Tahran'la nereden nereye geldik

Tahran'la nereden nereye geldik
Tahran'la nereden nereye geldik

Brezilya, İran ve Türkiye, 2010 da uranyum takasını öngören Tahran Deklarasyonu nu imzaladı.

Haber: ÇAĞIL M. KASAPOĞLU / Arşivi

Bölgesel rekabete rağmen siyasi farklılıklarını krize dönüştürmekten kaçınan İran ile Türkiye arasında Suriye yüzünden soğuk rüzgârlar esmeye devam ediyor. Görünürde kriz BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ile Almanya’dan oluşan 5+1 grubu ile İran arasında 13-14 Nisan’da öngörülen nükleer müzakerelerin İstanbul’da yapılmaması yönünde İranlılardan gelen itirazlardan kaynaklandı. Ancak gerilime müzakerenin nerede yapılacağına dair çelişkili açıklamalardan ziyade Suriye’de krizin çözümüne ilişkin görüş ayrılığı neden oldu. İranlıların İstanbul’a itirazı Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın Tahran dönüşü İran’dan alınan petrolü yüzde 20 düşürme kararının ardından geldi. İranlıların müzakereler için Bağdat, Beyrut ya da Şam’ı teklif etmesi ve son olarak İran Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Alaadin Burucerdi’nin “Türkiye’nin Suriye konusundaki tavrını radikal ve mantıksız. Türkiye artık dışlanmıştır. Türkiye fiilen toplantıya ev sahipliği yapma yetkinliğini kaybetmiştir” demesi Başbakan Tayyip Erdoğan’ı öfkelendirdi. Erdoğan, İran’ın çıkışını ‘diplomasi diline aykırı’ ve ‘ipe un sermek’ olarak niteledi. Dün ise İran cephesinden gerginliği dindirecek açıklamalar geldi. NTV’ye konuşan İran’ın Ankara Büyükelçisi Bahman Hüseyinpur “Türkiye ile aramızda gerginlik yok” derken Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ramin Mihmanperest de ‘Ankara veTahran arasındaki stratejik ilişkilerin zarar görmesine izin verilmemesi gerektiğini’ belirtip “Resmi makamların açıklamaları dikkate alınmalı. İki ülkedeki muhtelif kişilerin şahsi açıklamaları stratejik ilişkileri olumsuz etkilememeli” mesajı gönderdi. 

Tahran Deklarasyonu
Düne kadar Batı’nın İran’a yönelik yaptırımlarına kalkan olmak isteyen Türkiye, 2010’da Brezilya’nın desteğiyle ‘uranyuma karşı nükleer yakıt takasını öngören ‘Tahran Deklarasyonu’nu imzalamıştı. Tahran’da 16 Mayıs 2010’da yaklaşık 18 saatlik müzakereler sonunda, İran’ın ‘düşük düzeyde zenginleştirilmiş 1200 kg uranyumun Türkiye’de muhafaza edilmesi ve Viyana Grubu’nun da İran’a karşılığında 120 kg nükleer yakıt iletmesi’ kararlaştırıldı. Anlaşma Batı tarafından kabul edilmese de iki ülke arasında güven arttırıcı bir etki yarattı. Tahran, PKK ’nın İran kolu PJAK’a yönelik baskıları arttırarak Türkiye’nin yanında olduğunu gösterdi. 

Füze kalkanı
İki ülke arasındaki ilişkileri geren dönüm noktalarından biri de NATO kalkanının Malatya-Kürecik’e yerleştirilmesi oldu. Radarın ‘İsrail’i korumak için İran’ı hedef aldığını söyleyen İranlı komutanlar olası bir saldırıda füzelerinin Türkiye’ye yöneleceği tehdidini savurmuştu. Ancak İran Dışişleri tehdit dolu sözlerin hükümetin görüşünü yansıtmadığı açıklamasıyla gerilimi düşürmüştü. Türkiye’nin ABD’nin çağrılarına uyup İran’a yönelik petrol ambargosuna katılması da son darbe oldu. Yıllık petrol ithalatının yüzde 51’ini İran’dan sağlayan Tüpraş, bu miktarı yüzde 20 azaltırken, yerine uluslararası toplumun müdahalesiyle rejimin yıkıldığı Libya’ya yöneldi. (RADİKAL )