'Öteki' Mayalar...

'Öteki' Mayalar...
'Öteki' Mayalar...
Haber: CANDAN PEKDAŞ - candan.pekdas@radikal.com.tr / Arşivi

Dünyanın sonunun 21 Aralık 2012’de geleceğini öngördüklerine dair yaygın inanış sebebiyle ‘kıyamet kâhinleri’ olarak son aylarda gündemden düşmeyen Mayalar, felaket beklentisi içindekileri iknada hayli zorlandı. Ma-yalar 21 Aralık’ta dünyanın sonunu değil yeni bir çağ başlamasını beklese de, ‘kıyamet kopacak’ senaryosu daha fazla rağbet gördü. Ancak tüm bu tantana sırasında neredeyse hiç gündeme gelmeyen konu Mayaların hali pür melaliydi. Maya uygarlığı aslında Amerika’nın en zengin kültürlerinden. Ancak bugün çoğunlukla Orta Amerika’da yaşayan Mayalar ayrımcılık, sosyal dışlanma, sömürü ve yoksulluktan mustarip. ‘Öteki Mayalar’, yaşam şartlarının ‘kıyamet takvimi’ kadar ilgi çekmemesinden dertli. 

Bugün Meksika, Belize, Honduras, El Salvador ve Guatemala başta olmak üzere dünyada 20-30 milyona yakın Maya yaşıyor. BM Yerli Halkları Forumu üyesi olan Guatemalalı yerli lideri Alvaro Pop, Mayaların durumunu şöyle anlatıyor: “Mayalar tarih boyunca daima ucuz işgücü olarak görüldü. Bu bakış açısı, bugün de değişmiş değil. Mayalar, bir üretim aracı olarak görüldüğünden asla kamusal politikaların öznesi olmadılar.”  

Köyleri yok edildi  
Mayalar, 5125 yıllık takvimlerinin bitişi sebebiyle şu günlerde hiç kuşkusuz ‘medyada altın çağlarını’ yaşıyor. Ancak uygarlığın asıl ihtişamlı dönemi 250-900 yılları arası. Uygarlık 1200 itibariyle çöküş sürecine girerkeni İspanyol ve Amerikan sömürgeciliğinin etkisiyle ‘ezilen Mayaların hikâyesi’ başlıyor. Topraklarına el konarak yoksullaştırılan Maya halkı için kölelik dönemi de, hikâyelerinin en dramatik unsurlarından biri olarak tarihlerindeki yerini alıyor. Pop’un da dikkat çektiği gibi Mayaların günümüzde de bu ayrımcılıktan kurtulduğunu söylemek zor. Özellikle de 14 milyonluk nüfusunun yüzde 42’sini yüzde 80 yoksulluk oranıyla yaşayan yerli halkların oluşturduğu Guatemala’da. 1960’ta başlayıp 36 yıl süren iç savaşta Mayalar, CIA destekli darbeyle başa geçen General Efrain Rios Montt’un 1982-1983 arasındaki 17 aylık iktidarında soykırıma maruz kaldı. Ocakta soykırım ve insanlığa karşı suçtan yargılanmaya başlayan diktatör Rios Montt’un solcu gerilla hareketini bastırma hedefi kapsamında, Maya köylerinin yok edildiği katliamlara imza atıldı. 1999 tarihli BM raporuna göre, ordunun yürüttüğü ‘scorched earth’ politikasının (düşmanın faydalanabileceği her şeyi yok etme) bilançosu, yerlilere yönelik 600 katliam oldu. On binlerce yerli, topraklarını terk edip Meksika’ya sığınmak zorunda kaldı. Pop, bu dönemi “Halkın fakirliğini arttıran dış etkenler, yerlilerin de genel nüfus içinde damgalanmasının önünü açtı” diye anlatıyor. 

Yerli hakları için verdiği mücadeleyle 1992’de Nobel Barış Ödülü’nü alan aktivist Rigoberta Menchu da ‘scorched earth’ün hedefinin yerlileri daha da yoksullaştırmak olduğunu vurguluyor: “İç savaş, yerlileri hem bedenen hem ruhen yok etmek için bahane olarak kullanıldı. Mayaların maneviyatının kökünün kazınmak istendiğinin en önemli kanıtı güvenlik güçlerinin rahipleri hedef almasıydı.” Ülkede Mayalar hâlâ toplumun en fakirleri olarak eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere sınırlı ulaşabiliyor. Dilleri resmen tanınmazken, Mayaların torunları da, topraklarından ediliyor. Bu sefer sebep hidroelektrik santralları ve maden arama projeleri. 

İşte karanlık sayfalar içeren bu tarihleri sebebiyle Mayalar, çoğunluğun aksine bir anlamda ‘dünyanın sonu gelecek’ mutluluğu yaşayıp 21 Aralık’ı renkli uğurlama törenleriyle kutladı. Nitekim 800 bin Mayanın yaşadığı Meksika’daki törenlere katılan Jose Manrique Esquivel, kıyamet senaryolarının, ‘kolaylıkla aldanan insanlar üzerinden kâr etmeye çalışan fırsatçıların işi olduğu’ fikrinde. Esquivel, 21 Aralık’ın halkı için asıl anlamını şöyle anlatıyor: “Biz 21 Aralık törenlerinde, zulme ve soykırıma maruz kaldığımız yüzyıllara karşın hayatta kalmamızı kutluyoruz. Tüm zulümlerden Maya gururumuzu koruyarak çıktık. Bu dönemde, çok acılar çektik. Ama bizi fethedemediler. Hâlâ buradayız. Geleneklerimiz, dilimiz ve tarihimizle hâlâ hayattayız. Bu sebeple bizim için 21 Aralık yeni bir çağın başlangıcı. Her şeyimizi yeniliyoruz. Halkımız için açlık, yoksulluk, çatışmalar ve savaşların artık bitmesi için dua ediyoruz.”