Türkiye, Avrupa Birliği'ne Nobel getirdi

Türkiye, Avrupa Birliği'ne Nobel getirdi
Türkiye, Avrupa Birliği'ne Nobel getirdi
2012 Nobel Barış ödülü, Avrupa'da barışa katkılarından dolayı AB'ye verildi. Komite birliğin başarıları arasında Türkiye'nin adaylığını da saydı

OSLO - Nobel Komitesi Başkanı Thorbjoern Jagland "AB, 60 yıldan fazla süredir Avrupa'da barış, uzlaşma, demokrasi ve insan haklarına katkıda bulundu" şeklinde konuştu. Komite kıtanın 2. Dünya Savaşı sonrasında birleşmeyi başardığını ve 1989'da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra da eski komünist ülkelerde istikrarın sağlanmasına yardımcı olduğunu söyledi. Komite, AB'nin başarılarını sayarken Türkiye 'ye de yer verdi.

Açıklamada "Geçtiğimiz on yılda Türkiye'nin üyelik olasılığı, ülkedeki demokrasi ve insan haklarının gelişimine katkıda bulunmuştur." ifadelerine yer verildi. Aynı zamanda Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ni de yürüten Jagland başkanlığındaki beş üyeli panelin kararı oy birliğiyle aldığı belirtildi. Ödül birliğin 54 yıllık tarihinin en zor dönemlerinden birine rastlıyor. Pekçok üyesi ekonomik krizle boğuşan AB, bu krizden yola çıkarak geleceğini tartışıyor. Nobel Komitesi başkanı, 27 üyeli birliğin mevcut finansal sorunlarına ve yaşanan toplumsal huzursuzluklara da değindi. Ancak Jagland, karar verirken yapının geçtiğimiz 60 yıldaki çalışmalarına yoğunlaşmak istediklerini belirtti.


1,2 milyon dolar


Birliğin 1,2 milyon dolarlık ödülü, 10 Aralık'ta Oslo'da verilecek. İsveç Akademisi geçen seneki barış ödüllerini üç kadına vermişti. 2011 Nobel Barış Ödülü, Liberya Cumhurbaşkanı Ellen Johnson -Sirleaf, Liberya'daki savaşı sona erdirmek için mücadele eden aktivistlerden Leymah Gbowee ve Yemen'de demokrasi yanlısı hareketin önde gelen isimlerinden Tavakkul Karman arasında paylaştırıldı. Bu sene 43’ü tüzel kişilik olmak üzere 231 kişi ve kurum Barış Ödülü'ne aday gösterildi.

HABER YORUM / FEHİM TAŞTEKİN

Birliğin ruhuna bir Nobel!


Birilerinin AB’nin ruhuna Fatiha okuduğu bir dönemde birliğe Nobel Barış Ödülü verilmesinin herkeste bir gülümsemeye yol açması doğal. Ekonomik krizin sarsıcı etkisiyle ‘ahı gitmiş vahı kalmış’ bir birlik için ödül psikolojik olarak doping etkisi yapabilir. AB aslında ödülü çok önceleri hak etmişti. AB’nin başarılı bir barış projesi olduğu konusunda kimsenin itirazı yok. Sadece zamanlama açısından biraz tuhaf oldu. AB’ye Nobel Ödülü belki Britanya ve İrlanda’nın Kıta Avrupası ile birleştiği 1973’te ya da Soğuk Savaş ruhunun gerçek anlamda çöktüğü 2004’teki genişlemenin ardından verilmeliydi. Ki o tarihte Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Letonya, Litvanya, Estonya, Malta, Kıbrıs Rum Yönetimi birliğe dahil olmuştu. Nobel Barış Komitesi 2009’daki tercihinden sonra yine tartışılacak bir seçimde bulunmuş oldu. ABD’de Barack Obama koltuğa henüz oturmuştu ve Afganistan ve Irak’ta devam eden savaşın başkomutanı olarak ödülü almıştı. Ödül insanlığın Obama’dan dünya barışına yapmasını umduğu katkı için verilen bir avans olarak tölare edildi. Ne var ki Obama konvansiyonel savaşı küçültse de insansız uçaklarla yürütülen savaşları geniş coğrafyalara yaydı. Gelelim AB’ye; kendisi bir barış projesi olsa da son dönemlerde dünya barışının temininde kayda değer hiçbir çabası ve etkisi olmadı. Haliyle ‘AB ne yaptı da Nobel’i hak etti’ sorusu çok da haksız sayılmaz. Hele hele ırkçılık, yabancı düşmanlığı ile İslamofobinin tırmanışa geçtiği ve bun karşı ikna edici politikaların geliştirilemediği bir dönemde...