiği gurura yaslanıyor. Bugünkü İran dış politikasına yansıyan özgüvende de bu gururun payı büyük. Bölgenin girişindeki tanıtım merkezinde bir video kaydındaki adam, MÖ.6. yüzyılda kurulmuş Pers İmparatorluğu’nun başkentini şiir tadında anlatıyor. Sanki Kral Daryus konuşuyor. İlk darbeyi İskender’den alan ve İranlıların Taht-ı Cemşid dediği saray artık virane. 20 metrelik 100 sütunlu saraydan geriye birkaç sütun, boğa ve hayvan kabartmalı başlıklar, parçalanmış sütunlar kalmış. Toprak altında kaldığı için dünkü gibi ayakta kalmayı başarmış 10 bin kişilik tören salonu Apadama’nın duvarlarındaki kabartmalar Perslerin eriştiği gücü anlatıyor. Nevruz kutlamalarında Hindistan’dan Afrika’ya 23 bölgeden gelmiş heyetlerin krala sadakatlerini sunarken resmedilmiş kabartmalar bunlar. Yazılı kayıtlara göre ilk insan hakları bildirgesini Pers Kralı Büyük Kuroş M.Ö. 539’da Babil’i fethinden sonra yayımlamış. Bildirgenin orijinali Londra’da Britanya Müzesi’nde. Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad bildiriyi İran’da sergilemek için bazı mollaları kızdıracak kadar para harcamış. Bildirinin replikaları ise Şiraz’ın hediyelik eşya dükkânlarında satılıyor. 

Hafız kabrinde bir parande
Tabii Şiraz’ın şairleri Persepolis imgesinin önüne geçmiş. Hafız ve Sadi, İran’ın tüm katmanları ve renklerinin buluştuğu iki dev isim. Selvi ağaçlarıyla dolu büyük bir bahçe içerisinde Hafız’ın sade ve mütevazı türbesinin ziyaretçileri eksik olmuyor. Kimi mezar taşına dokunarak Fatiha okuyor, kimi taşı öpüp dilek tutuyor, kimi başında oturup şairden dizeler okuyor. Edebiyatın toplumsallaşmasında İran zirvede. Mühendis Rıza, İngiliz dili edebiyatı mezunu eşi Sernaz ile birlikte mezarın başında Hafız’ı terennüm edenlerden. Genç çift okunmaktan parçalanmaya yüz tutmuş Hafız’ın Divanı’yla her ay buraya ziyarete geldiğini anlatıyor. Rıza “Neredeyse tüm İranlıların evinde Kuran’ın yanı sıra üç kitap bulunur: Hafız’ın Divan’ı, Sadi’nin Bostan Gülistan’ı ve Firdevsi’nin Şehnamesi.” Mezar başında meditasyon yapan Süheyla Şakaryan ise Bam’dan. “Hafız’ın kabrinde kendimi parande (kuş) gibi hissediyorum” diyor.
Türbe kentin dindar yüzünü yansıtsa da Şirazlılar ağırlıklı olarak Pers kültüründen yana muhafazakâr. En yaygın geleneklerden biri de fal bakmak. Hem Hafız’ın kitabı hem Kuran fal okumak için kullanılıyor. 

Hamaney’e fal baktırdılar
Dost meclisinde önce karpuz yeniliyor ardından falcı Divan’dan açtığı bir sayfadan ‘geleceği’ okuyor. Hatta bir seferinde dini lider Ali Hamaney’e de fal baktırılmış. Akşamları parklara akan, loş ışık altındaki mekânlara aşklarını taşıyan Şirazlıların aktığı bir başka yer İmam Rıza’nın kardeşi Şah Çerağ’ın (Ahmet ibn-i Musa) türbesi gece saat 12’yi tıklarken hala müminleriyle doluydu. Ayna işlemeli türbeye girenler önce mezarın gümüşten parmaklıklarına dokunup mekanın sahibini selamlıyor. Namaz sonrası veda dokunuşunun ardından insanlar geri geri giderek türbeyi terk ediyor.

Aşkın mekanları

Selvi ağaçlarıyla dolu Dervezai Kuran’da suyun tepeden düştüğü yer gençleri buluşturuyor.
Yer altı sularının hayat verdiği Şiraz cebren yeşillendirilmiş bir kent. İranlıların kentlerine olan sevgi ve bağlılıklarını burada da görmek mümkün. Bölge üzüm, nar ve küçük limonlarıyla meşhur. Her ne kadar Hafız’ın şiirlerinin büyüsüne kapılıp üzüm bağları arayanları hayal kırıklığına uğratsa da İrem Bahçesi gezmeye değer. Biri Kürt, diğeri Azeri ve ötekisi Fars asıllı üç genç, “Hafız’ın sözünü ettiği şarapları soruyorsanız kentin güneyine gidin” diyor. Devlet gayrimüslimlere şarap üretse de kendi şarabını yapan hane çok. Kentte en önemli uğrak yerlerinden biri de Dervezai Kuran (Kuran Kapısı). Sevgililer Şehrin girişindeki vadinin yamacında kurulu park ve yürüme mekanlarında buluşuyor, gündüzün sıcağından bunalan aileler çoluk çocuk buralarda güne noktayı koyuyor.

Kum ilim ve ekmek demek



Çölün ortasındaki kentte ticari hayatın ana kaynağı da türbeyi ziyaret eden Şii hacılar.

Pers kültürünün beşiği Şiraz’ın ardından Kum bambaşka bir dünya olarak karşımızda. Kum İran’ın Şii kimliğini hem teorik hem uygulamalı olarak besleyen bir kent. İmam Kazım’ın kızı ve İmam Rıza’nın kardeşi Fatıma-i Masume’nin mezarı etrafında gelişen ve bugün 100 bin insanın eğitim aldığı bir havza. Hicaz’dan çıkıp İran topraklarına gelen ve Kum yakınlarında hastalanıp 17 gün sonra 28 yaşında vefat eden Fatıma’nın mezarı Kum’u bugün 1.2 milyonluk kente dönüştürdü. Çöl ortasındaki kentin yegâne yaşam kaynağı bu türbe. Fotoğraf çekiminin özel izinle mümkün olduğu türbenin dış ilişkiler sorumlusu Hüccetülislam Casım Muhammed ile konuşuyoruz. Anlattığına göre 100 bin talebeden 30 bini kadın. 100 ülkeden 10 bin yabancı öğrenci var. Tefsir, fıkıh ve hadis gibi İslami ilimlerin yanı sıra tarih, felsefe, mantık, hukuk ve ekonomi dersleri de veriliyor. Çok boyutlu bir eğitimin ardından talebeler hüccetülislam, ardından içtihat yetkisine sahip ‘ayetullah’ ve ilmihal yazma yetkinliğini haiz ‘ayetullah uzma’ unvanını alıyor.
Sinema ve mekanik dahil farklı alanlarda normal üniversitelerde doktora yapan ayetullahlar da var. 

Kum-Necef rekabeti
İslami eğitimin yanında beşeri ilimlerden birinde uzmanlaşma teşvik ediliyor. Şii dünyasında ayetullah uzma sayısı 60’ı buluyor. Şii inancı Ehl-i Beyt’in türbelerini ziyaret edenlere cennet vaat ediyor ve yılda 10-15 milyon insan Kum’a akıyor.
Şiiliğin bir diğer önemli eğitim havzası Irak’ın Necef kentinde. Oradaki taklit merci Ayetullah Uzma Ali Sistani. Ruhullah Humeyni’nin velayet-i fakih müessesesini geliştirmesiyle Kum havzası siyaseten de mutlak üstünlüğe erişti. Velayet-i fakih Mehdi gelmeden tüm rejimleri gayrimeşru gören Şiilerin gözünde İran İslam Cumhuriyeti’ni meşrulaştırmanın zekice formülasyonuydu. Bu açıdan Necef’le Kum arasında rekabet yaşandığı sır değil. Sistani’nin rakibi olarak görülen Ayetullah Uzma Hairi İran’da bir nevi sürgün yaşıyor. Kum daha politize olmuşken Necef özellikle Saddam Hüseyin döneminin ağır baskıları sonucu siyasetten beri olmayı yeğledi. Gerçi Necef Saddam sonrası Şiiler iktidara yürürken ılımlı çizgisini fazla örselemeden yeniden siyasallaştı. Kerbelalı Casım Muhammed, Necef ile Kum arasındaki ilişkiyi rekabetten ziyade anne-çocuk ilişkisine benzetiyor: “Asıl merkez Necef’tir. İmam Humeyni gibi siyasi nüfuz sahipleri Necef’ten yetişmiştir.
Necef’in nüfuzu Saddam döneminde azaldı. Ama hâlâ çok güçlü. Elbette siyasi açıdan Kum önde.” Necef’teki öğrenci sayısı Kum’dakinin 20’de biri kadar. Kum’u baskın yapan bir diğer faktör müfredattaki farklar. Kum’un aksine Necef’te beşeri ilimler okutulmuyor. Türbeyi çevreleyen caddelerde dükkanlar da dinsel turizmle ayakta duruyor.