Rojava kazanırsa Türkiye de kazanır

Rojava kazanırsa Türkiye de kazanır
Rojava kazanırsa Türkiye de kazanır
Cenevre-2 Konferansı öncesi Türk Dışişleri ile yeniden görüşmek istediğini belirten PYD lideri Salih Müslim, Rojava'da elde edilecek kazancın Türk ve Kürtlerin ortak kazancı olacağını söyledi.

PYD lideri Salih Müslim, Cenevre-2 Konferansı öncesi “ Türkiye kendi Kürtleriyle barışırsa bütün Kürtlerle de barışmış olur. Rojava’nın da kaderi değişir. Biz kazanırsak Türk ve Kürt halkı kazanmış olur” mesajı verdi. Avrupa Parlamentosu’nda ‘Türkiye, Kürtler ve İmralı Barış Görüşmeleri: Tarihsel Bir Fırsat Konferansı’ için Brüksel’e gelen Müslim, Radikal’e konuştu:
BARIŞ İÇİN SAVAŞIYORUZ: Türk halkının bizi anlayışla karşılamasını istiyorum. Hem Türk ve hem Kürt halkına hiçbir zaman ne zarar vermek istiyoruz, ne de zarar verebiliriz. Çünkü onlar bizim halkımızdır. Yüzlerce sene beraber yaşadık. Biz halkların kardeşliği için savaşıyoruz. Ben kendim bile halkların kardeşliği için, barış için demokrasi için oğlumu kaybettim. Biz bunun için savaşıyoruz. Halkları öldürmek ya da başka hedeflerin peşinde değiliz. Onun için Türk halkının bizi bu anlayışla kucaklamasını arzuluyorum.
TÜRKİYE YANLIŞ HESABIN FATURASINI ÖDÜYOR: Suriye meselesinde Türkiye hükümeti çok yanlış yaptı. Onun için bütün siyasetleri boşa çıktı ve şimdi onun acısını çekiyorlar. Türkiye hükümeti yanlış hesaplar yaptı. Şimdi de faturasını ödüyor. Evet rejim diktatördü, hepsini biliyoruz. Bunun acı faturasını da zamanında biz ödedik. Bizim umudumuz, Kürt meselesinde yanlış hesaplar yapmasın. Yaparsa hepimiz zarar görürüz. Hem biz, hem Türkiye halkı zarar görür. Türkiye hükümetinin bize karşı tavrı Türk- Kürt ilişkilerine yakışmıyor. Rica ediyorum. Bunu yaparlarsa sonuçları çok kötü olur, hepimiz için.
KAZANÇ ORTAK: Cenevre -2, Kürtler için, Kürtlerin Rojava bağlamında statü kazanmaları için bir fırsattır. Türkiye buna engeller çıkartıyor. Bunu yapmasınlar biz bu süreçte ne kazanırsak Türk ve Kürt halkının ortak kazancı olacaktır, hepimiz kazanmış oluruz. Bu yanlışlığı yapmasınlar.
TÜRKİYE BASKI YAPIYOR: Herkes Rojava’yı bahane ediyor. Kürtlere karşı bir Türk hassasiyeti, Kürt fobisi var. Bu nedenle Türkiye hükümetinin, Suriye muhalefetine bu yönde yaptığı bir baskı var. Çözüm olursa en azından onlara baskı yapamaz. O zaman Suriye muhalefeti, ‘Yani sen kendi Kürtlerinle barışıyorsun da biz neden barışmayacağız. Bırakın biz de barışalım Kürtlerimizle” diyecekler. Çünkü Suriye muhalefetinin bize yönelik bir itirazı yok, Türkiye’nin baskısıyla bir kısmının almak zorunda olduğu bir tavır var.
BÜTÜN KÜRTLERLE BARIŞ: Öcalan’ın 21 Mart Nevruz’unda okunan açıklaması bütün Kürtleri sevindirdi. Türkiye’nin tek yolu, Kürtler neredeyse onları kazanmak. Kuzey, güney ve batıdakileri, Rojavadakileri kazanmak. Yani Türkiye kendi Kürtleriyle barışırsa bütün Kürtlerle de barışmış olur.
PETROL ÖNCELİK DEĞİL: Suriye’deki halklarla birlikte, Suriye’nin demokratikleşmesini istiyoruz. Sanırım çıkarlar peşine düşmek bizi çok yanlış yerlere götürür. İlk olarak halkların gönüllerini kazanmak istiyoruz. Beraber barış içinde yaşamanın yollarını açmak gerekir. Sonrasında her şey birlikte halledilir. Gaz, petrol bu süreçte bizim için öncelikli değil.
TEK KURŞUN ATILMADI: Anayasal olarak varlığımızın kabulü ve demokratik haklarımızın kabul edilmesi amacımız. Başka bir şey istemiyoruz. Adı konsun artık bunun, yerel halklar mı derler, yerel yönetim mi derler, otonomi mi olur… Ne derlerse artık. Her şey yolunda giderse Türkiye’nin kaderi ile Kürtlerin kaderi, Rojava’nın da kaderi ortaklaşır. Türkiye- Suriye arasındaki yüzlerce kilometre uzunluğundaki sınırı düşünün. Büyük bir bölümünün iki tarafında da Kürtler var. Dolayısıyla bu sınırın güvenliği bile bizi yakından ilgilendiriyor. Ve bizim hâkim olduğumuz sınır hattından Türkiye’ye tek bir kurşun atılmış mı? Atılmadı, atıldığını söyleyemezler.
DİYALOGDAN YANAYIZ: Cenevre öncesinde Türk hükümetiyle, Türkiye Dışişleri ile görüşmek isteriz. Bundan çok memnun oluruz. Biz her zaman diyalogdan yanayız.

İslami Cephe ile gizli buluşma

 Batılı güçlerin, Cenevre-2 Konferansı’na destek vermeleri ve Kaide’ye karşı mücadele etmeleri talebiyle Suriye’deki İslamcı gruplarla Ankara ’da görüştüğü belirtildi. Telegraph ve Times gazetelerine göre İslami Cephe adıyla birleşen İslamcılarla görüşmeye Türkiye, Britanya, ABD ve Katar’dan yetkililer katıldı. Times “Batılı heyetler, uluslararası barış sürecine çekilmeleri ve giderek büyüyen El Kaide tehdidine karşı mücadeleye destek vermeleri için Suriye’deki İslamcı isyancılarla bir araya geldi” ifadelerini kullandı. İslami Cephe, ılımlı Tevhit Tugayı ve selefi İslam Ordusu’nun yanı sıra Kaide’ye bağlı Nusra Cephesi ile birlikte hareket eden Ahrar-ı Şam gibi örgütlerin katılımıyla kasımda kurulmuştu. 

51 Kürt daha IŞİD’in elinde

PYD ile temmuzda giriştiği çatışmalarda Halep’in Tel Aran ve Tel Hassel kasabalarından kaçırdığı 200 Kürtten sadece birkaçını bırakan Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) yine benzer bir eyleme başvurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre PYD’nin doğuya ilerlemesi üzerine Minbic ve Carablus’u kuşatan IŞİD, bu hafta 9’u çocuk ve biri kadın 51 Kürtü daha kaçırdı.
Iraklı kameraman öldürüldü
Bu arada Sınır Tanımayan Gazeteciler, ‘kurtarılmış bölgede’ ilk kez yabancı bir gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Bir İspanyol gazetesi için Halep’e giden Iraklı kameraman Yasin Cumali IŞİD tarafından kaçırıldıktan sonra İdlib’de öldürüldü.

Kimyasal rota belli oldu

Suriye’nin kimyasal silah stoklarının imha sürecinin rotası belli oldu. BM Güvenlik Konseyi’ne bilgi veren Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Koordinatörü Sigrid Kaag, kimyasal stokun önce Lazkiye Limanı’ndan başka bir ülkeye, bu ülkeden de imha için hazırlanacak ABD gemisi Cape Ray’e taşınacağını açıkladı. Kaag, kimyasalların bazı BM üyesi ülkelerce sağlanacak ticari gemilerle alınarak başka bir limana götürüleceğini ve buradan da cephaneyi imha edecek Cape Ray’e ulaştırılmasının planlandığını anlattı. Kaag, hangi ülkelerin sürece dahil olacağına dair ise bilgi vermedi. Ancak Guardian gazetesi, Şam-Washington arasındaki düşmanlık sebebiyle Cape Ray’in doğrudan Lazkiye’ye girmeyeceğini ve kimyasal silahların 2013 sonuna doğru Lazkiye’den Danimarka bandıralı bir gemiye yükleneceğini yazdı. Haberde, Virginia’nın Norfolk Limanı’ndaki Cape Ray’in 4 Ocak’ta denize açılmasının planlandığı belirtildi.
Öte yandan Kaag, hassas kimyasalların 31 Aralık, diğerlerinin ise 5 Şubat 2014’e kadar ülke dışına çıkarılmasının ve imha işleminin de en geç Haziran 2014’e dek tamamlanmasının öngörüldüğünü anımsatıp bu zaman çizelgesine uyulması için ‘en önemli unsurun Suriye’nin güvenlik koşulları’ olduğuna vurgu yaptı. Kaag, “Bu takvimi etkileyebilecek, bizim kontrolümüzün ötesinde faktörler var” ifadelerini kullandı. Lazkiye’ye ulaşımda kilit önemdeki Şam-Halep yolundaki güvenlik şartlarının kötü olmasını örnek gösteren Kaag, “Eğer bu yol kullanılamazsa, bu gerçek bir sorun olur” vurgusu yaptı.