Savaş kaygısına çare 'korku şekeri'

Savaş kaygısına çare 'korku şekeri'
Savaş kaygısına çare 'korku şekeri'
Kilis sınırı dünü sakin geçirse de çatışma korkusu her yerde. Çatışmaya şahit olan işçiler 'korku şekeri' ile yatıştıklarını anlatıyor.
Haber: ÇAĞIL KASAPOĞLU - cagil.kasapoglu@radikal.com.tr / Arşivi

BM-Arap Birliği özel temsilcisi Kofi Annan’ın Suriye’de ateşkes planı için tanınan süre dün saat 06.00’da dolarken Öncüpınar sınırında “Ateş açıldı açılacak” tedirginliği hâkimdi. Bir yanda sınırı geçmeyi bekleyen Suriye plakalı TIR’lar, diğer yanda merminin izini süren gazeteciler konuşlandı. Konteynır kampının girişinde güvenlik önlemlerindeki artış dikkat çekti. Girişte İş-Kur’a bağlı sözleşmeli iki işçi ilişti gözüme. “Bacım ne işin var senin burada” diye başladı söze Murat Kaplan. Kamplarda ekmek, su gibi gıda ürünlerinin dağıtımını yapan Kaplan, güvenliğin olmamasından şikâyetçi. “Bacım silahın var mı? Yoksa ne duruyorsun burada?” diyor. Sınırdaki sessizliğin ‘hayra alamet olmadığını’ belirten Kaplan, pazartesi kampa yağan kurşunların da şahidi: “Hemen yere yattık, sürüne sürüne çıktık kamptan.” 

‘İşçinin güvenliği yok’
Personel sorumlusundan güvenlikleri için teminat istediklerinde, “Can güvenliğinizden sorumlu değiliz, geri çekilin” cevabını almışlar. Aylık 700 TL maaşla, 8 aylık sözleşmelerinin 6’ncı ayında kurşunlara şahit olan Kaplan, “Adamlar mermi atıyor biz ne yapalım çiçek mi atalım adamlara” diye isyan ediyor. İş-Kur işçisi Cebrail Yalçın da Türkiye ’nin ‘oyuna sürüklendiğini’ söylüyor. “Türkiye’yi Suriye ile savaşa sokmak için oyun oynuyorlar. Hele bir savaş çıksın, Çin, İsrail hepsi bizi vuracak. 3. Dünya Savaşı çıkacak” diyor Yalçın. Çözümü Suriye’nin silah bırakmasında gören Kaplan, “Kör kurşuna mı gideyim çoluğum çocuğum var benim. Geldik buraya, Arapça konuş diyorlar. Kendi dilimi tam konuşamıyorum bir de Arapça mı öğreneyim” diye çıkışıyor. Yalçın korkusunu gidermek için de çareyi Kilis bölgesinde yaygın kullanılan ‘korku şekeri’nde bulmuş!
“Vallaha koştum korku şekeri aldım. Yoksa dayanılmaz buna” derken, ben de Kilis’te ‘korku şekeri’nin izini sürdüm. 150 yıllık aktarın taş penceresinden satış yapan Ahmed Kudamacı’dan ‘korku şekeri’ aldım. Hemen üç-beş küp şeker çıkarıp üstüne bir sıvı damlatıyor. “Sandal yağı derler buna. Sandal ağacının dış kabuğundan elde edilir. Aç karnına yemekten sonra üç kere al, korku morku kalmaz” diye açıklıyor gizli formülü. Anlattığına göre, korku anında vücudun saldığı özsuyunun dengesini sağlıyormuş bu şeker. 

Esnaf şikâyetçi
Çarşıda esnaf Suriye’deki krizin etkileri nedeniyle dertli. Müşteri bekleyen ayakkabıcı Nafi Erkan, “Sınırdan geçişler yapılmıyor, müşteriler de azaldı” diyor. Kozmetik satıcısı Mehmet Şirinkan da “Türkiye’nin müdahil olması sınır ticaretini de etkiledi. Esnaf ağlıyor. Günde en az 5-6 araba gelirdi. Sınır bizim için ekmek kapısı” diye ekliyor. Kuaför Haluk Kepkep ise Suriye lideri Beşşar Esad’ın ateşkes sözüne uymayacağını düşünüyor: “Esad çok güçlü biri, o üç beş ülkeyi dinleyecek adam değil. Türkiye savaşa çekilmek isteniyor ama yaparsa kendi zarar görür.”