Obama: 'Suriye muhalefeti ile görüşeceğiz'

Obama: 'Suriye muhalefeti ile görüşeceğiz'
Obama: 'Suriye muhalefeti ile görüşeceğiz'
ABD Başkanı Barack Obama, "Suriye muhalefetinin, geçmişte olduğundan daha fazla uyuma sahip olabilecek bir şemsiye grubu yarattığını görmekten cesaret aldım. Onlarla görüşeceğiz."

ABD Başkanı Barack Obama, eski CIA Direktörü David Petraeus ile Afganistan'daki koalisyon güçlerinin komutanı John Allen'ın karıştığı aşk skandalı yüzünden ulusal güvenliğin tehdit altında olduğuna dair bir kanıt görmediğini söyledi.

Obama, başkanlığa ikinci kez seçilmesinin ardından ilk kez basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin “mali uçurum”dan, Petraeus'un istifasına, Suriye'deki gelişmelerden Bingazi'deki Amerikan konsolosluğa saldırıya kadar uzanan çok sayıda sorusunu yanıtladı.

“Petraeus ve Allen'ın karıştığı skandal nedeniyle ABD ulusal güvenliğinin ya da gizli bilgilerinin tehlikede olmadığına dair Amerikalılara güvence verebilir misiniz? CIA Direktörünün seçimlerden önce soruşturma altında olduğunun Amerikan halkına söylenmesi gerekmiyor muydu?” sorusu üzerine Obama, “Bu aşamada, gördüğüm kadarıyla, gizli bilgilerin ulusal güvenliğimize herhangi bir şekilde olumsuz etkide bulunacak biçimde ifşa edildiğine dair bir kanıt yok” dedi.

Yürütülen soruşturmanın detaylarıyla ilgili yorum yapmak istemediğini, Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) bu sürecin nasıl işleyeceğine dair kendi protokollerinin bulunduğunu ifade eden Obama, “Bu protokollerin irdelenmesi ve kamuoyuna açıklama yapma işini FBI Direktörü Robert Mueller ve diğerlerine bırakacağım” ifadesini kullandı.

"FBI'A GENEL ANLAMDA GÜVENİM TAM"

Petraeus'un, Irak ve Afganistan'da ve son olarak CIA Direktörlüğü görevinde üstün bir vazife ortaya koyduğunu belirten Obama, “Kendi değerlendirmesine göre, bu kişisel mesele yüzünden CIA Direktörlüğü görevi için gerekli olduğunu hissettiği standartları yerine getirmediği kanısına vardı ve bu temele dayanarak istifasını sundu, ben de kabul ettim. Ancak şunu vurgulamak isterim ki: En azından benim bakış açıma göre, Petraeus, bu ülkeye olağanüstü hizmetlerde bulundu. Petraeus'un yaptığı işler yüzünden bugün daha güvendeyiz. Şu anda en çok umut ettiğim şey, Petraeus ve ailesinin bunları geride bırakıp hayatlarına devam etmeleri ve bu olayın, olağanüstü bir kariyerde sadece bir yan not olarak kalması” diye konuştu.

Obama, soruşturmanın başlatılmasının nedeni konusunda, genel protokollerle ilgili detayların FBI ile konuşulması gerektiğini dile getirerek, bu sürece kendilerinin karışmaması gerektiğini söyledi. Obama, “Bu tür soruşturmalarda FBI ve Adalet Bakanlığının takip ettiği belli prosedürler bulunmakta. Bu konulara geleneksel anlamda böyle bakarız, bunun bir nedeni de, insanlar suçlulukları kanıtlanana kadar masumlardır. Bu tür durumlarda peşin hükümlerde bulunmayız” değerlendirmesinde bulundu.

Bir gazetecinin, “ulusal güvenliğin ihlal edilmiş olabileceği ihtimaline dair önceden bilgilendirilmeniz gerekmiyor muydu? Yoksa, bu konuda bir yargıda bulunmak için, soruşturmanın tamamlanmasını mı bekliyorsunuz?” sorusu üzerine Obama, “Petraeus'la ilgili tüm sürecin işleyişi konusunda yargıda bulunmayacağım. Henüz tüm bilgilere sahip değiliz. Ama şunu söylemek isterim ki FBI'a genel anlamda güvenim tam. Zor bir iş üstlenmiş durumdalar. Bize önceden söylenmiş olsaydı da, bu sefer burada bana, bir soruşturmaya neden müdahale ettiğimi sorabilirdiniz. Şu anda yapmamız gereken en doğru iş, bu sürecin nasıl ilerleyeceğini bekleyip görmek” diye konuştu.

“RICE’IN PEŞİNE DÜŞTÜKLERİNDE, BENİMLE PROBLEM YAŞARLAR”

ABD Başkanı Barack Obama, Cumhuriyetçi senatörler John McCain ve Lindsay Graham'ın, Bingazi'deki Amerikan konsolosluğuna saldırı sonrasındaki açıklamaları nedeniyle ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Susan Rice'ın, Dışişleri Bakanlığı'na aday gösterilmesi halinde bloke edeceklerine yönelik sözleriyle ilgili olarak, “Bingazi ile hiçbir bağı olmayan ve edindiği istihbarata dayanarak sadece açıklama yapan BM Büyükelçisi Rice'ı hedef almaları ve onun saygınlığına leke sürmeleri çok çirkin” dedi.

Obama, başkanlığa ikinci kez seçilmesinin ardından ilk kez basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin “mali uçurum”dan, Patreus'un istifasına, Suriye'deki gelişmelerden Bingazi'deki Amerikan konsolosluğuna saldırıya kadar çok sayıda sorusunu yanıtladı.

Obama'ya, Cumhuriyetçi senatörler John McCain ve Lindsay Graham'ın, “Bingazi'deki Amerikan konsolosluğuna saldırı sonrasındaki açıklamaları nedeniyle sert eleştiriler yönelttikleri ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Susan Rice'ın, Hillary Clinton'dan boşalacak dışişleri bakanlığı koltuğuna aday gösterilmesi halinde bunu bloke edecekleri, ayrıca saldırıyla ilgili Watergate tarzı oturumlar düzenlemek istedikleri” yönündeki sözleri soruldu.

Öncelikle, yeni kabinesinde görevlendireceği isimlerle ilgili bu aşamada açıklama yapmayacağını, bunların üzerinde halen görüşüldüğünü ifade eden Obama, soruya yanıtında, Susan Rice'ı sahiplendi, senatörler McCain ve Graham'a ise sert çıkıştı.

Rice'ın örnek alınacak işler çıkardığını, ABD'yi ve çıkarlarını kabiliyet, profesyonellik, sağlamlık ve zerafetle temsil ettiğini belirten Obama, “Daha önce söylediğim gibi, Beyaz Saray'ın talebi üzerine, ona sağlanan istihbaratı en iyi biçimde yansıtmak suretiyle açıklama yaptı. Eğer Senatör McCain, Senatör Graham ve diğerleri, birine yüklenmek istiyorlarsa, bana yüklenmeliler. Onlarla bu konuyu tartışmaktan mutlu olurum. Ancak Bingazi ile hiçbir bağı olmayan ve edindiği istihbarata dayanarak sadece bir açıklama yapan BM büyükelçisini hedef almaları ve onun saygınlığına leke sürmeleri çok çirkin” diye konuştu.

“TÜM BU BİLGİLER KONGRE İLE PAYLAŞILACAK”
Obama, şu anda seçimleri geride bıraktıklarını, Bingazi'de tam olarak neler olduğunu ortaya çıkarmanın kendileri için önemli olduğunu ve bu uğurda kongrenin istediği şekilde işbirliği yapmaktan mutluluk duyacağını vurgulayarak, “Elimizdeki her bir bilgi parçasını paylaştık ve bunu yapmaya da devam edeceğiz. Tam kapsamlı bir soruşturma devam ediyor ve tüm bu bilgiler kongre ile paylaşılacak” dedi.

ABD'de, 4 Amerikalı'nın öldürülmesi konusuna en ince ayrıntısına kadar inmeleri ve saldırıyı düzenleyenleri adalet önüne çıkarmaları gerektiğini ifade eden Obama, “Bu hususta benden bir tartışma görmeyecekler. Ancak, kolay bir hedef olduğu düşüncesiyle BM Büyükelçisi'nin peşine düştüklerinde, o zaman benimle problem yaşarlar. Eğer ben, ABD'ye dışişleri bakanı olarak hizmet edecek en iyi kişi olduğuna kanaat getirirsem, Rice'ı (dışişleri bakanı olarak) aday gösteririm. Bu konuda henüz kararımı vermedim” diye konuştu.

Obama, bir soru üzerine, ölen Amerikalıların ailelerine kendilerine gelen uygun her bilgiyi ulaştırılacaklarını söyledi.

“SURİYE MUHALEFETİ İLE GÖRÜŞECEĞİZ”

ABD Başkanı Barack Obama, “Suriye muhalefetinin, geçmişte olduğundan daha fazla uyuma sahip olabilecek bir şemsiye grubu yarattığını görmekten cesaret aldım. Onlarla görüşeceğiz. Onları, bir çeşit, sürgündeki bir hükümet şeklinde tanımaya henüz hazır değiliz. Ancak, onları Suriye halkının arzularının meşru bir temsilcisi olarak görüyoruz” dedi.

Obama, başkanlığa ikinci kez seçilmesinin ardından düzenlediği ilk basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Suriyeli muhaliflerin kurduğu yeni oluşuma ve ABD'nin, muhalifleri silahlandırmayı düşünebileceği bir durumun olup olmayacağına dair soru üzerine Obama, şunları söyledi:

“Suriye muhalefetinin, geçmişte olduğundan daha fazla uyuma sahip olabilecek bir şemsiye grubu yarattığını görmekten cesaret aldım. Onlarla görüşeceğiz. Temsilcilerim, uluslararası toplum ve muhalefetle düzenlenecek çeşitli toplantılara gidecekler. Onları Suriye halkının arzularının meşru bir temsilcisi olarak görüyoruz.
Onları, bir çeşit, sürgündeki bir hükümet şeklinde tanımaya henüz hazır değiliz. Ancak, geniş temele sahip, temsiliyeti olan bir grup olduğunu düşünüyoruz. Baskı yapmaya devam edeceğimiz hususlardan biri, muhalefetin demokratik, kapsayıcı ve ılımlı bir Suriye'ye kendini adamasını sağlamak olacak.”

“YÜZ MİLYONLARCA DOLARLIK İNSANİ YARDIM SAĞLADIK”

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in, ilk başlarda barışçıl nitelik gösteren protestolara rejiminin uyguladığı acımasız şiddet karşısında, iktidarı terk etmesi gerektiğini ilan eden ilk dünya liderlerinden birinin kendisi olduğunu hatırlatan Obama, şöyle devam etti:

“Tabii ki o dönemden bu yana Suriye'deki durum daha kötüleşti. Muhalefete yardım sağlamak için uluslararası toplum ve bölgesel güçlerle yoğun temaslarımız oldu. Suriye'nin hem içindeki hem de dışındaki kimselere yardım etmek için yüz milyonlarca dolarlık insani yardım sağladık. Esed rejiminin kıyımı karşısında bölünmeyip, nasıl organize olabilecekleri konusunda muhalefetle sürekli istişare halindeyiz. Suriye'nin yakın komşusu olan ve etkisi bulunan Türkiye ve Ürdün gibi ülkeler ile bunun yanında elbette, sadece Suriye'nin içinde değil, bölgeye de etkisi olabilecek, böylesi kaotik bir atmosferde vuku bulabilecek kimyasal silahların olası hareketiyle ilgili derin kaygıları bulunan İsrail ile çok yakın temas halindeyiz.”

Obama, radikal unsurların muhalefete sızma girişimlerine de işaret ederek, “Özellikle de muhalefeti silahlandırmaktan konuşurken, çok dikkat etmemiz gereken hususlardan biri, Amerikalılara veya İsraillilere zarar verebilecek ya da ulusal güvenliğimizi tehlikeye sokabilecek kişi ve kesimlerin eline dolaylı olarak silah vermediğimizden emin olmamalıyız. Bu konuyu sürekli irdeliyoruz. Konuya ne kadar dâhil oldukça, o kadar muhalefet içindeki, kapsayıcı, insan haklarını gözeten ve uzun vadede bizlerle işbirliği yapacak en ılımlı, anlayışlı ögeleri desteklediğimizden emin olacak pozisyonda olacağız” dedi (AA)