Libi operasyonu bir şov mu?

Libi operasyonu bir şov mu?
Libi operasyonu bir şov mu?
ABD'nin ele geçirdiği Libi'nin 2010 ya da 2011'de Libya'ya döndüğü, hükümetin bunu BM'ye bildirdiği, Batılı ajanların da takip ettiği belirtildi.

ABD ’nin cumartesi günü Libya’nın başkenti Trablus’ta ele geçirdiği Kaide üyesi Enes el Libi’nin Akdeniz’de bir donanma gemisinde tutulduğu açıklanırken 15 yıldır aranmasına rağmen son 2 yıldır adresi belli olan bir kişinin neden daha önce yakalanmadığı kafa karıştırdı. Bir dönem yasal yolla Britanya’da barınan Libi’nin 2011’de isyan sırasında Libya’ya döndüğü, hükümetin bilgisi dahilinde bir adrese yerleştiği ve Batılı istihbarat servislerin takip ettiği bu durumun BM’ye de bildirildiği ortaya çıktı.
Ortaya çıkan bilgilere göre Libi, şahsi koruması olduğu Usame bin Ladin’le birlikte 1992’de Sudan’ın başkenti Hartum’a gitti. Kaddafi, Libya İslami Mücadele Grubu üyelerini barındırmaması için Sudan’a baskı yapınca Ladin, Libi ve diğerlerini para vererek dünyanın dört bir tarafına dağıttı. Libi önce Katar’a, ardından Britanya’ya giderek Manchester’a yerleşti. Bu sırada diğer bir Kaide üyesi ise Libi’yi 1993’te Kenya’nın başkenti Nairobi’de gördüğünü anlattı. Libi 1995’te Britanya’dan siyasi sığınma elde etti. Yüzünün sol tarafındaki yara izi alametifarikası haline gelen Libi, bilgisayar bilgisi ve eğitim kamplarındaki başarısıyla tanınıyordu. 1998’de ABD’nin Kenya ve Tanzanya’daki elçiliklerine düzenlenen saldırıya ilişkin iddianamede Ladin’in yardımcılarından bir olarak adı geçen Libi, 1999’da Britanya’da gözaltına alındı. Ancak saldırılarla bağı olduğuna ilişkin bir kanıt olmayınca bırakıldı. Libi’yi alma umuduyla Londra’ya giden FBI, Britanya polisini ‘büyük bir hata’ yaptıkları konusunda uyardı. Nitekim peşindeki izleme ekibini atlatan Libi kaçtı. Libi’nin evinde daha sonra örgüt üyelerine ‘saldırı düzenleme ve sorguya dayanma’ tekniklerinin anlatıldığı ‘Manchester Kılavuzu’ bulundu. Kitap , George W. Bush yönetimi tarafından Kaide şüphelilerine işkence edilmesine gerekçe olarak sunulmuştu. Kaçışın ardından ailesiyle Afganistan’a giden Libi, bir buçuk yıl sonra İran’a geçti. 2001’de ABD’nin işgalinden sonra Afganistan’dan kaçıp gelen Kaide üyelerini hapse atan İran Libi’yi de 7 yıl hapiste tuttu. 2002’de Libi’nin adı Britanya istihbaratının Kaddafi’ye suikast düzenlemeleri için para verdiği Kaideciler arasında geçti. Aile, Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’ın militanlar için açtığı rehabilitasyon programı kapsamında 2010’da Libya’ya dönerken Libi de 2011’de Kaddafi’nin linç edilmesiyle sonuçlanan isyana katılmak için onların yanına gitti. Ancak ailesi “Libi 2011’de döndü” dese de Libya hükümetinin Aralık 2010’da Libi’nin döndüğünü BM’ye bildirdiği, hatta açık adresini verdiği belirtildi. CNN, 2012’de Libi’nin Libya’da olduğu haberini yapmıştı. Batılı istihbarat ajanları Trablus’ta Libi’yi takip edip fotoğraflarını bile çekti. Uzmanlara göre Libi’ye Libya’daki hassas güvenlik durumu nedeniyle dokunulmuyordu. Babasının ülkeye dönüşünden beri hiçbir grupla bağlantısı olmadığını söyleyen oğlu Abdullah el Rukai “Evden camiye, camiden eve giderdi” dedi. Libi’nin eşi Ummul Abdurrahman da kocasının masum olduğunu ve Kaide’den 1996’da ayrıldığını savundu: “Afganistan’da cihada gitti. Kaide üyesiydi ve Ladin’in şahsi korumalarından biriydi. Bunlar doğru ama 1996’da Kaide’den ayrıldı ve hiçbir operasyonda yer almadı. Adını temizlemek için avukat tutup hükümete bile başvurmuştu.” Aile üyeleri son 2 yıldır takip edildiklerini ama basında artık Libi ile ilgili haberler kesilince rahatladıklarını ve hiçbir operasyon beklemediklerini aktardı. Libi’nin için Petrol Bakanlığı’na müracaat ettiği de aktarıldı. Kocasının götürülme anını pencereden izleyen Ummul Abdurrahman, operasyona katılanlar arasında ABD komandolarının yanı sıra Libya aksanıyla Arapça konuşanların olduğunu anlattı. Libya hükümeti olaydan haberi olmadığını açıklayıp ABD’den izahat istemişti. Dışişleri Bakanı John Kerry, Libya’nın açıklama istemesini eleştirdi: “Libi’nin yakalanması yasaldır.”