Nükleer kabus

Nükleer kabus
Nükleer kabus
Dünyanın atom bombasına hedef olmuş ilk ve tek ülkesi Japonya yine nükleer endişe yaşıyor. Ülkedeki 55 nükleer reaktörden 6'sında acil durum alarmı verildi. Dana sonra rahatlatan açıklama geldi: Çernobil olmaz

Japonya bir taraftan Cuma günü yaşanan 8.9’luk depremin yaralarını sarmaya çalışıyor, bir taraftan da deprem sırasında hasar gören nükleer santrallerde meydana gelen hasar ve patlamalarla boğuşuyor. Daha önce de bir patlamanın gerçekleştiği Fukuşima nükleer santralinde bu sabah saatlerinde bir hidrojen patlaması oldu. Japon Hükümeti paylamada 11 kişinin yaralandığını açıkladı.

Santralin 3 numaralı reaktöründe gerçekleşen patlamanın hidrojen yoğunlaşmasından kaynaklandığı belirtiliyor. Santralın 1 numaralı reaktöründe de bir gün önce bir patlama meydana gelmişti. Patlamayı doğrulayan Hükümet Sözcüsü Yukio Edano, reaktör çekirdeğinin zarar görmediğini ve radyasyon sızıntısı ihtimalinin düşük olduğunu söyledi. 

REAKTÖRÜN YAKIT ÇUBUKLARI AÇIKTA KALDI 

Fukuşima Daiçi nükleer santralinin 2 No'lu reaktöründe soğutucu su içerisinde bulunması gereken yakıt çubuklarının tamamen açıkta kaldığı bildirildi. Tokyo Elektrik Enerjisi şirketi, deniz suyunun 2 No'lu reaktöre yönlendirildiğini belirtti. Şirket, çekirdekte erime tehlikesiyle karşı karşıya olunduğunu, yetkililerin, reaktörleri deniz suyu ile soğutmaya çalıştığını kaydetti.

'ÇERNOBİL'E BENZEMEZ'

Ulusal Strateji Bakanı Koyçiro Genba ise, Nükleer Güvenlik Kurumu'na dayanarak, Jiji ajansında yayımlanan açıklamasında, "Çernobil olasılığı kesinlikle yok" ifadesini kullandı.  Nükleer uzmanları, Fukuşima’daki durumun Çernobil kadar vahim olmadığı görüşünde. Prof. Richard Wakeford (Dalton Nükleer Enstitüsü, Manchester) “Soğutma yapan dizel jeneratörler sular altında kaldı. Japonlar deniz suyuyla soğutmak için her şeyi yapıyor. Henüz büyük bir sızma olmadı. Halkı tahliye edip iyot dağıtarak doğru olanı yaptılar. Yaklaşım Çernobil’den farklı” dedi. Prof. Marco Ricotti (Milano Politeknik Üniversitesi) ise “Fukuşima’da reaktör kapandı ve güvenlik konteynırı var. Çernobil’de yoktu” diye konuştu.

Nükleer kazalar 1’den 7’ye güvenlik cetveliyle değerlendiriliyor. 1986’daki Çernobil kazası 7. seviyede bir kazaydı. Japon yetkililere göre Fukuşima’da yaşanan ise 4. seviyede. Seviye 7’de çevreye büyük, 6’da önemli, 5’te sınırlı, 4’te az miktarda radyasyon yayılması oluyor. 1999’da Japon Tokaimura tesisindeki kaza, 4. seviyedeydi. Seviye 3 çalışanlar için yasal sınırın 10 katı, 2 halkın 10 mSv (kabul edilebilir yıllık doz 1 mSv), seviye 1 ise halkın yasal düzeyin üzerinde radyasyona maruz kalması demek.  Ukrayna'da, 1986'da dünyanın en büyük nükleer kazası olan Çernobil'deki nükleer reaktörün patlaması nedeniyle bölgeden 130 bin kişi tahliye edilmiş, Ukrayna ve Avrupa'da yüzbinlerce kişi radyasyondan etkilenmişti. Patlamada 31 kişi ölmüştü.

RİSK BÜYÜK 

Deprem ve tsunaminin ardından soğutma sistemleri devre dışı kalan santralda, Cuma gününden bu yana, reaktörlerin soğutulması için çaba harcanıyordu. Son çare olarak reaktörlere deniz suyu pompalamaya başlayan ekiplerin gözü, benzer bir patlamadan korkulan 3 numaralı reaktördeydi. Bu reaktörde plütonyum ve uranyum yakıtı kullanıldığı için daha büyük riskin söz konusu olduğu haber veriliyor.

200 BİN KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Santralin çevresinde yaşayan 200 binden fazla kişi tahliye edilirken, ilk patlamada radyasyon sızıntısına maruz kalan 22 kişinin tedavi altına alındığı açıklandı. Japonya Başbakanı Naoto Kan, ikinci patlamadan önce santraldeki durumun kaygı verici olduğunu söylemişti.

İSVİÇRE'DEN NÜKLEERE 'DUR' DEDİ

İsviçre hükümeti Japonya’da yaşanan nükleer kabus sonrasında yeni nükleer santral kurma planlarını askıya aldığını açıkladı.

ABD DONANMASI AÇIĞA ALINDI 

ABD, nükleer santralinde düşük seviyede radyasyon tespit edilmesinin ardından bölgedeki gemilerini tedricen geri çekti. 160 km.açıkta demirlemiş uçak gemisi Ronald Reagan radyasyon tespit etti. Ancak 7. Filo'dan yapılan açıklamada, radyasyon seviyesinin geçen ay ölçülenle aşağı yukarı aynı oranda olduğu, ancak durumun çok yakından izlenmesi gerektiği bildirildi. Açıklamada, radyasyonun nükleer santralden salınan buhar ve duman bulutundan kaynaklandığı belirtildi.

2 REAKTÖR SOĞUTULDU

Bu arada Japon yetkililer felaket bölgesindeki bir nükleer kompleksteki iki reaktörün soğutma işlemlerinin tamamlandığını ve başka bir reaktörde de soğutma çalışmalarının sona yaklaştığını bildirdiler. Tokai Daini santralinin de yarın itibariyle soğutulup, kapatılacağı açıklandı.  Ancak uzmanlar 3 No’lu reaktördeki erimenin, plütonyum ve uranyum yakıtı kullanıldığı için daha riskli olabileceğini öngörüyor. Ağır suyla soğutma işlemi başarısız olduğu için reaktörlere deniz suyu pompalanmaya başlandı.  1 No’lu reaktördeki patlamada santralın kontrol odasında radyasyon miktarın normalin 1000 katına ulaşmış, reaktör çevresinde sezyum ve radyoaktif iyot sızıntısı tespit edilmişti. Patlamada 1 kişi ölmüş, 11 kişi yaralanmış, 22 kişi de radyasyondan etkilenmişti.

Önlem olarak bölgeden 200 bin kadar kişiyi tahliye eden hükümet, çevreye yayılan radyoaktivitenin halk sağlığını tehdit etmediğinde ısrarlı. Reaktörün çevresinde 10 km yarıçapında oluşturulan güvenlik alanı ise 20 km’ye çıkartıldı. Hükümet halka “Paniğe kapılmayın” çağrısı yapsa da radyasyondan etkilenenlere iyot kapsülleri dağıtılmaya başlandı. 
 
FRANSA: TOKYO'YU TERK EDİN

Fransa, Japonya’nın Tokyo bölgesindeki Fransız vatandaşlarına, yeni deprem riski ve nükleer tesislerdeki belirsiz durum nedeniyle bölgeden ayrılmalarını tavsiye etti. Fransız Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, “Tokyo bölgesinde kalmak için belirli bir sebebi olmayanların bölgeden ayrılmalarını salık vermek makul olacaktır” denildi. Fransızlara Japonya’ya seyahat etmemeleri ve planlanmış seyahatleri ertelemeleri de tavsiye edildi.

VOLKAN PATLADI

Kuzeydoğusunu deprem ve tsunami vuran Japonya’nın güneybatısında da bir volkan püskürdü. Kyuşu Adası’ndaki 1420 metre yükseklikteki Shinmoedake volkanı, 52 yıl sonra ilk kez ocak ayında uyanmıştı. Depremden sonra yeniden faaliyete geçen volkan, kül ve taş püskürtmeye başladı. Volkan çevresinde ulaşım kısıtlandı. 

Nükleer çağın sonu mu?
Japonya’da meydana gelen deprem ve oluşan tsunami sonrasında ülkedeki nükleer santrallede yaşanan patlama ve nükleer sızıntı olasılığı, nükleer çağın sonunun geldiği yorumlarına neden oluyor. İngiliz gazetelerinde, Japonya'da büyük yıkıma yol açan deprem ve tsunamiyle ilgili haberler manşetlerde yer aldı.

İngiliz Guardian gazetesi, Japonya'daki felaketin ardından Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Çin, Endonezya ve Türkiye 'deki çevreci grupların yeni santrallerden vazgeçilmesi ya da güvenlik standartlarının büyük oranda yükseltilmesi çağrısında bulunduklarını belirtti.

Haberde özetle şöyle denildi; "Merkezi Viyana'da bulunan Atom Enerjisi Kurumu'na göre, dünya genelinde, faal durumdaki 442 ticari nükleer santralin yüzde 20'si önemli derecede sismik faaliyetin olduğu bölgelerde inşa edilmiş durumda. Bu yetkililere göre artan enerji ihtiyacını karşılamak için 20 yıl içinde 350 yeni santral inşa edilmesi planlanıyor ve bu durum, bir doğal felaket sonucu nükleer facia yaşanması riskinin artması anlamına geliyor."

"Greenpeace Yeşil Barış Hindistan'dan Karuna Raina, 'Japonya'dakilerin depreme dayanıklı ve felaketlere en hazırlıklı santrallar olduğu söyleniyordu. Ama bakın ne oldu. Sismik bölgeler riski artırıyor' dedi. Türkiye de Akkuyu'da üç nükleer santral inşa etmeyi planlıyor. Santralin yapılacağı bölge Ecemiş Fay Hattı'nın birkaç kilometre yakınında ve geçmişte büyük depremlerin olduğu bölgede."

NÜKLEER ENERJİNİ KADERİ JAPONYA'DA BELİRLENECEK

Guardian yazarı Julian Glover de, nükleer enerjinin kaderinin Japonya'da belirleneceğini belirterek, santralde durumun kontrol altına alınamaması halinde nükleer enerjiye güveninin tamamen kaybedileceğini vurguladı:

"Japonya'daki nükleer facianın dünyayı atom enerjisinden uzaklaştırmaması ya da uzaklaştırması gerektiğine dair birçok neden var. Meseleye olumsuz açıdan bakınca rasyonellikten uzaklaşılabilir. Faciaya yol açan nedenlerin tekrarlanması olasılığı ne kadar az ya da sonuçları ne kadar kontrol edilebilir olursa olsun, sektörün güvenlik konusunda verdiği güvenceler, ekonomik mantık ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için yeni santraller inşa etmek gerektiği argümanları korkutucu bir sezyum bulutunda yok olup gidebilir.

Çernobil'in manevi sonuçlarıyla başetmek yıllar aldı. Fukuşima felaketini unutmak da bir o kadar alabilir. Büyük bir yıkıma yol açma potansiyeli nedeniyle, nükleer enerjinin halkın güvenine ihtiyacı var."

'NÜKLEER ENERJİYE DESTEK AZALDI'

Financial Times da başyazısında 1979'da Pensilvanya, yedi yıl sonra da Çernobil'de meydana gelen kazanın nükleer enerjiye desteği önemli oranda azalttığını hatırlatarak şöyle dedi: "Nükleer endüstrinin, Çernobil'den sonra iyi bir güvenlik sicili oluştu. Bu büyük ölçüde daha iyi tasarım ve daha sıkı izleme sayesinde mümkün oldu. Küresel ısınma nedeniyle de Batılı hükümetler tekrar nükleer seçeneğe bakmaya başladılar. Enerji güvenliğiyle ilgili belirsizlik nedeniyle gelişmekte olan ülkeler de hızla nükleer santraller inşa ediyor. Nükleer santraller, karbon salımlarının azaltılmasında belli bir rol oynamalı."

"Ancak güvenlik kaygıları, nükleer enerjinin en azından Batı'da canlanışını durdurabilir. ABD ve Avrupa'da yeni santral inşasına destek artmasına rağmen hala kırılgan bir durum söz konusu. Bir ciddi olay bile, bu desteği yok edebilir. Çernobil'den sonra Uluslararası Atom Enerjisi sıkı güvenlik kuralları getirdi. Ancak aradan 20 yıl geçmesine rağmen, bu kurallar hala istenirse uygulanıyor."

"Ama kamuoyunun yeni santraller inşa edilmesini sınırlayamayacağı gelişmekte olan ülkelerde nükleer enerji sektörünün hızla geliştiği günümüzde bunun yeri olamaz. Yeni nükleer santrallerin yüksek güvenlik standartlarıyla inşa edilmesi sağlanmalı."

Times'ın başyazısında da nükleer saldırıya uğrayan tek ülke olan Japonya'daki kazanın ardından nükleer santralların güvenliğinin mercek altına alınması gerektiğini belirterek, "Nükleer enerjiyle ilgili anlaşılabilir hassasiyetlerine ve teknolojide dünya lideri olmalarına rağmen Japonlar bile felaketten etkilenmeyecek reaktörler yapamıyorsa kim yapabilir ki?" diye soruldu. (BBC türkçe)