Somali'nin 'rehine' mültecileri

Somali'nin 'rehine' mültecileri
Somali'nin 'rehine' mültecileri
İnsan Hakları Örgütü Mogadişu'daki kamplara yollanan yardımların yöneticilerce hortumlandığını ve kadınların da toplu tecavüze uğradığını rapor etti.

İnsan Hakları İzleme (HRW) örgütü, Somali’nin başkenti Mogadişu’daki mülteci kamplarına yollanan yardım malzemelerinin kimi kamp yöneticilerince çalınıp para karşılığında satıldığını, kadınların da toplu tecavüzlere maruz kaldığını rapor etti. 80 sayfalık ‘Kapı Bekçilerinin Rehineleri’ adlı raporda ordu güçleri, milisler ve ‘kapı bekçisi’ olarak nitelenen kamp yöneticileri suçlandı. 2011’den beri kuraklık ve kıtlığın yanı sıra bu ‘doğal afet bölgelerinin’ çoğunu kontrol eden Şebab ve hükümet güçleri arasındaki çatışmalar sebebiyle yerlerinden olup Mogadişu’daki kamplara sığınan insanların sayısı 80 bin ila 370 bin arasında veriliyor. Türkiye ’den sadece Kızılay’ın Mogadişu’nun Cezire bölgesinde bir kampı var. Yerinden edilmiş 70 kişiyle görüşmeler, fiziksel saldırının yanı sıra seyahat kısıtlaması, yiyecek ve barınmaya erişimin engellenmesi ve etnik grup ya da kabileye dayalı ayrımcılık gibi ihlaller yaşandığını gösterdi. Rapora göre bu ihlalleri şikâyet etmeye kalkışanlar da ya şiddete maruz kalıyor ya da tutuklanıyor.

Yardım kesilmesin diye...

Rapora göre, kapı bekçileri ve milisler, yardımları ‘hortumlamakla’ kalmayıp çıkar sağladıkları bu yardımların kesintiye uğramaması için insanların kampları terk etmelerine izin vermiyor. 30 yaşındaki bir mülteci şunları anlattı: “Bundan daha kötüsü olamaz. Artık hepimiz tek bir şey istiyoruz: Bir araç bulup köye dönmek. Açlıktan öleceksem köyümde ölürüm.” Bir kamp sakini de ‘esaret hayatı’ yaşadıklarını söyledi: “Kamptan ayrılmaya kalkışırsak, bekçiler çadırlarımızı alıyor. Naylon brandamız yok, başka barınağımız ya da uyuyacak bir yerimiz de yok. Yani birileri bizi kurtarıncaya kadar burada rehin alınmış durumdayız.”

Türk yardımı yağmalandı

Raporda başkentin güneyindeki Dharkanley’de 22 Ekim 2012’de bölgesel bir idari yetkiliye bağlı milislerin, yerel halkla birlikte Badbaado Kampı’nda Türk Kızılayı’nın dağıtım yapmasının ardından yardımları yağmaladığı belirtildi. Kapı bekçilerinin kamp sakinlerine yönelik yiyecek kartlarının dağıtımını üstlenme ya da bu kartlara zorla el koyma yoluyla görevlerini suiistimal ettikleri eleştirisi de yapıldı. Bir Türk yardım görevlisi şunları anlattı: “Hükümetten ya da bölgesel idareden yetkililer, yiyecek kartlarını, akrabalarına vermemiz için bize baskı uyguluyor. Yetkililer bizleri arayıp adlarını ilettikleri bazı akrabalarına 5 ya da 7 kart vermemizi tavsiye ediyor, ki bu da aslında tavsiye değil yerine getirilemesi gereken bir şart oluyor.”
Örgüt, asıl sorumlunun hükümet olduğunu vurgulasa da bağışçı devletlerin bu ihlalleri ‘öncelikli mesele görmeleri gerektiğine’ dikkat çekti. Eylülde kurulan hükümete ‘kamplardaki halkın güvenliğini sağlama’ çağrısı yapan örgüt yetkilisi Leslie Lefkow şunları söyledi: “Hükümet, yerinden edilmiş kişilerin korunma şartlarını iyileştirmeli ve ihlallerden sorumlu kişilerden hesap sormalı.”

Tecavüz mağduru korkuyor

Rapora göre, cinsel şiddete maruz kalan kadınlar da ‘saldırganların misillemesi, sosyal dışlanma ve adalet sistemine güvenmeme’ gibi sebeplerle saldırıları ihbar etmiyor. Kuman adlı 23 yaşındaki kadın, 9 aylık hamileyken 3 subayın kendisine tecavüz ettiğini anlattı. Safiyo isimli bir diğeri, milislerin tecavüz ve işkencelerine uğradıktan sonra bacağının kesildiğini söyledi. 4 askerin tecavüzüne uğrayan bir kadının babası ise “Yargıya başvurmayı denemedik bile çünkü kızıma tecavüz edildiği sırada komutan bizi zaten sürekli rahatsız ediyordu. Bu insanlara nasıl güveneyim?” dedi.
Mogadişu’dan Radikal’e konuşan bir Türk yardım koordinatörü, yardımları çadırlarda muhtaçlara bizzat teslim ettiklerini ama kamplardan ayrıldıktan sonra gasp olaylarının yaşanabildiğini söyledi. Muhtaç durumdakilere ulaşabilmek için ‘sus payı’ kabilinden savaş ağalarının yakınlarına yardımların az bir kısmını vermek zorunda kaldıklarını anlatan yetkili, hükümetin tavrına dair de şunları söyledi: “2011’de bir toplantıda yerel yetkililerin ‘milisler yardımlara el koyuyor’ şikâyetini dönemin başbakanı yanıtsız bıraktı. Biz de bir keresinde yerel bir yetkiliye benzer bir şikâyette bulunduk. ‘Milislerle bir kez çatışmaya girdiğimde 20 adamımı kaybettim. Gücünüz varsa siz savaşın’ yanıtını verdi.”