Latin solu soluksuz kaldı

Latin solu soluksuz kaldı
Latin solu soluksuz kaldı
Hugo Chavez, Latin Amerikalı devrimci kuşağın adı en çok anılan liderlerinden biri olarak tarihe geçti. 'Venezüella'nın kalbi' öldü ama miras bıraktığı 21. yüzyıl sosyalizmi için mücadele sürüyor.
Haber: MERVE ARKAN / Arşivi

Yıllarca darbelerin gölgesinde kalmış Venezüella’yı dünya solunun kalelerinden biri haline getiren Hugo Chavez, 14 yıllık iktidarında sadece ABD ’ye meydan okuması ya da ülkesinde öncülük ettiği dönüşümle değil, küfürbazlığı, bazen diplomasi kurallarını yerle bir eden açıklamaları, müziğe ve dansa düşkünlüğüyle ne kadar renkli bir lider olduğunu dosta düşmana gösterdi. Hem inançlı bir Hıristiyan, hem inatçı bir sosyalist olan Chavez, 2006’da eski ABD Başkanı George W. Bush’a “Ne tarihten ne de başka bir şeyden anlıyorsun. Cahilin tekisin. Tam bir eşeksin” demesi Bush karşıtlarını bir hayli eğlendirmişti. Geçen yılın başında Caracas’ı ziyaret eden İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’la düzenlediği basın toplantısında da “Şimdi burada atom bombası ve füze hazırlıyoruz. Hazırladığımız bombalar yoksulluğa ve açlığa karşıdır” diyerek İran’ın nükleer programını tehdit olarak görenlerle dalgasını geçmişti.

Herkesin Chavez’i farklı
Chavez deyince her kafadan ayrı bir ses çıkıyor: ABD yönetimi için ‘düşman’, Venezüellalı muhalifler için bir diktatör, en büyük destekçisi olan yoksullar için ‘halkın kalbi’. Chavez ilk defa geçen yıl haziranda Küba’dan halka hitap ederek kanser olduğunu açıklamış, “ Hayat karşıma şimdi de bu mücadeleyi çıkardı. Bir devrimcinin asla yapmaması gereken bir şeyi yapıp sağlığımı ihmal ettim” demişti. Yakın müttefiki olan Küba’da geçirdiği ameliyat sonrası muhaliflerin siyasi hayatına artık son vermesi yönündeki çağrıları tabii ki mücadeleci kişiliğiyle ünlü Chavez’i pek etkilemedi. Küba’daki açıklamasından beş gün sonra Venezüella’nın bağımsızlığının 200. yıldönümü törenlerinde birdenbire ortaya çıkması kendisinden haber bekleyen destekçileri arasında büyük coşku yarattı. Ekim 2011’de kanserden tamamen kurtulduğunu açıkladıktan 5 ay sonra Havana’da 3. defa ameliyat oldu.
Doğup büyüdüğü Barinas’daki bir Katolik festivalinde anne ve babasının elini tutup “Tanrım ne olur canımı alma. Daha Venezüella için yapacak çok şeyim var” diyerek kameralar önünde gözyaşı döktü.

Devrime devam!
2002’deki başarısız darbe girişimine rağmen solcu lideri iktidardan indirmeye kararlı muhaliflerin adayı Henrique Capriles, kampanyası boyunca sık sık koşarak ne kadar ‘genç ve sağlıklı’ olduğunu göstermeye çalıştıysa da Chavez ekimdeki seçimlerde büyük zafer kazandı. Hastalığına rağmen renkli kişiliğinden ödün vermeyen Chavez, seçimden hemen önce yağmur altında on binlerce Chávista’yla beraber dans edip şarkı söyleyerek muhalefete pes etmeyeceğini gösterdi. Seçim zaferi sonrası ise Başkanlık Sarayı Miraflores’den yaptığı konuşmada, elinde ‘ruhani babası’ olarak gördüğü bağımsızlık kahramanı Simon Bolivar’ın kılıcıyla “21. yüzyıl sosyalizmi yolunda yürümeye devam edeceğiz” dedi.
Milyonlarca yoksul Venezüellalı için Chavez’i bu kadar değerli kılan kuşkusuz onun içlerinden biri olmasıydı. Neoliberal politikalara isyanın 1998’de iktidara taşıdığı Chavez, yıllarca görmezden gelinmiş halk için yoksul mahallelerden çıkan bir kahramandı. Dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olan ülkede petrol tesislerini bir bir kamulaştıran, devlet kaynaklarını yoksullara yönelik sağlık ve eğitim programlarına harcayan, Latin Amerika’daki diğer solcu liderlerle ittifak kurarak ABD’ye meydan okuyan Chavez, kısa bir süre öncesine kadar her hafta devlet televizyonunda yayımlanan ‘Alo Başkan’ programıyla da canlı yayına bağlanan Venezüellalılarla sohbet ediyordu. Arayanların şikâyetlerini dinleyen Hugo Chavez, kameraların önünde bakanları azarlayıp halkın sorunlarıyla ilgilenmemekle suçlayacak kadar da ‘nevi şahsına münhasır’ bir liderdi. Venezüella bayrağının renklerini taşıyan eşofmanıyla sık sık halkın arasında boy gösteren Chavez, birçok ülkede alışılagelmiş takım elbiseli ve ciddi siyasetçilerden çok farklı bir lider profili çizdi. Örneğin geçen yıl yoksullar için inşa edilen sosyal konutları ziyaret etmiş, hiç üşenmeden tüm konut sahipleriyle tek tek konuşmuş, çocukları sevmiş, kadınlara iltifatlar yağdırmış, karşılarında devlet başkanını görmekten şaşkına dönmüş onlarca kişiyle saatlerce sohbet etmişti.
Chavez’in ardından Venezüella’ya miras bırakığı 21. yüzyıl sosyalizminin geleceği tartışılıyor. Geçen ay 4. ameliyatı için Havana’ya gitmeden önce halefi ilan ettiği yardımcısı Nicolas Maduro, her koşulda sosyalizm yolunda ilerleyeceklerini söyledi. Muhalefet ise yıllardır Chavez’le özdeşlemiş olan 21. yüzyıl sosyalizmine karşı sürdürdüğü savaşı daha da yükseltmeye kararlı. Latin Amerika’nın deli dolu liderinin ardından Chavistalar’ı büyük bir mücadele bekliyor.

Petrolün gücüyle halk desteği

Chavez sosyal projelerle desteğini perçinledi. Petrol fiyatlarındaki yükselişle eğitim, sağlık, konut edindirme projelerini kolayca hayata geçirdi. Yetişkinler için açılan kurslarla okuma yazma oranı yüzde 99’a yükseldi. İşsizlik yüzde 16’dan yüzde 6’ya geriledi. Yoksulluk oranı yüzde 28’den yüzde 5’e düştü. Çalışma saati haftalık 44 saatten 40 saate indirildi, çocuk ölümleri azaldı, eğitim ve sağlık ücretsiz hale getirildi, ‘konut edindirme misyonu’ sayesinde yüz binlerce kişi ev sahibi oldu. İç pazarı canlandırmak için yapılan sosyal yardımlar enflasyonu arttırdı. Venezüella yüzde 30’la Latin Amerika’nın en yüksek enflasyona sahip ülkesi. Petrol fiyatlarında düşüş sıkıntı yarattı. Ama 13 yılda 9 oylamadan sadece birini kaybetti. En güçlü rakibi Henrique Capriles Bolivarcı lidere ancak 10 puan yaklaşabildi.

Mücadele dolu yıllar

4 Şubat 1992
Hükümete darbe girişimi sonrası genç asker Chavez, 2 yıl hapse mahkûm oldu.
6 Aralık 1998
Seçimlerde oyların yüzde 56‘sını alarak devlet başkanlığı koltuğuna oturdu.
11 Nisan 2002
Chavez’e karşı grev sokak çatışmalarına dönüştü. Muhalif askerler Chavez’in istifa ettiğini açıkladı.
14 Nisan 2002
Chavez yanlısı on binlerce kişi saray önünde toplanırken Chavez destekçisi askerler de binayı kuşattı. Böylece ABD destekli darbe girişimi başarısız oldu.
2 Aralık 2007
Yeniden aday olmasının önünü açan anayasal değişikliklerin oylandığı referandumdan ‘hayır’ sonucu çıkması, Chavez için ciddi bir yenilgi oldu.
30 Haziran 2010
Kanser olduğunu ve geçirdiği ameliyatta pelvik bölgesindeki tümörün alındığını açıkladı.
7 Ekim 2012
Siyasi hayatının en zor seçimi olarak görülen seçimlerde üçüncü defa devlet başkanı seçildi.
5 Mart 2013
Yaşamını yitirdi.