Lüksün, şatafatın ve boş binaların zirvesi: Emirlikler

Lüksün, şatafatın ve boş binaların zirvesi: Emirlikler
Lüksün, şatafatın ve boş binaların zirvesi: Emirlikler
Abu Dabi ve Dubai lüks ve gösteriş konusunda yarışıyor. Bir de UNESCO'nun Arap âleminin başkenti ilan ettiği Şarcah var. Bu üç emirlik ihracat, turizm ve kültür ile değişik roller üstlenmiş üç kardeş şehir gibi duruyor. Dubai Başkonsolosluğu, Türkiye'nin en aktif çalışan diplomatik temsilciliklerinden.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyareti vesilesiyle geçen hafta Abu Dabi ve Dubai’deydik. Bu iki emirlik, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yedi emirlikten en çok bilinen ikisi. Bir de UNESCO’nun kültürel mirası koruma konusundaki çabalarıyla Arap aleminin başkenti ilan ettiği Şarcah emirliği var. Bu üç emirlik, ihracat, turizm ve kültür ile değişik roller üstlenmiş üç kardeş gibi duruyor.
Abu Dabi’ye inişimizden, Emirliklerin Türk heyetini ağırlayacağı Emirates Palas Oteli’ne gidinceye dek gördüğümüz manzara lüksün ve şatafatın kalbinde olduğumuzu hissettiriyordu. Göğe doğru yükselen onlarca binanın arasında ilerleyerek Emirates Palas’a vardık. Kale gibi bir girişi ve heybetli bir yapısı vardı. Dünyanın en pahalı otellerinden biri ve 3.1 milyar dolara mal olmuş. Bir uçtan bir uca 1 km. yürümek gerekiyor. Bir otel çalışanı olmaksızın, ya da kroki kullanmadan odayı bulmak zor. En küçük odası 55 metrekare ve bu oda için bile en az 900 euro’yu gözden çıkarmak gerekiyor. İhtişam fazla olunca oda sayısı da 380’de kalmış. 

Lüks’ün simgesi altın sarısı 
Bütün Arap âleminde olduğu gibi, Abu Dabi’de de lüksün ve şatafatın göstergesi altın sarısı. Otelin dekorasyonunda, odalardaki metal aksamda, hatta akşam sipariş ettiğiniz kahvenin ve yanında getirilen hurmanın üstünde bile altın sarısı var.
Otelin Türk Genel Müdürü Buğra Berberoğlu, bir yılda tam 7 kilo altın tozunu kahve ve pastalar için kullandıklarını söylüyor. Eğer iyi kazanan bir Rus oligark petrol kralı, ya da bizim gibi Emir’in misafiri değilseniz bu oteldeki odalardan birinde konaklamak her yiğidin harcı değil. Böyle olunca da otelin içini gezmek isteyen turistler bilet almak zorunda kalıyor. Bu yüzden de ortalarda fotoğraf çekerken ya da çektirirken onlarca Japon turist görebiliyorsunuz.
Abu Dabi’de Lübnan mutfağı ağırlıkta. Ancak lüks otellerin restoranlarında İtalyan, Japon, Çin, Hindistan mutfaklarına ulaşmak da mümkün. Abu Dabi’den yaklaşık bir saat uzaklaştıktan sonra çöle ulaşılabiliyor ve çölde jip safari yapmak yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Biz çöl deneyimimizi Abu Dabi’deki ikinci gecemizde, Abu Dabi’ye 45 dakika uzaklıkta, devasa çadırların bulunduğu bir çiftlikte muhteşem bir akşam yemeğinde yaşadık. Çiftlik Savunma Bakanı ve Dubai Veliaht Prensi Şeyh Muhammen bin Raşid El Mahdum’a aitti. İlk çadır salonda bütün misafirler yan yana dizilip, ikram edilen mırrayı içtik. Sohbeti tatlandıran unsurlardan biri de doğal olarak hurma oldu. İkinci bölümdeki çadırdan yemek salonuna geçtiğimizde ise masaların üzerinde devasa tencerelerdeki etli yemeklerle karşılaştık. Emirliklere gidip de yerel yemek isteyenlere, (eğer yavru deveye kıyamam demezlerse) 1 yaşını doldurmamış bir devenin etinden yapılan o özel yemeği önermek gerek.
Abu Dabi’den Dubai’ye kara yoluyla bir saatte geçilebiliyor. Bu yüzden Türkiye ’den Emirlikler’e gittiğinizde Dubai ya da Abu Dabi’ye gitmek pek farketmiyor. Tek dikkat etmeniz gereken, vize alırken hangi şehre ineceğinizi ve hangi şehirden çıkacağınızı bildirip vizenizi ona göre almanız. Dubai için vize alıp Abu Dabi’ye ya da Şarcah’a giderseniz havaalanında sıkıntı yaşayıp konsolosluğu aramak zorunda kalabilirsiniz. 

Abu Dabi, Ankara , Dubai İstanbul  
Karayolundan Dubai’ye yaklaştığınızda daha ışıl ışıl bir kente geldiğinizi hissediyorsunuz. Abu Dabi Ankara ise Dubai İstanbul diyebilirim. Dubai’de konakladığımız otel ünlü Burj El Arab (namı diğer Yelken Otel) ile aynı gruba ait olan ve Burj El Arab’ın plaj komşusu olan Jumeyrah Otel’di. Abu Dabi’deki Emirates Palas’ın aksine Jumeyrah daha yerli bir dekorasyona sahip. Jumeyrah grubunun yaklaşık 10 km uzunluğunda bir sahil şeridine yerleşmiş otellerinin hepsi, dünya sosyetesinin ilgi odağı. Otellerin barları Fashion TV ekranlarından yansıyan ortamları andırıyor. Çünkü Dubai’de çok fazla yabancı var. Rus oligarklar ve onları hiç yanlız bırakmayan Rus kadınları bu otellerin lobilerinde en çok göreceğiniz manzara. Dünyanın ambargolarıyla sıkışmış İran’ın nefes borusu olan Dubai’de doğal olarak İranlı zenginleri görmek de mümkün. Azeri, Kazak petrolcülerin de kış tatili destinasyonu Dubai. Son dönemde Türk nüfus da oldukça yoğunlaşmış. Dubai Başkonsolosluğu Türkiye’nin en aktif çalışan diplomatik temsilciliklerinden biri haline gelmiş. Dubai deyince ünlü Palmiye adasını atlamamak lazım. Adada otel inşaatları yükseliyor. Kempinski grubun otelleri müşteri almaya başlamış bile. Türk işadamı Fettah Tamince de Palmiye adasındaki Rixos Oteli’ni 9 Mart’ta açmaya hazırlanıyor.
Hem Abu Dabi, hem Dubai gösteriş konusunda yarışıyor. Malumunuz; dünyanın en yüksek binası Dubai’de yapılmış. Abu Dabi şeyhi El Halife’nin parasal desteği nedeniyle adı bir gecede Burj El Halife olan kule, etrafındaki devasa gökdelenlerin küçük görünmesine neden olacak kadar yüksek. Jumeyrah Otelin iskele restoranından Yelken oteli ve Burj El Halife’yi aynı kareye sokmak mümkün ama turistler en çok Dubai Mall’a gelerek bahçesindeki fıskiyenin yanından fotoğraf çektirmeyi tercih ediyor. Binlerce mağazanın bulunduğu Dubai Mall’daki devasa akvaryum da turistlerin ilgi odağı. Ülkede vergi olmaması, fiyatlara yansıdığından Dubai önemli bir re-export ve alışveriş merkezine dönüşmüş durumda. Dubai Mall’a giderken geçilen Şeyh Zayed bulvarı bu günlerde Muhteşem Yüzyıl afişleriyle dolu...
Çöl sıcağında kış yaşamak isterseniz, Emirates Mall’a uğramanız yeterli. Ünlü kayak merkezi bu alışveriş merkezinin ortasında. Bizi gezdiren rehber, Ankaralı olmamızdan yola çıkarak, “Dubai Mall Panora ise Emirates Mall, AnkaMall’dur” tanımını yaptı.
Dubai’de yemek için Jumeyrah bölgesindeki ünlü JBD Walking caddesine gitmek yeterli. İstanbul’daki Bağdat Caddesi’ni andıran bu caddede her mutfağı bulmak mümkün. Üstelik, yemek yerken dünyanın en lüks araçlarının yaptığı geçit töreni için ayrı bir ücret ödemeniz gerekmiyor. 

Boş binalar... 
Hem Abu Dabi’de hem Dubai’de yüz binlerce konut var. Yüzde 90’ının satıldığı rivayet ediliyor ama çoğu boş. Ülkede kriz olduğu, binaların elde kaldığı söylense de yöneticiler ‘büyüklük’ yarışını bırakmıyor. Abu Dabi’deki Şeyh Zayed Camisi, dışında Hint, içinde Endülüs mimarisiyle dünyanın en büyük camilerinden biri. Türklerin de yapımında rol aldığı Dubai’deki Meydan Projesi göz kamaştırıyor. Otelin ortasında hipodrom var ve proje bittiğinde otel odasından at yarışı izlemek mümkün olacak.

Nasıl gidilir?
BAE’ne hava yolu ile ulaşım için Türk Hava Yolları’nın ve Etihad Airways’in aktarmasız seferleri kullanılabilir. Yoğun sezonlarda Dubai’ye günde iki sefer bulmak mümkün. Aynı şekilde Abu Dabi’ye de seferler mevcut. Ayrıca KLM Royal Dutch Airlines, British Airways ve Singapore Airlines’ın aktarmalı seferleriyle de bu ülkeye gidilebilir.