Las Fallas: Fiestaların en ateşlisi

Las Fallas: Fiestaların en ateşlisi
Las Fallas: Fiestaların en ateşlisi
Mart ayı gelip çatınca Valencia meydanlarına kocaman heykeller dikilir. Ve bir gece yarısı tüm şehir ateşe verilir. Havada bir duman bulutu, saçlarınızda bir kül yığını ve burnunuzda bir is kokusuyla kalıverirsiniz yüz binlerce İspanyolla birlikte.
Haber: ESRA HAS / Arşivi

Yılın belli zamanlarında ana haber bültenlerinde sokaklara dökülmüş bir yığın çılgın İspanyol görürsünüz. Kimi kendini boğaların önüne atıp son sürat koşar, kimi de kamyonlar dolusu domatesin arasında salçaya döner. Akıllarda yer eden kareler bu kadarla sınırlıdır. Oysa İspanya’da bundan fazlası var. Yeryüzünde yılın on iki ayı katılacak bir yığın festival ya da karnaval bulabileceğiniz yegâne ülke , fokur fokur kaynayan bir kazan adeta...
Don Kişot’un ülkesinde âdettendir; bir öğrencinin duvarında iki program asılı durur: Biri ders programı, diğeri yıllık festival programı. Yıl boyu nerede ne var iyice takip edilir; biletler önceden hazır edilir; olay mahallinde başka bir öğrenci evi ya da ucuz yollu bir hostel bulunur; sonra tak çantanı sırtına, herkes fiesta yoluna... 

1 milyon euroluk ninot’lar 
Bizde “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” derler ya hani; İspanyollar da sanki bu sözü başka bir açıdan eyleme dökermişçesine, Valencia’yı ateşe vermeye hazırlanır yılın bu döneminde. 15-19 Mart arası yapılacak Las Fallas şenliği için aylar öncesinden hummalı bir çalışma başlar. Şehrin farklı semtlerinde gruplar oluşturulur. Yerel yönetim ya da şirketlerin sponsorluğunda semt sakinlerinin yaptığı ‘ninot’ denilen ahşaptan dev maketler, ana cadde ya da meydanlarda yerini alır. Ninot’lar genellikle siyasal ve sosyal mesajlar içerir. İspanya’da veya dünyada o yıla damgasını vuran olay ve kişiler, boyu 30 metreye varan, maliyeti ise 1 milyon euroya ulaşan ninot’larla hicvedilir. Her semt, çocuk ve yetişkin kategorisinde iki ninot’la katılır yarışmaya. Ve festivale start verilir...

Turia Nehri’nin iki yakası ışıl ışıl 
Bütün şehir, 15 Mart sabahı saat 08.00’de gürültü patırtı içinde uyanır. La Desperta (Uyanış) denilen etap, festival boyunca her sabah sokakları dolduran gençlerin patlattığı çatapatlar, maytaplar, kızkaçıranlar ve bandoların çaldığı trompetler eşliğinde şenliğin başlangıcını müjdeler. Festivalin ilk günü, şehrin dört bir yanına dikilecek 700’den fazla ninot’un yapım aşaması olan La Planta’nın tamamlanması şart.  Zira 15 Mart gecesi saat 24:00’te seçici kurul, Valencia’yı turlayıp ninot’ları değerlendirmeye alır. Beş gün boyunca şehre akın eden yüz binlerce insan görücüye çıkan ninot’ları incelerken, bir yandan da ‘churreria’ denilen büfelerde yapılan churro ve buñuelo tatlılarını yeme, şehrin göbeğindeki arenada boğa güreşlerini izleme ve festival boyunca açık olan Katedral, Sanat ve Bilim Müzesi, Seramik Müzesi gibi önemli mekânları ziyaret etme fırsatı bulur. Valencialılar ise adeta birer süs bebeği gibi görünür; her grupta görevli olan ‘fallero/a’lar rengârenk kıyafetleri içinde hem kendi ninot’larını sunar hem de ziyaretçilere şarap ve paella ikramında bulunur.
16 Mart akşamı seçici kurul, Belediye Sarayı’nın balkonundan halka seslenir. Kendi kategorilerinde birinci seçilen iki ninot, yakılmaktan paçayı kurtarıp Falla Müzesi’ne kaldırılmaya hak kazanır.
Ertesi gün Basilica de los Desamparados Katedrali’nin önünde L’Ofrena Floral (Çiçek Sunumu) denilen etap başlar. Fallero’lar, La Virgen (Bakire Meryem) heykeline tırmanarak, saatler süren bir süsleme işlemine girişir. Festival tüm curcunasıyla devam ederken 18 Mart gecesi, şehri ikiye bölen Turia Nehri’nin kenarında toplanan yüz binler, bir saat boyunca La Nit Del Foc (Ateş Gecesi) adlı unutulmaz bir havai fişek gösterisine tanık olur.

Bir kıvılcımla kül olan şehir 
Ve nihayet beklenen 19 Mart gecesi gelir çatar… Binbir emekle yapılan o güzelim heykellerin bir kıvılcımla ateşe verileceği La Crema (Yakma) safhası başlar. Önce 22.00’de çocukların ninot’ları yakılarak başlanır işe. Saat gece yarısını vurduğunda ise şehrin dört bir yanında aynı anda ateşe verilir devasa ninot’lar… En son ise Plaza del Ayuntamiento’da belediye tarafından yapılan ninot, gece 01:00’de yakılır.
Her grubun fallera kraliçesi, elindeki maytapla ninot’un başında biter. İtfaiyeciler ise bu gecenin esas oğlanlarıdır. Zira Valencia ve çevresindeki şehirlerden 300 bin itfaiyeci görev alır bu gecede. Ninot’u çevreleyen kalabalık, aldığı uyarılarla geniş bir çember oluşturur, ki kimsenin canı yanmasın. Ve ninot cayır cayır yanarken yüzlerde hissedilen o sıcaklığa, bir Türk duygusallığıyla verilen “Vah vah, tüh tüh, gitti caaanım heykelcikler” şeklinde bir tepki eşlik eder. İtfaiyecilerin alevler sıçramasın diye binalara püskürttüğü tazyikli su, tepenize yağan kül yağmuru ve beraberindeki is kokusuna karışır.
Aradan bir saat geçince, bir de bakmışsınız geriye bir yığın külden başka şey kalmamış. Tüm şehir sabaha kadar kutlamalara devam ederken, meydanlarda yığılan kül öbeklerinin arasından ninot’ların minik parçacıkları görünür. Ertesi gün Valencia dumanlı bir bahar sabahına ‘Merhaba’ derken, önceki gecenin ateşini hâlâ yüzünde hisseden öğrenciler ise tatlı bir yorgunluk ve uykulu gözlerle tren istasyonunun yolunu tutar ve bir sonraki fiestanın planlarını yapmaya başlar sessiz sedasız.

Marangozların azizi San Jose’nin anısına 
Rivayete göre ortaçağda başladığı düşünülen ve marangozların azizi San Jose’nin anısına kutlanan Las Fallas’ın hikâyesi ilginç: Bir zamanlar Valencia’da yaşayan ve çocuklara tahta oyuncaklar yapan marangoz San Jose’nin atölyesi, günün birinde içindeki oyuncaklarla birlikte bir yangında kül oluverir. Bunun üzerine Valencia’lılar, San Jose’yi her yıl mart ayında kocaman kuklalar yapıp onları meydanlarda yakarak anmaya başlar ve asırlar boyu süren gelenek bugünlere taşınır.