Pussy Riot

Pussy Riot
Pussy Riot
Putin'i ve kiliseyi hedef aldıkları gösterileri nedeniyle yargılanan Pussy Riot üyeleri, Rus muhalefetinin yeni yüzü oldu. Kilise en ağır cezayı almalarını istiyor, dünyaca ünlü şarkıcılar ise bırakılmaları için kampanya yürütüyor.
Haber: ÖZGE BABACAN / Arşivi

Rusya’da rengârenk kıyafetleri ve maskeleriyle sahneye çıkan 20’li yaşlardaki punkçı kadınların kurduğu müzik grubu Pussy Riot son günlerde sadece Rusların değil tüm dünyanın dikkatini çekti. Kısa bir süre öncesine kadar az kişinin adını duyduğu muhalif grubun dört üyesi Rus Ortodoks Kilisesi’nin kutsal mekânı Kurtarıcı İsa Katedrali’nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve kilise aleyhinde söyledikleri şarkıyla gündeme oturdu. Peki Rusya’nın 3. kez devlet başkanlığı koltuğuna oturan liderine karşı isyan bayrağını açan bu genç kadınlar kim? 

Amatör bir punk grubu olan Pussy Riot, Ekim 2011’de kurulduğunda Rusya’da kadının statüsünü sorgulayan eylemlerle adını duyurdu. Feminizmi benimseyen grup bu fikrini isimlerine de yansıtmış olacak ki grubun ismi ‘kadın cinsel organı’ ve ‘isyan’ kelimeleriyle oluşturulmuş. Pussy Riot’un kalıcı 10 üyesi, Rusya’nın anarşizm köklerinde önemli yer tutan kolektivist anarşizm kuramcısı Mihail Aleksandroviç Bakunin ve anarşist Rus yazar Emma Goldman’ın günümüzdeki farklı birer yansıması gibi. Ayrıca ABD ’de 1990’ların güçlü indie-feminist hareketi Riot Grrrl’den de etkilenmişler. 

Katedralde ‘Punk duası’ 
Grubun dört üyesi muhalif ruhunu Putin’in seçim kampanyalarına taşıyıp 21 Şubat 2012’de başkent Moskova’daki katedralde “Bakire Meryem Feminist Oldu”, “Meryem Ana Putin’i Tarumar Et” sözlerini içeren ‘Punk duası’ adlı argo ve küfürlü sözler içeren şarkıyla büyük ses getirdi. Grup gösterilerine ilk olarak Putin’in kadınlara yönelik politikalarını protesto amacıyla Moskova metrosunda başladı. Renkli kıyafetleri ve yüzlerini saran başlıklarıyla birçok destekçi kazanan grup yaptıkları muhalif şarkılarla politikacıları hedef aldı. Pussy Riot’un serüveni yolsuzluk davaları konusunda Putin’in başını ağrıtan muhalif blogger ve hukukçu Aleksey Navalni’nin 2011’de gözaltına alınmasını protestoyla devam etti. Grup adını asıl olarak 20 Ocak 2012’de Moskova’nın kalbi Kızıl Meydan’da düzenlediği Putin karşıtı izinsiz gösteriyle duyurdu. Grubun gözaltına alınan 8 üyesi para cezası ödeyerek serbest kaldı. Bu sürede grubun destekçi kitlesi giderek büyüdü. 

Kızıl Meydan’daki gösteri videosunun internette yayımlanmasıyla sayıları milyonları bulan bir hayran kitlesine ulaştı. Son olarak grubun 4 üyesi şarkılarını katedralde sadece din adamlarının yaklaşabildiği sunağın yanında söyleyince işler çığırından çıktı. Çünkü Rus Ortodoks Kilisesi, grubu ‘holiganizm’ ve ‘toplumda dini nefreti teşvik etmekle’ suçlayıp dava açtı. Grubun katedrali seçmekte bir amacı vardı. Başkanlık seçimlerinde Putin’i açıkça destekleyen Rus Ortodoks Kilisesi’nin lideri Başpiskopos Kiril bu katedralde görev yapıyordu. Ancak grubun bu sürpriz çıkışı onlara pahalıya mal oldu. Seçimlerin yapıldığı 4 Mart’ta önce Nadejda Tolokonnikova (22) ve Maria Alyokina (24), 15 Mart’ta da davada tanıklık yapan Yekaterina Samutseviç (29) tutuklandı. 

Yaklaşık 5 aydır 7 yıl hapis istemiyle cezaevinde yatan grup üyelerinin ilk duruşması geçen pazartesi günüydü. Kadınlar yaptıklarının ‘etik’ olarak yanlış olduğunu kabul edip özür diledi, ancak suç işlemediklerini söyledi. Kilisenin ‘kâfir’ olarak gördüğü sanıklar duruşma salonunda demir parmaklıklarla çevrili şeffaf plastik levha kaplı bir bölme içinde oturuyor. Kendilerine yöneltilen suçlamaları reddedip masum olduklarını söyleyen grup, davanın üçüncü gününde yorgun düştüklerini ve aç kaldıklarını öne sürdü. Sanıklardan Alyokina savunmaya hazırlanmak için yeterli süre verilmediğini söyledi ve yargıcın değiştirilmesini talep etti.
Anti-Putin’ci grup için perşembe günü sürpriz bir gelişme yaşandı. Putin “Umarım yaptıklarından kendileri bir sonuç çıkartırlar” diyerek “Sert bir karar alınması gerektiğini düşünmüyorum” açıklamasında bulundu. Bu açıklama grubun destekçileri tarafından dava sürecinde bir umut olarak görülüyor.

Punkçılara destek büyük
Pussy Riot’un davası Rus toplumunu da bölmüş durumda. 4 Mart’taki başkanlık seçimi öncesi yapılan bir ankete göre gruba dine hakaret ettikleri gerekçesiyle tepkili olan kişilerin oranı yüzde 50’yi buluyor. Ancak özellikle sanatçılar ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarından Pussy Riot’a destek büyük. Duruşma öncesi yüzün üstünde Rus aktör, yönetmen ve müzisyen hazırladıkları açık mektupla üç kadının serbest bırakılması çağrısı yaptı. Geçen ay Rusya’da konser veren Red Hot Chilli Peppers, Sting ve Franz Ferdinand da gruba desteklerini dile getirdi. Red Hot Chili Peppers’ın solisti Anthony Kiedis, St. Petersburg’daki konserinde Pussy Riot yazılı bir tişört giydi. Ünlü İngiliz rock müzisyenleri Alex Kopranos ve Smiths grubunun eski gitaristi Corinne Bailey Rae de gruba destek amaçlı bir mektup yayımladı. 

Grubun destekçileri duruşma devam ederken mahkeme binası önünde aralıklarla ‘Pussy Riot’a Özgürlük’ sloganlarıyla gösteri düzenliyor. Uluslararası Af Örgütü ise 3 Nisan’da kadın aktivistlerin serbest bırakılması için bir basın açıklaması yaptı. Örgüt, ABD’nin başkenti Washington’daki Rus Büyükelçiliği önünde de grubun üyeleri için bir gösteri düzenledi. Davanın seyrine tüm dünyada ilgi büyük. Grup hakkında tüm haberlere resmi internet sitesi pussyriot.org’dan ulaşılabiliyor.