Obama ve Putin'i 'Suriye koltukları' ayırdı

Obama ve Putin'i 'Suriye koltukları' ayırdı
Obama ve Putin'i 'Suriye koltukları' ayırdı
Obama ve Putin'in Suriye 'mesafesi' G20'nin oturma planına yansıdı. Plan Kiril yerine Latin alfabesiyle yapıldı ve ikilinin arasına Erdoğan dahil 5 lider 'girdi.'

Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerinin liderlerini bir araya getiren G20 zirvesi dün Rusya’nın ikinci büyük kenti St. Petersburg’da resmi gündeminde olmasa da Suriye krizinin gölgesinde başladı. Suriye’de Beşşar Esad rejiminin kimyasal silah kullandığı iddialarının ardından askeri müdahale olasılığının gündeme yerleşmesi sebebiyle tüm gözler operasyon yanlısı ABD Başkanı Barack Obama ile karşıtı olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’deydi. ABD ve Rusya arasındaki Suriye geriliminin yol açtığı ‘soğuk savaş’ atmosferi öyle yoğundu ki, bu durum liderlerin oturma düzenine dahi yansıdı. 

Sadece Suudi Kralı vardı

İzvestia gazetesinin haberine göre, Konstantinovskiy Sarayı’ndaki zirvede, Putin ile Obama’nın birbirine yakın oturmaması için özel düzenlemeye gidilip ikilinin arasında 5 lider ‘yerleştirildi.’ Protokol uyarınca, G20 zirvelerinde liderlerin oturma düzeni ev sahibi ülkenin dili ve alfabesine göre düzenleniyor. Ancak yetkililer, Rusya’nın kullandığı Kiril alfabesine göre düzenleme yapıldığında Putin ile Obama arasında sadece Suudi Arabistan Kralı’nın yer aldığını fark etti. Hem Suriye hem de ABD istihbaratının sırlarını ifşa eden Edward Snowden’a Moskova’nın geçici sığınma vermesi nedeniyle araları açık olan Obama ile Putin’in masada uzak kalmaları için de çare Latin alfabesinin kullanımında bulundu. Böylece Obama ile Putin’in arasına Güney Afrika, Suudi Arabistan, Türkiye , Güney Kore ve Britanya liderleri ‘girdi.’
Obama, Snowden’a sığınma vermesi nedeniyle zirve öncesinde Moskova’da yapılması planlanan ikili görüşmeyi iptal etmişti. Putin de G20 zirvesi programına Obama’yı dâhil etmedi. Bu sebeplerle, Obama’nın G20’de de Putin ile hiç görüşmeden Washington’a dönebileceği yorumları yapıldı. 

‘Masrafı Araplar ödeyecek’

Öte yandan Obama’nın Suriye’ye askeri müdahale tasarısının Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki oylamada 7’ye karşı 10 oyla kabul edilip ilk onayı almasının ardından Kongre’deki ‘ikna mesaisinde’ sıra Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne geldi. Beyaz Saray’ı yine ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Savunma Bakanı Chuck Hagel ve Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey temsil ettiği toplantıda, müdahalenin finansmanı tartışma konusu oldu. Cumhuriyetçi senatör Ileane Ros-Lehtinen, Kerry’ye ‘finansmanın nereden sağlanacağı’ sorusunu yöneltti. Kerry ise “Gerçekte, bazı Arap ülkeleri, ABD’nin daha önce birkaç yerde yaptığı gibi, bütün işi üstlenmesi durumunda, tüm masrafları karşılayacaklarını söyledi” yanıtını verdi. Körfez ülkelerinin teklifte bulunduğunu söyleyen Kerry, ‘önerinin masada olduğunu’ belirtti.

Rusya’dan ABD’ye gözaltı notası


Obama ile Putin arasındaki gerilim G20’de oturma düzenine kadar yansırken, zirvenin başladığı gün Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın ‘3.ülkelerde Rus vatandaşlarını tutuklattığı’ gerekçesiyle ABD’nin Moskova Büyükelçiliği yetkililerine nota vermesi dikkat çekti. Bakanlığın insan haklarından sorumlu yetkilisi Konstantin Dolgov, ‘ABD güvenlik güçlerinden gelen talepler üzerine üçüncü ülkelerdeki Rus vatandaşlarının gözaltına alınmasının son dönemde sıklaştığını’ savunup bu ‘girişimlerin kabul edilemez’ olduğu eleştirisi yaptı. Dolgov, “Durumun devam etmesi, Rusya tarafını benzer adımlar atmaya zorlayabilir” uyarısında bulundu.

Hamaney: Kimyasal silah bahane


İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD’nin Suriye’ye yapacağı olası saldırıyla hata yapmakta olduğunu ve kimyasal silah kullanımı meselesinin de bir bahane olduğunu söyledi. Uzmanlar Meclisi üyelerine hitaben konuşan Hamaney, “Amerikalılar, laf salatası yaparak insani hedefler için konuya müdahil olmak istedikleri görünümünü vermeye çalışıyor. ABD’nin Suriye’de hata ve yanlış yaptığına inanıyoruz ve bu konuda kesinlikle zarar görecekler” dedi. Aynı toplantıda konuşan Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani ABD’nin asıl amacının bölgede istemediği ‘direniş eksenini’ kırmak olduğunu savundu. Süleymani, “Ancak İran, sonuna kadar Suriye milletini ve devletini destekleyecektir” dedi.

Sıkı müttefiklerin de arası açıldı


Britanya Başbakanı David Cameron’ın Avam Kamarası’nın ret kararına uyarak Suriye’ye müdahale konusunda ABD’yi ‘yarı yolda’ bırakması sonrasında iki ülke arasına ‘kara kedi girdiği’ ve ‘desteğe hazır’ Fransa’nın önem görmeye başladığı yorumları basında ağırlık kazandı. Britanyalı Telegraph gazetesi, Obama’nın G20’de Cameron’ı ‘hiçe sayarak’, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile ikili görüşme yapacağına dikkat çekti. Britanyalı Bakan Kenneth Clarke’ın oylamaya ilişkin yaptığı açıklamalar da basına geniş yer buldu. Beyaz Saray’la gerilimi arttırabilecek nitelikteki açıklamasında Clarke, ‘ABD’nin müdahale önergesinin bir an önce oylanması için baskı yaptığını’ savunup “Vekiller Irak’ta yaşananların tekrarlanmasından endişe ediyordu ama ABD bastırdığı için çoğunluğu ikna edecek vakit bulamadık” dedi.
Bu arada Cameron da ‘oylama hıncını çıkarmaya’ başladı. Cameron’ın oturumda hazır bulunmasına karşın çekimser oy veren danışmanı Jesse Norman’ı kovduğu belirtildi. Bir hükümet kaynağı “Jesse’yi kaybettiğimiz için üzgünüz ama hükümet lehine oy kullanmamanın birtakım sonuçları var” dedi. Basın, Cameron’ın halefi olarak görülecek kadar öne gelen bir Muhafazakar milletvekili olan Norman’ın ‘Başbakan’ın mecliste aşağılanmasının ilk kurbanı’ olduğu yorumunu yaptı.

Rusya’dan nükleer Çin’den ekonomik uyarı


Suriye’ye müdahale karşıtı Rusya ve Çin’den dün yeni uyarılar geldi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Sözcüsü Aleksandr Lukaşeviç saldırının başkent Şam yakınlarındaki mini reaktör veya diğer nükleer tesisleri hedef alması durumunda tüm bölgenin radyoaktiviteye maruz kalabileceğinin altını çizip “Bunun sonuçları felaket olur” dedi. Lukaşeviç, BM’yi de böyle bir senaryonunu yaşanmaması için ‘elini çabuk tutup’ risk analizi yapmaya çağırdı. BM’ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Sözcüsü Gill Tudor da Moskova’dan resmi bir talep gelmesi durumunda bu konuyu gelecek haftaki 35 ülkenin katılacağı yönetim kurulu toplantısında ele alabileceklerini belirtti. Çin ise olası müdahalenin ekonomiye etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Maliye Bakanı Yardımcısı Zhu Guangyao müdahalenin küresel ekonomiyi yaralayacağını savunup “Petrol fiyatlarında yaşanabilecek 10 dolarlık bir artış küresel büyümeyi yüzde 0.25 aşağı çeker” diye konuştu.