Stratfor istihbaratın sınırlarını mı zorluyor?

Stratfor istihbaratın sınırlarını mı zorluyor?
Stratfor istihbaratın sınırlarını mı zorluyor?
Stratfor'un yazışmaları gün yüzüne çıkınca, bu tip kurumların faaliyetleri de tartışma yarattı. İstihbarat, danışmanlık ve araştırma şirketlerinin amaçları farklı görünse de yöntemleri aynı.
Haber: ÇAĞIL M. KASAPOĞLU / Arşivi

WikiLeaks’in ABD merkezli özel istihbarat şirketi Stratfor’un iç yazışmalarını ifşa etmesi üzerine, istihbarat, danışmanlık ve düşünce kuruluşları arasındaki ince çizgiler yeniden tartışılır oldu. Bilgi, haber , istihbarat toplamanın devlet kurumları, medya ve düşünce kuruluşları (think tank) aracılığıyla yapılmasının yanı sıra bunun ‘ticari bir faaliyet’ olarak icra edilmesi diğer sektörlere oranla biraz daha gölgede kalmıştı. Merkezi Austin’de bulunan Stratfor, üyelik sistemiyle çalışıp, dünyanın dört bir yanından topladığı istihbaratları müşterilerine sunarak geniş iletişim ağını ticari çıkarlara döken şirketlerden biri. İstihbarat ağı öyle geniş ki 2001’de Barron’s dergisinde şirket için kullanılan ‘Gölge CIA’ benzetmesi adının önüne geçmiş. Bu yakıştırmanın en büyük sebeplerinden biri de Stratfor’un çalışanları arasında çok sayıda, Dışişleri Bakanlığı gibi kurumlarda görev almış eski CIA üyelerinin bulunması.
İletişime geçtiğimiz Stratfor çalışanları mülakat vermek istemese de sağladıkları kaynaklara göre 1996’da George Friedman tarafından kurulan şirket kendini şu ifadelerle tanıtıyor: “Stratfor, üyelik sistemiyle çalışan bireysel ve kurumsal müşterilerine, uluslararası ilişkiler hakkında jeopolitik analizler sunan özel bir şirket”. Geleneksel haber mecralarının yanı sıra, ‘açık kaynaklardan’ istihbarat temelli yaklaşımla bilgi toplayıp, ‘belirli bir ideoloji ve gündemi olmayan, tarafsız bir şekilde’ bilgiyi müşterileriyle paylaşma amacında. 

Gazetecilikten farkı ne? 
İnce çizgiler işte bu tanımda biraz daha buharlaşıyor. Şirketin bu faaliyetlerinden ‘ticari çıkar’ sağlaması ve kamuoyu yerine aralarında hükümet kuruluşları, çok-uluslu şirketler ve özel yatırımların bulunan müşterilerine sunması şirketin ‘düşünce kuruluşları ve medya’dan ayrılmasındaki en büyük faktör. Şirketin kurucusu George Friedman, istihbarat şirketi ve gazetecilik arasındaki farkı da şu sözlerle ifade ediyor: “Bir gazete, 5N 1K (ne, ne zaman, nerede, nasıl, neden, kim) sorularını cevaplarken bir istihbarat şirketi ‘Neden’ ve ‘Daha sonra ne olacak’ sorularına önem veriyor.” Friedman’a göre, gazetecilik ‘kaynak merkezli’, ancak Stratfor ‘kaynakların gazetecilere gerçekler yerine istedikleri cevabı verdiği’ düşüncesiyle yola çıkıp ‘daha derin analizlere’ giriyor. Öyle ki, Friedman analizleriyle 2008’de Rusya ve Gürcistan arasındaki gerginlikten doğan Güney Osetya Savaşı’nı önceden tahmin edebildiklerini iddia ediyor.
Adını daha çok 1999’daki Kosova Savaşı ve ABD’deki 11 Eylül 2001 terör saldırıları ile ilgili hazırladıkları analiz raporlarının medyada ilgi görmesiyle duyuran şirket, Türkiye ’nin pek de alışık olmadığı ‘özel istihbarat şirketi’ kavramının da duyulmasının önünü açtı. Konuştuğumuz danışmanlık şirketi ve düşünce kuruluşu yetkilileri bu tip ‘sivil istihbarat’ şirketlerinin çalışma tarzlarını ve diğer ‘bilgi toplayan kuruluşlara’ göre farklarını anlattı. ABD merkezli danışmanlık şirketi Sidar Global Advisors da müşterilerine hangi yollarla analiz ve araştırma raporu sunduklarını dile getirdi. Uzmanlara göre, ‘para karşılığı bilgi’ almak Türkiye için yeni bir kavram.

‘Stratfor istihbarat için bir köprü gibi’
Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi Başkanı Sinan Ülgen: Stratfor, istihbarat ve düşünce kuruluşları (think tank) arasında bir köprü. Kendi analistleri vasıtasıyla think tank’lere hizmet ediyor, aynı zamanda ticari bir kuruluş. Think tank’ler kamuya açık, kamuyla paylaşıyor ancak Stratfor kendi müşterilerine özel rapor hazırlıyor. Haber toplama yöntemleri arasında kendi kurumları dahilindeki uzmanları bölgeye gönderip görüşmeler yaptırmak var. Ayrıca o bölgede güvendikleri birinin analizlerini değerlendiriyorlar. Dolaylı istihbarat toplama yöntemi gibi. Çoğu açık kaynakların ifadesine dayandırılıyor. Topladıkları, başkaları tarafından bilinmeyenler değil, bilinenlerin değerlendirilmesi anlamına geliyor. Nitekim, bazıları az biliniyor. Dünyada riskli bölgelerde iş yapanlar dış değerlendirmelere ihtiyaç duyuyor. Medya ile ortaklık yapmalarında sorun yok. Karşılıklı etkileşim var, bu da yarar sağlıyor. Medyada bir bilgi akımı karşılığında kendi analizlerini paylaşıyorlar.

‘Türkiye’de bu durum çok yok’
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Ortadoğu Uzmanı Oytun Orhan: Düşünce kuruluşları ve istihbarat şirketleri arasında işin özü itibariyle benzerlikler var. Yaptıkları, sivil alanda bilgi alıp toparlanması. Araştırma merkezli sponsorlukla yürüyor ya da siyasi parti veya devlet kurumları tarafından destekleniyor. Bu nedenle yüzde yüz bağımsız demek doğru olmaz. Özel istihbarat şirketleri siyası alanda yaptıkları analizlerle para kazanıyor. Türkiye’de bu durum çok yok. İstihbaratta işin özü gizliliktir. Medya ile iletişimde olmaları sakıncalı değil. Araştırma yöntemlerinden birincisi çalışanların bölgeye gitmesidir. İkincisi ve en önemlisi içeriden bilgi almaktır. Klasik istihbaratın ötesinde sivil istihbarat üretimi yapılıyor.

‘Türk şirketler bilgiye, bu tip hizmetlere itibar etmiyor’
Cenk Sidar (ABD merkezli makro araştırma ve stratejik danışmanlık firması Sidar Global Advisors yöneticisi): Biz özel şirketlere stratejik danışmanlık ve gelişmekte olan piyasalar için araştırma hizmeti veriyoruz. Stratejik danışmanlık bağlamında şirketin bir yöneticisi gidip yapılacak yatırımları değerlendiriyor, ilk aşamaları gerçekleştiriyoruz. Araştırma boyutunda ise açık kaynaklı bilgileri alıp uzmanlarımızla kendi yorumlarımızı ekliyor, tek sayfalık analiz olarak gönderiyoruz. Tamamen ticari bir kuruluşuz. İstibarat sağlayan değil şeffaf araştırma yapan bir şirketiz. Türk firmaları bu tarz hizmetlere rağbet göstermiyor. Yurtdışında iş yapılacaksa bile bu ‘eş dost kaynaklı’ oluyor. Bu sebeple Türk şirketlerinin yabancı ülkelerde başarılı olması zor. Türk şirketleri bilgiye itibar etmiyor, “En iyisini biz biliyoruz” yaklaşımı var. Bir-iki Türk şirketi hariç genelde firmalarımız yabancı. Analitik düşünmeleri gerekiyor. Biz bunun icin yol gösteriyoruz. Bizden farklı olarak ise düşünce kuruluşları kâr amacı gütmeyen belirli politikalar, gündemleri olan lobi kuruluşlarıdır. Her birinin farklı bir misyonu var, Araç olarak kullanıp kamuoyu oluşturmak, daha fazla insanla paylaşmak istiyorlar. Biz ise yatırım yapacak firmalara o ülke ve sektörler hakkında ekonomik, sosyal durum hakkında bilgi veriyoruz. İnternetten ve oradaki iş çevresi ile konuşup o bölgenin durumu hakkında bilgi toplayarak şirketleri bilgilendiriyoruz.