Muhalefete katılım Kürtleri bölüyor

Haber: MUTLU ÇİVİROĞLU / Arşivi

Kürt Ulusal Konseyi (KUK) Dış İlişkiler Komisyonu, iki hafta önce Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) ile koalisyona katılım kararı aldı. Dış İlişkiler Komitesi adına Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (El Parti ) Genel Sekreteri Dr. Abdulhakim Beşar, Suriye Kürt Demokratik İlerici Partisi (Pêşverû) Genel Sekreteri Abdülhamit Hacı Derviş, Kürt Birlik Partisi (Yekiti) Genel Sekreteri İbrahim Biro’nun katıldığı toplantıda Kürt Ulusal Konseyi adına sözleşme imzalandı. Ama anlaşmanın imzalanması hem konseyde hem de PYD’nin de içinde yer aldığı Batı Kürdistan Halk Meclisi’nde rahatsızlık yarattı. Anlaşma 14 Eylül’de İstanbul ’da yapılacak SMDK toplantısında onaylanacak ya da reddedilecek. Rusya’nın Kürtlerin Cenevre Konferansı’na Kürt Yüksek Konseyi çatısı altında katılmasını açıkça savunduğu bir dönemde böylesi bir kararın Rojava’ya ne getireceği merak ediliyor. 

‘İnşallah reddedilir’

KUK’taki tartışmanın kaynağı ‘imzayı atan kişilerin imza yetkilerinin olmadığı ve anlaşmanın Kürtlerin taleplerini yeterince karşılamadığı’ iddiası. KUK bu hafta iki günlük toplantının ardından Dış İlişkiler Komisyonu’nun kararını oyçokluğuyla onayladı ama tartışmalar bitmedi. Kürt Sol Partisi, KUK’un kararını desteklemediğini çünkü antlaşmanın Kürt halkının haklarını yeterince savunmadığını dile getirdi. Radikal’e konuşan Kürt Sol Partisi Genel Sekreteri Muhammed Musa antlaşmayı tarihi bir hata olarak niteledi. SMDK’nın Kürt halkının varlığını kabul etmede çok geri bir konumda olduğunu dile getiren Musa, KUK üyesi bazı partilerin kararı oldubittiye getirdiklerini iddia etti. Özellikle Suriye muhalefetiyle yapılacak her antlaşmanın mutlaka Batı Kürdistan Halk Meclisi’ni kapsaması gerektiğini belirten Musa antlaşmanın ancak Kürt Yüksek Konseyi (KYK) tarafından imzalanması durumunda meşru olacağını savundu. Musa, KUK’taki bazı partilerin istemeden de olsa SMDK’ya katılımı onayladıklarını öne sürdü. Musa’nın sözünü ettiği partilerden biri de PYD ile ilişkileri nispeten daha iyi olan Kürt Demokratik Birlik Partisi. Bu partinin önde gelen isimlerinden KUK Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Dr. Kamuran Haciabdo Radikal’e yaptığı açıklamada gönülsüzce, sırf KUK’un bütünlüğü bozulmasın diye bu karara onay verdiklerini söyledi. Haciabdo antlaşmadan sonra SMDK lideri Ahmed Carba’nın ‘Suriye’nin bir Arap ülkesi olduğu’ yönündeki açıklamasının Kürtler arasında büyük rahatsızlık yarattığını dile getirdi. Haciabdo Cenevre Konferansı’na bağımsız olarak ve KYK adına katılmak varken neden böyle bir karar aldıkları sorusuna şu yanıtı verdi: “SMDK ayın 15’inde katılım kararımızı oylayacak. Kim bilir belki bu kararı onaylamazlar.” Kendilerinin de KYK adına böylesi bir anlaşmayı daha doğru bulduklarını dile getiren Haciabdo, konseyin uzun zamandan beri işlevsiz halde olduğunu savundu. 

PYD: Yetkileri yok

PYD kanadının etkin isimlerinden olan Demokratik Topulum Kongresi (TEVDEM) Yürütme Konseyi ve Kürt Yüksek Konseyi üyesi olan İlham Ahmed de KUK’un kendi başına SMDK’ya katılımını eleştirdi. Kürtler olarak Suriye’deki en güçlü muhalefetin kendileri olduğunu savunan Ahmed, Suriye muhalefetiyle ilişkiye karşı olmadıklarını ama KYK varken, KUK’un kendi başına katılma kararı almasını doğru bulmadıklarını söyledi. Ahmed anlaşmayı imzalayanların halkın kazanımlarını hiçe saydıklarını, Rojava’da bir yönetim yokmuş gibi davrandıklarını savundu. Böylesi bir kararda Türkiye ’nin verdiği bazı sözlerin olabileceğini ima eden Ahmed, bazı Kürt partilerin ABD’nin olası bir askeri operasyon beklentisiyle bir an önce muhalefet koalisyonu içerisinde yer almak için acele ettiklerini söyledi. TEV-DEM’in önemli isimlerinden Aldar Xelil de Erbil Anlaşması’na göre Suriye ile ilgili bütün anlaşmaların KYK’nın bilgisi dahilinde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. Xelil, KYK olarak kendi aralarında imzaladıkları anlaşmaya göre Rojava ve Suriye’nin geleceği ile ilgili yapılacak yeni ittifakların sadece KYK adına yapılacağını belirterek “Bizim karşı olduğumuz şey muhalefet ya da komite değil, izlenilen yöntem. Yüksek Konsey’i boşa çıkaracak girişimlerde bulunulması ve Konsey bileşenleri olmalarına rağmen, Konsey’den bağımsız tek başına hareket etmeleri doğru değil” dedi. Aldar Xelil, Rojava’nın büyük çatışmalara sahne olduğu bir dönemde Kürtlerin gücünü kırabilecek bütün girişimlerden uzak durulması gerektiğini ifade etti. Xelil, İstanbul’da imzalanan anlaşmanın SMDK nezdinde onaylanmaması durumunda söz konusu parti temsilcilerinin itibar kaybedebileceğini söyledi.