Rusya ve Çin Esad'a kalkan oldu

Rusya ve Çin Esad'a kalkan oldu
Rusya ve Çin Esad'a kalkan oldu
New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Suriye ile ilgili karar taslağı, Rusya ve Çin tarafından veto edildi.

BM Güvenlik Konseyi (BMGK), Suriye'deki şiddetin derhal sona ermesi çağrısında bulunan ve Suriye rejimi tarafından yapılan insan hakları ihlallerini kınayan karar tasarısını, Rusya ve Çin'in vetosu nedeniyle kabul etmedi. 15 üyeli BMGK'da yapılan toplantıda, Türkiye 'nin de destek verdiği karar tasarısına 13 üye ülke ''evet'' oyu verirken; Rusya ve Çin, ''hayır'' oyu verdi ve kararı BMGK'nın daimi üyeleri olarak veto etti.

Oylama öncesinde yapılan ve sadece BM Daimi Temsilcilerinin katıldıkları basına kapalı danışma toplantısında, Rusya'nın hem karar tasarısında değişiklik yapılmasını hem de oylamanın ertelenmesini istediği, ancak Konsey üyelerinin buna yanaşmadığı öğrenildi. BMGK'daki oylama, Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Vitali Çurkin'in uzun süre toplantı salonuna gelmemesi nedeniyle gecikti. Tasarının, 15 üyeli BMGK'dan geçmesi için daimi üyeler (ABD, Fransa, İngiltere, Çin ve Rusya) tarafından veto edilmemesi ve en az 9 üyenin ''evet'' oyunu alması gerekiyordu. 

Suriye rejimine yönelik ağır eleştiriler yöneltilirken, en sert çıkış ABD'den geldi. Yazılı bir açıklama yayımlayan ABD Başkanı Barack Obama, BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye'deki rejiminin "acımasız vahşetine" karşı bir tutum belirlemesi gerektiğini ifade etti. Ancak Obama'nın bu çağrısının yerine getirilmesinin önündeki en önemli engel olarak Rusya'nın tutumu gösteriliyordu. Gün boyunca Münih ve New York hattındaki diplomatik trafikte Rusya'nın kabul edeceği bir formül arandı. Ancak, Rusya ikna edilemedi. BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan oylamada Rusya ve Çin veto edince, karar tasarısı düştü.

RUSYA İKNA OLMADI 
Geçen hafta içerisinde Rusya'nın itirazları üzerine Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a görevden ayrılması yönünde açık çağrı yapan bölüm Fas tarafından hazırlanan karar taslağından çıkarılmıştı. Ancak Cumartesi günü üyelerin elinde bulunan metinde, “Arap Birliği'nin, Suriye'de demokratik ve çoğulcu siyasi geçiş sürecini kolaylaştırmayı amaçlayan 22 Ocak 2012'deki kararına tam destek verildiği" ifade ediliyordu. Arap Birliği planı kapsamında, “Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın yetkilerini yardımcısına bırakması” öngörülüyor. Tasarının 15 üyeli Konsey'den geçmesi için hiçbir daimi üye (ABD, Fransa, İngiltere, Çin ve Rusya) tarafından veto edilmemesi ve en az dokuz üyenin “evet” oyunu alması gerekiyordu. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Susan Rice, toplantıya girerken gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya'nın tasarı üzerindeki değişiklik taleplerinin "kabul edilemez" olduğunu söylemişti. Oyalma öncesi Rusya'ya en sert tepki ise Fransa'dan geldi. Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe Güvenlik Konseyi'nde alınacak Suriye kararını engelleyeceklerin, "tarih karşısında büyük bir sorumluluk" alacağını söyledi.

RUSYA'NIN İKİ İTİRAZI VAR
Lavrov, Münih'teki konferansta yaptığı konuşmada Rusya'nın itirazlarını da sıraladı. Rusya'nın en büyük itirazının, tasarının Esad hükümetine karşı önlemler almasına karşın, "barışçıl protesto gösterilerini manipüle eden silahlı grupları" hesaba katmaması olduğunu söyleyen Lavrov, "İkisini de yapmazsanız, iç savaşın tarafını tutmuş olursunuz" dedi. Lavrov, ayrıca "Karar tasarısı onaylanır ve Esad gitmezse, ABD ve Avrupa'nın Suriye'yle ilgili gelecekteki planları ne olacak?" sorusunu yöneltti. Lavrov sabah saatlerinde Rusya'nın Rossiya televizyonuna yaptığı açıklamada, karar tasarısının mevcut haliyle oylamaya sunulması halinde, Batı'nın yeni bir "skandal" ile karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde Ekim ayında yapılan oylamada Suriye'yi kınayan bir karar tasarısını veto etmişti. Rusya'ya en sert tepki ise Fransa'dan geldi. Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe Güvenlik Konseyi'nde alınacak Suriye kararını engelleyeceklerin, "tarih karşısında büyük bir sorumluluk" alacağını söyledi.

BMGK'nın Fas tarafından geçen hafta sunulan ve üzerinde sonradan değişiklikler yaptığı karar tasarısını hemen oylamaya sunması beklenirken, Rusya oylamaya geçilmeden önce danışma toplantısı düzenlenmesini istedi. BMGK'nın basına kapalı danışma toplantısı devam ediyor. Rusya'nın Suriye karar tasarısında değişiklikler yapılmasını istediği öğrenildi. Tasarının, 15 üyeli BMGK'dan geçmesi için daimi üyeler (ABD, Fransa, İngiltere, Çin ve Rusya) tarafından veto edilmemesi ve en az 9 üyenin “evet” oyunu alması gerekiyor. Bu yüzden Rusya'nın kullanacağı oy büyük önem taşıyor.

Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve dış istihbarat şefi eski Başbakan Mihail Fradkov'un 7 Şubat'ta Suriye'ye gideceği bildirildi. Münih'teki güvenlik konferansına katılan Lavrov, Rus haber ajansı RİA Novosti'ye yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev'in talimatı üzerine Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile görüşmek için Fradkov ile 7 Şubat'ta Şam'a gideceklerini söyledi. Lavrov, ziyaretin içeriği konusunda bilgi vermedi. Sergey Lavrov, konferansta bugün yaptığı konuşmada, BM'nin Suriye ilgili son karar tasarısının genelde olumlu olduğu, ancak düzeltilmesi gereken son derece önemli “Bir-iki nokta” bulunduğunu belirterek, tasarının bu haliyle Güvenlik Konseyi'ne gelmesi halinde onaylamayacaklarını söylemişti. 

Rusya'nın Suriye'ye silah satışının Ortadoğu'daki güçler dengesini etkilemeyeceğini savunan Lavrov, “Biz gerçekleri açıkladı: Bölgedeki diğer ülkelere ne verirsek verelim bunun bölgedeki güç dengesine bir etkisi yok. Biz uluslararası hukuk tarafından yasaklanmamış bir şeyi durdurma yönündeki talepleri kabul edemeyiz” demişti.
Rusya'nın Suriye'ye silah satışının Arap baharı öncesi güç dengesini değiştirmediğini ve mevcut durumu etkilemediğini belirten Lavrov, “Biz ateşli silahlar satmıyoruz. Bizim sattığımız şeyler çatışmalarda kullanılan şeyler değil “ diye konuşmuştu. Moskova, Ortadoğu'daki en büyük silah müşterisi olan Suriye ile 24 Mig-29M/M2 savaş uçağı ve 8 Buk-M2E hava savunma sisteminin satışı anlaşması imzalamıştı. Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anatoliy Antonov önceki gün yaptığı açıklamada, Moskova'nın uluslararası hukuka ve ikili anlaşmalara uygun bir şekilde Şam'a silah satışına devam edeceğini söylemişti. 

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN SERT AÇIKLAMA
Dışişleri Bakanlığı, uluslararası toplumun BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye konusunda bir kararın görüşüldüğü bir aşamada meydana gelen son “katliam” karşısında, Suriye halkının vahşet ve saldırılara maruz kalmasını önlemek için üzerine düşen sorumluluğu “artık bir dakika daha kaybetmeden” üstlenmesi gerektiğini bildirdi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Suriye güvenlik güçlerinin dün geceden bu sabaha kadar Humus halkına karşı silahlarla gerçekleştirdiği “katliam” sonucunda aralarında kadın ve çocukların bulunduğu yüzlerce sivilin öldürülmesi ve daha fazlasının yaralanmasının büyük bir infial yarattığı vurgulandı. Bir ülkenin resmi güvenlik güçlerinin kendi şehirlerini topa tutmasının o ülkedeki hükümetin yönetme meşruiyetini tamamen kaybettiğinin en somut kanıtı olduğunun altı çizilen açıklamada, “Katliamı en şiddetli biçimde kınıyor ve lanetliyoruz” denildi. 

Humus halkını çocuk, kadın yaşlı ayrımı yapmadan topyekun cezalandırmaya yönelik bu acımasız eylemin, Suriye yönetiminin içine düştüğü hukuksuzluğun ve aczin de açık bir göstergesi olduğu kaydedilen açıklamada, şöyle devam edildi: 

“Uluslararası toplum bu suruma seyirci kalmamalıdır. Bir kente karşı toplu bir katliama girişenlerin işlediği bu insanlığa karşı suçların cezasız kalmaması, uluslararası camianın ortak vicdani sorumluluğudur. Uluslararası toplum, 1982’de yaşanan ve insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınan Hama ve Humus olaylarının 30. yıldönümünde ve BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye konusunda bir kararın görüşüldüğü bir aşamada meydana gelen bu son katliam karşısında, Suriye halkının vahşet ve saldırılara maruz kalmasını önlemek için üzerine düşen sorumluluğu artık bir dakika daha kaybetmeden üstlenmelidir.

DAVUTOĞLU DEVREDE
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 48. Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa, Avustralya Dışişleri Bakanı Kevin Rudd, İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos ve telefonda Pakistan Dışişleri Bakanı Hina Rabbani Khar ile görüştü. Davutoğlu'nun, Arnavutluk Başbakanı Berişa ile yaptığı görüşmede, Berişa'nın ikili ilişkilerin gelişmesinde önemli rol oynadıkları için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'a teşekkür ettiği ve ülkesindeki Türk şirketlerin sayısının daha da artmasını dilediği bildirildi. Berişa'nın görüşme sırasında Türkiye'yle enerji ve turizm alanında da ilişkileri geliştirmek istediklerini söylediği ve Davutoğlu'ndan, Bosna-Hersek ve Sırbistan'daki temasları hakkında bilgi istediği belirtildi. Berişa'nın ayrıca, Makedonya'daki bir festival sırasında Müslümanların aşağılandığını, bu tür davranışları kabul etmediklerini ifade ettiği, Davutoğlu'nun da, genel olarak Makedonlarla Arnavutlar arasında bir sorun yaşanmadığını, ancak bazen bu tür olayların meydana gelebildiğini söylediği kaydedildi. 

Bakan Davutoğlu'nun İspanya Dışişleri Bakanı Moratinos ile yaptığı görüşmede ise Akdeniz bölgesinde işbirliği yapılması konusunun gündeme geldiği, Davutoğlu'nun İspanya'ya Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki desteğine teşekkür ettiği bildirildi. Davutoğlu'nun ayrıca, Fransa Senatosunda kabul edilen 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasa konusunda Türkiye'nin AB'den destek beklemiş olduğunu söylediği, Moratinos'un da Türkiye'nin önemli ekonomik gelişmeler kaydettiğini belirterek, ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini istediklerini ifade ettiği kaydedildi.
 
Bakan Davutoğlu'nun Moratinos ve Rudd ile Suriye konusunda BM Güvenlik Konseyinde görüşülen karar tasarısını, İran'ın nükleer programını ve Ortadoğu'daki gelişmeleri de ele aldığı bildirildi.Davutoğlu'nun, Rudd'u Türkiye'ye davet ettiği, Rudd'un da Türkiye'yi ziyaret etmek ve işbirliği olanaklarını görüşmek istediğini söylediği belirtildi. Davutoğlu'nun Rudd'a, Rusya'da Suriye konusunda yaptığı görüşmeler hakkında da bilgi verdiği ifade edildi. Dautoğlu'nun Pakistan Dışişleri Bakanıyla telefonda yaptığı görüşmede de, BM Güvenlik Konseyindeki Suriye karar tasarısı hakkında görüş alışverişinde bulunulduğu kaydedildi. Bakan Davutoğlu, Münih Güvenlik Konferansına katılan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile de görüşecek. 

ESAD’I İSTANBUL'DA PROTESTO ETTİLER 
Humus'ta düzenlenen askeri operasyonda 300’e yakın muhalifin hayatını kaybetmesi, Suriye ve Rusya Federasyonu’nun İstanbul Konsoloslukları’nda protesto edildi.
Suriye Konsolosluğu önünde İHH’nin çağrısı ile bir araya gelen yaklaşık 150 kişi, Başer Esad’ı protesto etti. 'Katil Esad Hesap Verecek’, 'Özgür Suriye’, yazılı dövizler açıldı. 'Ümmetin birliği, Baas’ı yıkacak’, 'Zalimler için yaşasın cehennem’ diye slogan atıldı. Basın açıklaması yapan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, "Humus’un etrafı sarılmış, bombalanıyor. Ne yapıyorsunuz siz? Birazcık yüreğiniz yok mu sizin? Eğer zalim Esad’ın karşısında yer almazsanız, bütün liderler geleceğinden korksun. Bu halk, bu insanlar, bu gençler artık hiçbir zaman sessiz kalmayacak. Gerekirse hep beraber Suriye halkı ile beraber, Humus’tayız, Şam’dayız, Halep’teyiz. Bugün Esad rejiminin yapmış olduğu katliamlar, Siyonist İsrail’in Filistin’ de yaptığı katliamlardan çok daha büyük. 

Bunu bilmeyenlere bir utanç vesilesi olarak buradan söylüyorum. O nedenle Esad rejiminin yanında yer olmak, akıl karı değil. Orada Müslümanlar kendi bağımsızlıklarını istiyor. Bir de ’Müslümanlar batından yardım istiyorlar’ diyorlar. Ey İslam alemi; Adam olun ki sizden yardım istesinler. Bu Suriye halkı hiçbirinin kapısına gitmedi. Suriye halkını hep beraber tebrik ediyoruz. Onlarla beraberiz" dedi. 

Arap Birliği’ne ve İslam Konferansı’na çağrıda bulunan Bülent Yıldırım, "Görevinizi yapın. Çok konuşup, iş yapmıyor konumuma düşmeyin. Esad ile beraber masalarda yediğiniz yemeğin diyetini verin. Bölgede Amerika ve batı emperyalizmi istemiyorsanız, bu işi kendiniz çözün. Bütün gücümüzle Suriye halkına yardım etmeye devam ederiz. Sakın ola, Suriye halkından uzaklaşmayın" diye konuştu. Tepebaşı’ndaki Rusya Konsolosluğu önünde Suriye ve Türk bayrakları ile gösteri yapan 30 kişilik topluluk da Başer Esad’a destek verdiği gerekçesi ile Rusya Fedarasyonu’nu protesto etti. 

DİYANET KINADI
Bu arada Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de , Suriye'nin Humus kentindeki olaylarla ilgili, “İnanç ve düşünce hürriyetinin korunması başta olmak üzere ibadet mahal ve mekanlarının her türlü tehdit ve taarruzdan uzak kılınmasına yönelik insani, dini ve uluslararası kriterleri hiçe sayan bu eylemi şiddetle kınıyoruz” ifadelerini kullandı. Görmez, yaptığı yazılı açıklamada, kardeş ve komşu ülke Suriye'de meydana gelen ve 300'ü aşkın kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıların, tüm Müslümanlar arasında oldukça derin bir infiale yol açtığını belirtti. Adeta bir katliam olarak değerlendirilecek bu olayın, gönül dünyalarını hüzne gark ettirdiğini ifade eden Görmez, şunları kaydetti: 

“Dünyanın hemen her yerinde olduğu gibi Suriye'de de alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin Veladetini dua ve niyazlarla idrak etmek için toplanan cemaate ateş açılmış ve yüzlerce insanın canına acımasızca kastedilmiştir. Cenab-ı Allah'a yakarmak için bir araya gelinmiş böyle mübarek bir günde, hemen her hanede İslam kardeşliğini yaralayacak adeta yeni bir fitneye öncülük edilmiştir. 

İnanç ve düşünce hürriyetinin korunması başta olmak üzere ibadet mahal ve mekanlarının her türlü tehdit ve taarruzdan uzak kılınmasına yönelik insani, dini ve uluslararası kriterleri hiçe sayan bu eylemi şiddetle kınıyoruz. Bu vahim saldırıda hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Cenab-ı Mevladan rahmet, bundan sonraki yaşamlarını bu meş'um olayın acılarıyla sürdürecek olan ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu vesileyle tüm kardeşlerimi aklı selime, sabır ve sükunete davet ederken maruz kaldıkları bu şiddetten bir an önce kurtulmaları için yüce Rabbime niyazda bulunuyorum.” (AA-DHA-ANKA)