NSU davası başladı, zanlı ilk kez görüntülendi

NSU davası başladı, zanlı ilk kez görüntülendi
NSU davası başladı, zanlı ilk kez görüntülendi
Almanya'da sekizi Türk, 10 kişiyi öldürmekle suçlanan aşırı sağcı NSU hücresinin davası başladı. Bir numaralı sanık Beate Zschaepe, mahkeme salonuna geldi. Salona girişte rahat tavırları dikkat çeken ve yüzünü gösteren Zschaepe, daha sonra kameralara arkasını dönerek avukatlarıyla görüştü.

MÜNİH - Almanya’da 2000-2007 yılları arasında sekizi Türk, 10 kişiyi öldürmekle suçlanan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) hücresinin davası başladı. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde NSU davası öncesinde Alman polisi geniş güvenlik önlemleri aldı.

Baş sanık Beate Zschaepe, duruşmadan yaklaşık 1 saat 20 dakika önce mahkemeye polis eşliğinde zırhlı araçla getirildi ve duruşma salonuna binanın garajından alındı. Zschaepe, cinayetlerde suç ortağı olmak, terör örgütü üyeliği ve kundaklama ile suçlanıyor. Diğer dört sanık Holger G, Casrten S, Andre E ve Ralf Wohlleben, NSU terör hücresine yardım etmekten yargı önüne çıkıyor.

Salona girişte rahat tavırları dikkat çeken ve yüzünü gösteren Zschaepe, daha sonra kameralara arkasını dönerek avukatlarıyla görüştü.

Almanya'da İkinci Dünya Savaşı sonrasının en önemli davası olan NSU davası Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi'nde başlarken, bir numaralı sanık Beate Zschaepe'nin salona girişi Alman kanallarında canlı olarak verildi. Zschaepe'nin yanı sıra NSU çetesine destek vermekle suçlanan biri tutuklu toplam 4 sanık salona sırayla geldiler. İlk iki sanığını yüzlerini kapadığı görülürken, Zschaepe salona girerken rahat tavırlarıyla dikkat çekti. Kısa bir süre yüzünü gösteren Zschaepe, ardından kameralara arkasını dönerek üç avukatıyla görüşmeye başladı. Üzerinde siyah bir ceket ve pantolon olan Zschaepe'nin, mahkeme öncesinde hapishanede saçlarını yaptırdığı belirtildi.

Zschaepe ile birlikte tutuklu bulunan diğer sanık Ralf Wohlleben ise, salona girdikten sonra yüzünü hiç kapatmadan avukatıyla görüşmeler de bulundu.

Öte yandan mahkeme binası önünde yapılan gösteriler sırasında bir Türk kadın göstericinin gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltına alınan kadının bir arkadaşıyla birlikte mahkeme salonuna alınmadıkları için tepki gösterdiği ve bariyerleri aşmaya çalıştığı bildirildi. Güvenliğe doğru bir de şişe fırlattığı öne sürülen kadının, bir süre sonra bölgedeki polisler tarafından gözaltına alındığı kaydedildi. 

İKİ YIL SÜRECEK
Davanın yaklaşık 85 duruşmayla 2 yıl sürmesi bekleniyor. 606 şahidin dinleneceği davada, 80 kadar müdahili yaklaşık 60 avukat temsil ediyor. Beş kişinin sanık sandalyesinde oturacağı davada, Federal Başsavcılığın hazırladığı iddianame 488 sayfadan oluşuyor.

Mahkemenin "A 101" salonunda 250 sandalye bulunuyor. Dava, Manfred Götzl başkanlığındaki beş asil ve üç yedek hakimle yürütülecek. 


'BURADAN IRKÇILIĞA DUR DİYECEK BİR KARAR BEKLİYORUZ'
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal: "8 Türk vatandaşının öldürülmesi ile ilgili ırkçılık temelli bir dava var. Daha iddianame elimize geçmedi. Onu elimize alıp tercüme edip okuyacağız. Beklentimiz, rehber olarak alınan Almanya'da, adaletin gerçekleşmesi, suçluların bulunması. Ancak üzüntü verici olan şu, 8 vatandaşımız aynı silahla öldürülecek ve sadece 1 kadın yakalanmış olacak. Bu devletin derinliklerine inilmediğini gösteriyor ki bu bizi rahatsız ediyor. Tek kişilik örgüt olmaz. Bunun arkasına gidilmesi lazım. Burada bazı dosyaların yok edilmesi ve bunlara ulaşılmaması bizi endişelendiriyor."

AK Parti milletvekili Çağatay Kılıç, "Beklediğimiz konunun her açıdan ele alınarak adil bir sonuca ulaşılması. Bu organize bir şey midir, devletin görevini yapması gereken kurumları görevini yapmış mıdır... Bu tüm soruların aydınlanması gibi beklentimiz var. Buradaki mahkemenin tüm boyutları göz önünde bulundurulduğunda düz kuralların uygulanmasının ne kadar doğru olup olmadığını göreceğiz zira bu davanın siyasi, psikolojik boyutu var. Bu dava, Alman güvenlik makamları ve mahkemelerine güvenin ya kuvvetleneceği ya da sarsılacağı sonuçların doğurabileceği bir dava."

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün: "Buradan ırkçılığa dur diyecek bir karar bekliyoruz. Mahkemenini üzerinde çok cidde bir sorumluluk var. Vicdanları rahatlatacak adil bir karar çıkmasını temmenni ediyoruz. Bu insanlar 10 yıl boyunca Alman sisteminin içinde gezçiyorlar. Bir polis, 9 vatandaş öldürmüşler, 14 banka soymuşlar. Nasıol oluyor da Alman sisteminde bunlar yakalanmıyor. Bunlar hep şüphe doğuruyor. Ailelerin yaşadığı dramlar var. Katiller dışarıda gezerken ailler 'Siz suçlusunuz' diye sorgulanmış. Büyük hatalar var. Bunları raparomuzda belirttik. Ara raporumuzda ırkçılığın Avrupa ve Almanya'da sürdüğünü belirttik. Avrupa genelinde 108 tane ırkçı saldırı olmuş. Bunlardan 67'si Almanya'da gerçekleştirilmiş. Olaylar hala sürüyor ve komple bir mücadele görülmüyor, bunları bekliyoruz ilgili makamlardan. Mahkemenin tarihi bir fırsatı var. Irkçılığa karşı ciddi anlamda bir ses yükseltebilirler. Bakalım ne kadar yapabilecekler. Türkiye olarak bunu takip edeceğiz İnşallah."




ALMAN MEDYASI DAVAYI YORUMLADI: MAHKEMEYİ UĞRAŞTIRACAK BİR YAPBOZ Almanya'da bugün Münih'te başlayan davayı değerlendiren gazeteler, “Görünüşe göre mahkemenin karşısında uğraştıracak bir yapboz varö yorumunu yaptı.

Almanya'da 2 yıldan bu yana gündemden düşmeyen, Münih Eyalet Mahkemesi'nde bugün başlayan davaya Alman devlet kanalları ARD, ZDF, Deutsche Welle, özel kanallar N-TV, RTL, Sat 1, Pro7'nin yanı sıra gazeteler geniş yer ayırdı. Neue Presse yorumunda Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi'nde başlayan NSU örgütü davasının kritik soruları gündeme getireceğini vurgularken, "Dava kamuoyunu ve en başta da soruşturma makamlarını can sıkıcı, sert sorularla yüzleştirecek. Teröristler nasıl oldu da yıllarca Almanya'da cinayetler işleyebildi? Ardından neden soruşturmayı yürütenler kurbanların bazılarına suçlamalarda bulundu? Görünüşe göre mahkemenin karşısında uğraştıracak bir yapboz var. Susmaya devam eden baş sanık Beate Zschaepe, cinayetleri işleyen miydi yoksa sempatizan mı? Zschaepe'nin cinayet ekibinin sadece yanı başında olmakla kaldığını düşünmek mümkün değil ama bu ispat edilebilecek mi?" diye yazdı.

Mannheimer Morgen gazetesi ise, zaman zaman NSU davasının bir Meclis Araştırma Komisyonu ile karıştırıldığı izleniminin ortaya çıktığını, ancak yargıçların, siyaset kurumunun ya da toplumun Neonazilere karşı tutumunda hata yapıp yapmadığı yönünde bir kanaate varma zorunluluğu olmadığını vurguladı. Gazete, “ Tüyler ürperten hatalar ve örtbas etme girişimlerinden kimlerin sorumlu olduğu, hangi sonuçların çıkartılması gerektiğine ilişkin hüküm de vermeyecekler. Onların görevi sanıkların haklarında iddia edilen suçları ne derece işlediklerini tespit etmek" diye yorum yaptı.

Markische Allgemeine gazetesi de, NSU davasında kurban yakınlarına söz hakkı verilmesi gerektiğini savunurken, “Kurban yakınları yanıt istiyor: Neden özellikle benim oğlum, amcam ya da babamın başına geldi? Onları kim seçti? Kim tetiği çekti? Ölürken uzun süre acı çektiler mi? Bu yanıtların verildiği anlar duruşmanın en üzücü, acı saatleri olacak" diye yazdı.

Stuttgarter Zeitung ise, Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi Hâkimi Manfred Götzl'ün, bağımsızlığı ve toplumsal heyecanlardan etkilenmemesi ile tanındığını, özellikle 1 numaralı sanık Beate Zschaepe ile diğer 4 zanlının ne suç işlediği, ne bildiği, ne yapmak istedikleri sorularına yanıt bulmak istediğini ifade ederken, “Böyle de olması gerekir. Kurban yakınları ile mağdurlar ise kesinlikle anlaşılır bir gerekçe ile daha fazlasını istiyor. Dik kafalı, çabuk öfkelenebilen Hakim Götzl, mağdurlara bu davada hakları ve ihtiyaçları olan hareket alanını bırakırsa iyi olur”