Rakiplerini de dönüştürdü

Haber: ZEYNEL A. BESLENEY / LONDRA / Arşivi

Margaret Thatcher, Winston Churchill ile birlikte 20. yüzyılın ‘en İngiliz’ siyasetçisiydi. İngiliz toplumsal yapısını baştan aşağı değiştiren politikaların mimarı olarak tarihe damgasını vurdu. İktidardaki 11 yılı, Muhafazakâr Parti dahil İngiliz siyasi hayatının erkek egemen yapısıyla, sanayi devrimi sonrasının en güçlü örgütleri olan sendikalarla, dünya siyasetinde gücünü kaybetmiş Britanya’ya yeni bir rol biçmek için mücadeleyle geçti. Falkland Savaşı’nda Arjantin’i, siyaseten çok güçlü olan maden sendikalarını çıkardığı ‘kelle vergisi’ ve kararlılıkla izlediği maden kapatmaları politikalarıyla yenerek Sanayi Devrimi sonrası düşüşe geçen Britanya’nın transformasyonunu başlattı. Bu acımasız mücadelede yüzyıllık madenler kapatıldı, çeşitli sektörler ortadan kalktı ve çeşitli zanaat ve mesleklere dayanan topluluklar bir daha hiç kurulmamak üzere tarihin tozlu sayfalarında atıldı. Toplumun omurgası değişti. Onun “Toplum diye birşey yoktur’ düsturu bir yandan herkesin kendi başının çaresine bakacağı bir toplum modelinin temellerini atarken, bir yandan da sanayi üretimi ağırlıklı köhnemiş ekonomik yapıyı da finans ve hizmet sektörünün domine ettiği bir ekonomik modele dönüştürdü.
Sadece onu destekleyenleri değil rakiplerini de dönüştürdü. Alt sınıflar belediye ve devletin kendilerine tahsis ettiği evleri satın alarak ‘mülklü sınıflar’ kategorisine terfi ettiler. Tony Blair liderliğindeki ‘Yeni’ İşçi Partisi, döneminde şiddetle karşısında olduğu Thatcher politikalarını benimseyerek 1997’de seçimleri kazandı ve 13 yıl iktidarda kaldı. Uyguladığı politikalar, Britanya’da bugün dahi devam eden yaşam tarzı ve dünya görüşleri temelinde yaşanan toplumsal ayrılıkların tohumunu atsa da, parti içi bir darbeyle 1990’da başbakanlığı kaybettiğinde döktüğü gözyaşları ‘demir lady’ lakabıyla çelişse de Thatcher sadece Britanya tarihinin değil 20. yüzyıl dünya siyasi tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak tarihte yerini aldı.